MÜKEMMEL DEĞİL İYİ İNSAN YETİŞTİRMEYİ HEDEFLEYİN

(Toplumsal İlişkiler 3050)

وَلْيَخْشَ الَّذٖينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا اللّٰهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَدٖيدًا 

“Geride, çaresiz, güçsüz çocuklar bıraktıkları takdirde, onların geleceğinden endişe duyanlar, yetimler, dullar ve yoksullarla ilgili de saygıyla aynı endişeyi duysunlar. Allah’a sığınsınlar, emirlerine yapışsınlar, günahlardan arınıp, azaptan korunsunlar ve doğru, yol gösterici, aydınlatıcı, güven telkin edici söz söylesinler.” (Nisa/9)               

“Etrafında kimseyi bulamamak zor, içinde kimseyi bulamamak ise daha zor” diyen, Silifke doğumlu, on bir çocuklu ailenin, on birinci çocuğu Doğan Cüceloğlu, tam bir Anadolu insanıydı. Henüz modern kent hayatının yaygın olmadığı zaman diliminde çocukluğunu yaşamıştı rahmetli hocamız. Bu yüzden insan olmanın yaşayarak öğrenenlerinden olmakla birlikte psikolog olması da onu nasıl insan olmamız gerektiği konusunda yolunu aydınlatıyordu.                            

        Doğan  Cüceloğlu; “mükemmel değil, iyi insan yetiştirmeyi hedefleyin” derken,insanın yetiştirdiği bireylerde her şeyden önce mutlu olmasını önceliyordu. İyi insan demek iyilik düşünen demektir. İnsan birine iyilik yaparken mutlu olmaz mı? İşte üstad bunu söylüyordu. Hem sosyal birer varlık olsun hem paylaşımcı olsun hem de herkesin iyiliğini isteyen olsun böylelikle de huzur dolu olsun.

        Lakin ne hikmetse öyle bir zaman geldi ki çocuk yetiştirmede toplum olarak hatalar yapmaya başladık. Çünkü mükemmel olsunlar, ayakları üstünde dursunlar diye onları odalarına kapatıp test çözme manyağı yaptık. Artık insanlar içine karışmayan, iyi okullar kazansın, harika öğrenciler olsun  diye o masum yavrularımızı tabiri caizse yarış atına çevirdik.

        Onları hiçbir iyilik organizasyonu içine göndermedik. Fakir garip guraba kapısına gönderip etkileşime sokmadık. Mahallede fakir komşuya sıcak bir çorba götürsün onların yüzündeki sevinci görsün demedik. Azla yetinmeyi değil, çok şeye sahip olmasını telkin edip durduk. Ama iyi insan olmasını hiç aklımızın ucundan dahi geçirmedik. Hep mükemmel olsun, süper olsun, zengin olsun doymak nedir bilmeyen bir atmosfer içinde yetiştirdik.

        Sonuç ne oldu? Asosyal bir kişilik, kendinden başkasını düşünmeyen, hırslı, cimri, içine kapanık, mutsuz, saygısız, sevgisiz bir nesil çıktı ortaya. Kısacası iyi insan olmayı öğretmedik, öğretemedik. Habire bilgi depoladık, değerler eğitiminden dahi bahsettik, panoları, evi, okulu, her yeri süsledik sabır, şükür, diğergamlı olmak, yardımsever olmak vb. değerleri yazdık satırlara, lakin sadırlarımıza yazamadık. Herkes her şeyi biliyor ama davranışa o değerleri çeviremiyor. Öğretim var, eğitim yok, irfan yok. Yunus Emreler, Mevlanalar yetiştirme projemiz olmuştu. Böyle bir sunum yapılmıştı iyi 

hatırlıyorum eski bakanlarımızdan biri yapmıştı. Ama havada kaldı. O gün cafcaflı, yaldızlı sözler nutuklar söylendi. Sonra unutuldu gitti. Bugün öğretmenine bırakınız saygı duymayı, öldüren öğrenci noktasına geldik. Bir eğitimcinin öğrencisi tarafından katledilmesi bu ülkede ne acı. Üstelik kadın olmasına, anne olmasına rağmen çok acı. 

         Niye böyle oldu? Çünkü terbiye seni ilgilendirmiyor sen sadece dersine gir çık, okuyanı okumayanı, psikolojik sorunlu çocuğu doldur, öğretmenin tatilini konuştuğunuz kadar katilini konuşmayın, öğrencileri başarı odaklı yetiştirmeyi önceleyin. Ama iyi insan olması için bir şey yapmayalım sonuçta mutsuz, umutsuz, tatsız ve tuzsuz bir güruh… 

         Netice mi? Fazilete ve erdemliliğe yol açmayan bir eğitim, boş bir aldatmacadan başka bir şey değildir.    

Şemsettin ÖZKAN
15.05.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir