İLETİŞİMDE EN ÖNEMLİ ŞEY SÖYLENMEYENİ DUYMAKTIR

(Toplumsal İlişkiler 3049)

فَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَ الْبَشٖيرُ اَلْقٰيهُ عَلٰى وَجْهِهٖ فَارْتَدَّ بَصٖيراً قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنّٖٓي اَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ 

“Müjdeci gelince gömleği onun yüzüne koyar koymaz (Yakub) görür oldu. Ben size: «Allah tarafından (vahiy ile)  sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim» demedim mi” dedi.” (Yusuf/96) 

Avusturyalı yazar, konuşmacı, danışman, öğretim üyesi ve yönetim bilimci Peter Ferdinand Drucker’in;(1909-2005) 

“iletişimde en önemli şey; söylenmeyeni duymaktır” sözünü nasıl okumalı? İletişimci gözüyle bakınca elbette çok şey ifade edebilir bu kulağı kesik olmak, ama genel anlamda bakılınca daha çok şeyler ifade edebilir belki bu söz.     

         Eskilerin bir sözü vardı hani, “leb demeden leblebiyi anlayacaksın”diye. Yani daha söze başlamadan karşısındakinin ne söylemek istediğini hemen anlayıvermek, anlayışının çok güçlü olması ve zeki olması demektir. Bu durum öyle herkeste kolay kolay bulunmuyor. İnsanların çoğu da bundan yoksun. 

      Burada en önemli konu insanların statik düşünme, konuyu anlamada geri oluşları, kendilerini geliştirememe, kapalılık, açık görüş sahibi olamama, kendilerini güncelleyememe, bağnaz düşüncelere sahip olma gibi nedenlerden ötürü ileriye ket vurduklarını görüyoruz.

      İletişimde söylenenleri duymaktan ziyade insanların ne demek istediklerini anlamak da çok önemli. George Orwell’in “insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de” sözü enterasan değil mi?Evet sevilmeyi, sevmeyi istemiyor değil insanoğlu, lakin anlaşılmayı daha çok istiyor. Ama anlaşılmanın olabilmesi için karşısında halden anlayan birine ihtiyaç var. Leb demeden leblebiyi anlayana. Halden anlayabilmek için de karşıdakini öylece sevmek gerek.  

      Hz. Mevlana; “anlaşılmak gibi bir derdimiz vardı. Ne zaman ki kendimizi anlatamadığımızı fark ettik, işte o vakit  susmalar dostumuz oldu” derken, anlaşılmamanın suskunluğa evrilişini sitem dolu sözlerle anlatır.

      İletişim dediğimiz şey kalbin kalbe dokunması değil midir? Karşımızdakini fark etmek, ona değer vermek, empati yapmak onu anlamaya çalışmak değil midir? Onun duygularını, fikrini ve kültürel yönden durumunu anlamak, sen dili yerine ben dilini kullanarak, söylenmeyi duymak yani iletişimde en önemli unsur değil midir? 

        Yine Yakub Peygamberin çocuklarıyla yaşadığı tüm bu olumsuzluklara rağmen kullandığı üslup ve davranışları, onun iletişimde en önemli şeyin söylenmeyenleri duymak olduğunun bariz işaretidir. 

Şemsettin ÖZKAN
14.05.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir