SİZİN GEÇMİŞLE İŞİNİZ BİTMİŞ OLABİLİR AMA GEÇMİŞİN SİZLE İŞİ ASLA BİTMEMİŞTİR

(Toplumsal İlişkiler 3054)

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُصٖيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْدٖيكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَثٖيرٍ 

“Başınıza gelen musibetler, felaketler kendi ellerinizle işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar yüzündendir. Allah müstahak olduğunuz, başınıza gelecek felâketlerin çoğunu da bertaraf ediyor.” (Şura/30)

Her şey silinebilir lakin insanın geçmişi asla silinemez. Zira mazi, insanın kalbinde bir yaradır. Geçmiş insanın yakasını bırakmaz. Gölge gibi takip eder onu adeta. Her ne kadar insan, geçmişe bir sünger çektiğini zannetse de. 

          20. yüzyıl yaşamını, icatlarıyla büyük bir şekilde etkileyen Amerikalı mucit ve iş adamı Thomas Alva Edison; (1847-1931) “sizin geçmişle işiniz bitmiş olabilir ama geçmişin sizle işi asla bitmemiştir” derken bu olguyu anlatır aslında.

         Geçmişe de takılıp kalmak psikolojik bir hastalık olsa gerek. Geçmişte yapılan hataları tövbe ile bertaraf etmek güzel bir yöntemdir. Tövbe bir rahatlamadır.

         Sadiye Erol Aykaç “Ben Rabia” da; “Çünkü tövbe mazi için pişmanlık, an için halimizi ıslah, gelecek için de azim ve kararlılığa sebep olur. Maziye tövbe ederken günahları da kaderin bir parçası gibi tasavvur edip geçmiş olana takılıp kalmamak ve anda bütün gayretini azimetini ibadetlere yöneltip gelecek zamana dua ve niyazla hazırlanmak gerekir” der.

         En iyisi maziye üstad Necip Fazıl Kısakürek’in “İman ve Aksiyon” unda baktığı gibi, ibret nazarıyla bakıp, ondan dersler çıkarmalıdır: 

         “- Eğer hemen değilse ne vakit?” Nefse mühlet vermemek için… Bu sözün de hakikati İslâm’dadır. Şeyh Muhammed Parisa Hazretleri kendi lisanıyla der ki:
“- Halk-ı gafil (gafil halk) kemal-i keselinden (yorgunluğundan) bir laf eder: Yarın olsa da bir iş işlesem…”

          Bilmez ki, bugün, dünkü günün yarınıdır. Bugün ne işlemiştir ki, yarın ne işleye!..”

          Onun için bizde, bizim dini kanaatimizde mazi, gelmiş ve geçmiş bir ibret, istikbal ise bir hayalden ibarettir. Hadise, an, yaşanan an üzerinde… “Dem bu dem, saat bu saat” davası…  

          Bir Müslüman yaşadığı anın mesulüdür… Onun için tasavvufta hal sahiplerine, “Ebü’lvakt” denir; vaktin babası… 

          Aksiyoncunun da baş hasleti, mühlet vermeden nefsine, her an kendisini vazifedar bilmektir. (Aksiyon)un baş şartlarından biri de disiplin… İmam-ı Rabbanî’nin bir misali var: “- Hakikate bağlılık bahsinde, müridin büyüğüne bağlılığı, gassal (ölü yıkayıcısı) elindeki meyyit (ölü) gibi olmalıdır.” 

Şemsettin ÖZKAN
19.05.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir