SÖYLENMESİ GEREKEN HER ŞEY ZATEN SÖYLENMİŞ AMA KİMSE DİNLEMEDİĞİ İÇİN HER ŞEY YENİDEN SÖYLENMELİ

(Toplumsal İlişkiler 3047)

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ قُرْاٰناً عَرَبِياًّ وَصَرَّفْنَا فٖيهِ مِنَ الْوَعٖيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ اَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْراً 

“Ey insanoğlu! İşte böylece Biz bu kitabı, Arapça yani,hiç bilmediğiniz bir dilde değil, okunup anlaşılabilen ve hayatın her cephesini kuşatan; insanın bulunduğu her yerde sürekli okunup gündeme getirilmesi gereken bir Kur’an olarak gönderdik ve içerisinde, her türden uyarıyı tekrar tekrar ele alıp açıkladık ki, önce Kur’an’ın ilk muhatabı olan Araplar, daha sonra da tüm insanlar iyiliklere, güzelliklere yönelip kötülüklerden sakınsınlar; yahut bu ibret verici ayetler, onların en azından gaflet uykusundan uyanmalarını ve öğüt alıp düşünmelerini sağlasın.” (Taha/113)

Hani duymuşsunuzdur Ziya Paşa’nın; “et-tekrarü ahsen velev kane yüz seksen” sözünü. Velev ki 180 kere dahi olsa tekrar etmek güzeldir. Tekrar bir öğrenme metodudur yoksa bıktırmak hiç değildir.

           Bir de şöyle soralım; “tekrar her şey neden söylenmeli?” Dinleyen mi, anlayan mı, anlamak istemeyen mi, işine gelmeyen mi yok! Hangisi veye hangileri ve neden? Bilgi toplumunda asıl yapılması gereken şey ne? 

          Jean Paul Sartre; “söylenmesi gereken her şey zaten söylenmiş, ama kimse dinlemediği için her şey yeniden söylenmeli” bir geriye dönüşten bahsetmiyor, anlaşılmayan bir şeyler var. lütfen bu meseleye bir kez daha eğilmemiz demeye getiriyor lafı. Mevzu aslında bu kadar basit.

           İnsan unutkandır tekrar hatırlatılması gereken hususlar vardır. Bu yüzden tekrar konunun ele alınması gerekir. Tekrardan da ziyade o meselenin tesis edilmesi inşa edilmesi vardır. Her tekrar ayrı bir hikmettir. Kur’an bir konuyu birçok surede yeniden dile getirirken hafızamıza o mevzuyu adeta çiviler. O konu artık anlaşılmamış olmaktan çıkar. 

          Otuz bir defa tekrarlanan Rahman suresindeki “Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” ayeti, surede bahsedilen her iki nimet arasında yer almıştır. Bununla zikredilen nimetlerin kıymetine dikkat çekilmiş, Allah’ın lütuflarının sonsuzluğuna işaret edilmiş ve bu nimetleri inkar etmenin çok çirkin olduğu nazara verilmiştir. Çeşitli iyilikleri nankörlükle inkar edenlere karşı kullanılan üslupta tekrarların yapılması, güzel bir anlatım tarzıdır. Kendisine yapılan iyilikleri inkar eden bir kimseye karşı, şöyle denilir: “Hani sen fakir idin; ben sana yardım ettim de zengin oldun. Şimdi bunu inkar mı ediyorsun? Hani sen çıplak idin, ben seni giydirdim.” Uyarı niteliğini taşıyan böyle bir konuşma sitili, Araplarca makbul sayılan bir tekrarlamadır. 

         Fahreddin Razî’ya göre: bunun bir önceki surede yer alan tekrar ile ilişkisi vardır. Şöyle ki: Orada, eski kavimlerin kötülüklerinden dolayı kendilerine verilen cezadan söz edildikten sonra, “Nasılmış benim azabım ve uyarılarım?” diye de tekrar edilmiştir. Bu ayet orada dört defa tekrarlanmıştır. Bunlardan biri asıl âyet, diğer üçü ise, tekrar sayılır. İşte burada da bir defa asıl ayet, otuz defa da tekrar söz konusudur. Dikkat edilirse, üç sayısı ile otuz sayısı arasında bir ilişki vardır. Kalem Suresinde suçlulara verilen cezalara dikkat çekilmiş iken; burada nimetlere işaret edilmiştir.

“Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse, ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse, o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır.” (Enam/160) ayetinin işaret ettiği gibi; iyilikler ona katlanırken, cezalar misliyle. İşte Kalem Suresinde cezalardan söz edildiği için üç ayet tekrarlanmış, burada ise, nimetlerden söz edildiği için, üçün on katı olan otuz ayet zikredilmiştir. 

         Bu tekrarın bir hikmeti de şudur: Nimetler iki çeşittir. 

Birincisi, zararların defedilmesi, ikincisi ise menfaatlerin celbedilmesidir. Burada menfaatlerin en güzeli olan sekiz cennet ile, zararların en kötüsü olan yedi cehennemden söz edilmiştir. Bu iki sayının toplamı on beştir. Muhataplar ise, iki sınıf olduğundan; bu sayı iki ile çarpılınca otuz yapar. İşte tekrarların sayısı da otuzdur.

          Tekrar, bilginin dile, zihne ve kalbe kolay bir şekilde yerleşmesini sağlar. Hz. Peygamber (s.a.v) ashaba yeni bilgiler öğretirken üç defa tekrarlamış ve önemli hususların zihne yerleşmesi için çalışmıştır. Ayrıca dinleyicilerin anlama kapasitesine göre zaman zaman tekrar yapmıştır. Nitekim Hz. Enes; “Hz. Peygamber (s.a.v) bir söz söylediği zaman, iyice anlaşılsın diye üç defa tekrar ederdi. Yine bir kavmin yanına gelip selam verdiği zaman da üç kere selam verirdi” diyerek tekrarın önemine dikkat çekmiştir. 

Şemsettin ÖZKAN
12.05.2026 KONYA 

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-sorularlaislamiyet.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir