BAŞKA GEZEGENLERDE DE HAYAT VAR MI DİYE MERAK EDERİZ SANKİ BU GEZEGENDE YAŞAMAYI BECEREBİLMİŞİZ GİBİ

(Toplumsal İlişkiler 3051)

ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذٖيقَهُمْ بَعْضَ الَّذٖي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ 

“Kur’an ışığından yüz çeviren insanlığın kendi eliyle yaptığı kötülükler yüzünden, hem toplumsal, hem de doğal denge bozularak, karada ve denizde haksızlık, adaletsizlik, kan, gözyaşı, dünya savaşları, nükleer felaketler, aşırı silahlanma, çevre kirlenmesi, uyuşturucu, alkol, cinsel sapıklıklar, terör ve anarşi gibi her türden fesat ve bozgunculuk ortaya çıktı. İşte Allah, yaptıklarının bir kısmını onlara daha bu dünyada böylece tattırıyor ki, bu gidişin yanlış olduğunu anlayıp yeniden Kur’an’a dönsünler.” (Rum/41)

Yaptığı araştırmalar ve yazdığı ilginç makalelerle hakkında “Modern Kahin” nitelemesi yapılan İngiliz şair ve yazar Aldous Huxley (1894-1963) der ki; “başka gezegenlerde de hayat var mı diye merak ederiz, sanki bu gezegende yaşamayı becerebilmişiz gibi.”

        Haklıdır, bu gezegende yaşamayı beceremediğimiz gibi, dünyamızı yaşanmaz hale getirdik. Havayı,karayı ve denizleri öyle bir kirlettik ki, haddi hesabı yok. Silahlanmayla o kadar çok insanı öldürüyor ki insanoğlu, insanım demeye yüzleri yok. 

       Doğal olan her şeyi bozuyor insanoğlu nesli, ekini, kendini.

 Hızını alamayan insanoğlu hayvanları dahi bozdu.  Şimdi de başka gezegenleri bozmanın peşinde.

       Yukarıda geçen ayet, insanın yerküredeki tabii dengeyi bozacak birtakım yanlışlar yaptığını ortaya koymaktadır. Dünyamızdaki teknolojik gelişmeler, para hırsı, rekabet ve lüks yaşama tutkusu insanları fütursuz ve dengesiz bir çalışmaya itmektedir. Bunun bir neticesi olarak toprağın doğal yapısında bitkileri ve onlardan istifade eden canlıları tehdit edecek ciddi bozulmalar, nehirlerde ve denizlerde hayatı olumsuz yönde etkileyecek çok ciddi kirlenmeler görülmektedir.

      Tabii dengenin tahrip olması ve canlıların yok olup gitmesi gibi felaketlere seyirci kalan insan, bugün dünyada genetik bozulmalara kadar giden çok daha büyük yıkımlara imza atmaktadır. Yani İnsanoğlu yüzyıllardır çevresine ve doğaya bilinçsizce verdiği zararların bedelini ödemektedir.
(C. Külünkoğlu Meali 41. Ayet Açıklaması)

      Ayrıca Kurân’da fesat kelimesi genel olarak Allah’ın belli bir ölçüye göre yaratıp öylece sürmesini dilediği fıtri ve evrensel düzenin herhangi bir şekilde bozulmasını ifade eder. 

      Kur’an, yeryüzünde hakim kılmak istediği barış ve selamete dayalı İslami yaşama biçimine karşı çıkan girişimleri bozgunculuk sayar.

      Dünya barışını bozanlar, yeryüzünde fesat çıkaranlardır. Karada ve denizde doğal dengenin ve eko sistemin bozulması da ifsattır. Yani mevsimlerin bozulması, yağışların azalması veya çoğalması, bitkilerin verimsizleşmesi, suların kirlenmesi, suda yaşayan canlıların yok olması, eko sistem ve atmosferin bozulması, ozon tabakasının zayıflaması ve delinmesi, buna bağlı olarak yüksek radyasyonun neden olduğu kanser ve benzeri hastalıkların çoğalması, tüm bunların sonucunda da yeryüzünde sıkıntılı bir hayatın meydana gelmesidir.

     Hazza dayalı (yani varolmak ya da ihtiyaçları karşılamak için değil haz ve zevk almak için) tüketimi esas alan paylaşımdan yoksun yaşam tarzı faiz sistemini doğurmuş, faize dayalı kapitalist sistem ‘sonsuz istekleri’ karşılayabilmek için dünyanın ‘kısıtlı’ yer üstü ve yer altı kaynaklarını hızla tüketip tabiatı kirletmiştir. 

     Bunun sonucu olarak temiz su kaynakları, solunacak temiz hava ve yenilecek doğal ve sağlıklı yiyecek temini her geçen gün biraz daha zorlaşmaktadır. Böylece ortaya çıkan biyolojik ve psikolojik komplikasyonların insan sağlığını tehdit ettiği bilimsel çalışmalarla da teyit edilmiştir. İşte Kurân’ın zaman üstü oluşunun bir delili de bu tarz ufuk ayetleridir. (Kurandan Hayata)

Şemsettin ÖZKAN
16.05.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir