(Toplumsal İlişkiler 3027)

وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىؕ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ الَّذٖي جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصٖيرٍ
“Sen onların milletlerine (Siyonist ve emperyalist emellerine ve zulüm düzenlerine) tâbi olmadıkça Yahudi ve Hristiyanlar, kesinlikle Senden(ve Ümmet-i Muhammed’den) asla razı olacak (memnun kalacak) değillerdir. (Eğer Yahudi ve Hristiyanların zalim takımı, Müslüman bilinen kimselerden razıysa ve yardımcı oluyorlarsa, anlayın ki bunlar, kendilerinin güdümüne girmişlerdir.) De ki: Şüphesiz (tek) kurtuluş ve huzur yolu, Allah’ın yoludur (Peygamberin sünneti ve sistemidir). Eğer Sana gelen bunca ilimden (ve Kur’ani haber ve hükümlerden) sonra onların (yani Siyonist ve emperyalist odaklara yanaşanların) hevâlarına(ve şeytani arzularına) uyacak olursan, (artık) Senin için Allah (tarafın)dan ne bir dost, ne de bir yardımcı kalıverir.” (Bakara/120)
Hedonizm, yani hazcılık akımına kapılıp gidenlerin vay haline! Hedonizm kelime anlamı olarak ”hazcılık, haz alma” anlamına gelir. Cinsel hedonizm ise yaşamın bütün anlamı cinsel hazdadır görüşünü savunur. Cinsel hazza teslim olmuşluk bir davranış bozukluğudur. Hedonistler haz almayı her şeyden önce tutarlar ve sadece eğlenceye dayalı bir yaşam tarzları vardır.
Hedonizm çağdaş bir kavram olarak insan hayatının tamamına yansıyacak şekilde neredeyse her şeyine hakim olmuştur. Siyasi, ekonomik, toplumsal, bireysel, günlük yaşam, edebiyat, sinema, basın, moda, müzik hatta ve hatta dinin yozlaştırılmasına kadar gidebilecek bir boyuttadır. Çok tehlikelidir.
Şemsi Tebrizi’nin; “heva ve hevesine kapılmış kimselerle düşüp kalkma ki, seni karartmasınlar” derken bu tehlikeye dikkatlerimizi çeker. Nefse tabi olmak, heva ve hevesine kapılmak insanı perişan eden bir halet-i ruhiyedir.
Bakınız Rasûlullah (s.a.v), hevâyı ilâh edinmenin ne kadar büyük bir kötülük olduğunu şöyle ifade eder:
* “Allah’a göre, gök kubbe altında ibadet edilen sahte ilâhlar arasında, peşine düşülen hevâdan daha ağırı ve daha kötüsü yoktur.” (Heysemî, I, 188)
* “Ümmetim adına en çok korktuğum şey; nefislerinin hevâlarına uymalarıdır.” (Bkz. Heysemî, I, 187; Süyûtî, I, 12)
* “Sizin hakkınızda en çok korktuğum şeylerden biri, mîdeleriniz ve iffetleriniz hususunda sizi azgınlığa sürükleyen şiddetli arzular, diğeri de hevâ ve hevesinizin sizi dalâlete düşürmesidir.” (Ahmed, IV, 420, 423; Heysemî, I, 188; Ebû Nuaym, Hilye, II, 32)
* “Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet de nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.” (Buhârî, Rikâk, 28; Müslim, Cennet, 1. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünnet, 22; Tirmizî, Cennet, 21; Nesâî, Eymân, 3)
Önemle üzerinde durulması gereken en kritik konu, heva ve hevesini ilah edinenlerle arkadaş olmak, dost olmak ve onlarla oturup kalkmaktır. Onlarla birlikteliğin bizi de etkileyeceği aşikardır. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü, boşuna söylenmiş bir söz değildir.
Şemsettin ÖZKAN
22.04.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-islamveihsan.com