(Toplumsal İlişkiler 3026)

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدٖينَةِ امْرَاَتُ الْعَزٖيزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِهٖۚ قَدْ شَغَفَهَا حُباًّ اِنَّا لَنَرٰيهَا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ
“Şehirdeki kadınlar, azizin karısı, kölesinden murat almak istemiş, sevgi, bütün kalbini kaplamış, görüyoruz ki o, apaçık bir sapıklıkta dediler.” (Yusuf/30)
Aşk eri Hz. Mevlana, şüphesiz aşkı en iyi tanımlayan mana erlerinden biridir. Bu tartışmasızdır. Elbette tasavvufta nihai hedef Mevla aşkıdır. Lakin hakiki aşkın izdüşümleri olan beşere olan aşk da hakiki aşkın tecellileri değil midir? O aşklarda insanı eninde sonunda pınarın başına yani Allah aşkına götürmeyecek mi?
Hz. Mevlana; “söylesene yar; neden hep sana çarpıyor yüreğim? Aklım mı dar, yoksa her yerde “SEN” mi var?” derken asla aşksız olunamayacağını anlatır.
Hz. Mevlana Divan-ı Kebir’inde (c.l, 378-380)der ki; “nereye gidersen git, akıl anahtardır. Her kapıyı açar, fakat burada ne yapabilirsin ki? Akıl anahtarlığı bırakmış, kilit olmuştur” der ve aşkın karşısında tutulan aklın anahtarlıktan kilitliğe nasıl dönüşmek zorunda olduğuna vurgu yapar.
Geliniz bu beyitlere bir göz atalım:
• Ey aşk padişahına yenilen, ona mat olup kalan! Bu hale üzülme! Ona karşılık verme!
• Yokluk bağına gel de, kendi ölümsüz canında cennetleri seyret!
• Eğer sen kendi varlığından, benliğinden birazcık olsun ileri gidersen bunların ötesinde bu mana göklerini seyredersin.
• Nurdan çadırı ve bayrakları olan o manalar ve hakikatler padişahını görürsen, hakikatler gözüne görününce artık keramet arama! Çünkü kerametler onun kudretinin varlığının nişanı, belirtisidir.
• Ayrılığa fazla dayanamadığı için dağlardan köpürerek, ağlayarak, feryat ederek, başını taştan taşa çarparak aslına doğru koşan sel denize kavuşunca ne olur? Heyhat artık onun varlığı kalır mı?
• Ey Tebrizli Şems, biz artık mat olduk. Bizden sana yüzlerce selam, yüzlerce hizmet!
• O hocanın kulağı pek keskin ama kendisi pek kavgacı, kendini de ağıra satıyor.
• Ben onun gülüşüne baktım da, aldandım. 0 susuyor. Sessiz gördüm de emin oldum, içim rahat etti.
• Dikkat et! Aklını başına al! 0 saman altında su yürütüyor. Saman altında coşup köpüren bir deniz gizli.
• Nereye gidersen git akıl anahtardır! Her kapıyı açar. Fakat burada ne yapabilirsin ki akıl anahtarlığı bırakmış, kilit olmuştur.
• O senin yüzüne bakar da güler, bu bir yüz örtüsüdür. Bu gülüşe sakın aldanma!
• O nun eline düşen her gönül hiç durmadan çeng gibi coşar, ağlar durur.
• Bütün bunlara rağmen ruhlar anlar gibi onun etrafında uçuşur dururlar. çünkü çok az, çok ender bulunur manevi bir baldır.
• O öyle bir mana arslanıdır ki gam onun heybetinden kör bir fare gibi mezar kovuğuna gizlenir.
Şemsettin ÖZKAN
21.04.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-dosyalar.semazen.net (Divan-ı Kebir’den Seçmeler alıntı)