KİŞİSEL GELİŞİM

Bir Kavanoz İki Fincan                      

Değerli Dostlar,                                                                                                      

Modern zamanlarda yaşıyoruz, facebook, whats App, Google, YouTube, instagram vb.gibi sosyal ağlar etrafımızı sardı. Sosyal medya, akıllı evler, arabalar, telefonlar derken;  asosyal, depresyonlu, stresli ve toplumsallıktan uzak kişiler olduk çıktık. Sosyal medyada döktüren selfiye çekenlere bir bakınca, anneden babadan, akrabadan, komşudan hasılı insanlardan kopuk, sanal bir dünyada yaşadıklarını müşahede ettik. Gitgide insanların yalnızlaştıklarını, bireyselleştiklerini ve maskeli bir baloyla hayat sürdüklerini gözlemledik. Aşağıdaki hikaye hayatta neyi ön plana çıkarmamız konusunda bize ipuçları veriyor:  

      Öğrencilerine hayat üzerine ders vermekte kararlı olan profesör, hiçbir şey söylemeden, kürsünün üstüne büyükçe bir kavanoz koyar. Ardından kavanozu, tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler, hep bir ağızdan kavanozun dolduğunu söylerler.
     

      Bir sonraki aşamada profesör, içi çakıl taşı dolu olan bir torba çıkarır ve torbanın içindeki tüm çakıl taşlarını kavanoza döker. Sonra çalkalayarak taşların tenis toplarının arasındaki boşluklara yerleşmesini sağlar.

       Öğrencilerine tekrar sorar;
– “Kavanoz doldu mu arkadaşlar?”
Öğrenciler yine “evet doldu” diye cevap verirler.

       Profesör bu defa içi kum dolu bir torba çıkarır ve torbanın içindeki tüm kumu kavanozun içine boşaltır. Onu çalkalar ve kumların, içi tenis topu ve çakıl taşı dolu olan kavanoza yerleşmesini sağlar.
Bir defa daha sorar öğrencilerine;

– “Kavanoz doldu mu arkadaşlar?..”
Öğrenciler bir kez daha yanıtlar;
– “Evet, doldu…”

       Profesör bir öğrencisini kantine gönderip iki fincan kahve almasını rica eder… Gönüllü bir öğrenci koşarak sınıftan çıkar ve kısa bir süre sonra iki fincan kahve ile geri döner. Öğrencisinin elinden kahveleri alan profesör bu defa bu kahveleri kavanozun içine döker ve çalkalar.
Sınıfa dönüp son kez sorar;

“Kavanoz doldu mu arkadaşlar?”
Öğrenciler biraz şaşkın dördüncü defa “evet doldu” diye cevap vermek zorunda kalırlar…

Bunun üzerine profesör içi tenis topu, çakıl taşı, kum ve kahve dolu kavanozu iki eli ile kaldırarak sınıfa gösterir ve şöyle der;
– Bu
kavanoz sizin hayatınızı simgeler…
Bu
tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir
Aileniz, çocuklarınız, sağlığınız arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeyler…
Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur…
Çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeyleri temsil eder…
İşiniz, eviniz, arabanız vs…
Kum ise geriye kalan ufak şeylerdir


      Şayet kavanoza önce kum doldurursanız çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz…
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir… Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır…
Dikkatinizi mutluluğunuz için değer taşıyan önceliklerinize çevirin…
Çocuklarınızla oynayın…
Sağlığınıza dikkat edin…
Eşinizle yemeğe çıkın…
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın…
Yani öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin…

Önceliklerinizi, sıraya dizmeyi iyi bilin… Gerisi hep kumdur…

       Tam bu esnada bir öğrenci sorar; ´
– “Peki, o iki fincan kahve neydi hocam?” Profesör gülerek yanıtlar: ´
– “Bu soruyu bekliyordum.
Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle birer fincan kahve içecek kadar yeriniz vardır. O iki fincan dostlarınızla keyifle içeceğiniz kahvedir.”

KİŞİSEL GELİŞİM” için 1 yorum

  1. Reel hayatta da hepimiz küçük şeylere çok fazla enerji harcıyoruz. Enerjimiz ve vaktimiz kalmadığından da güzel şeyler yapmakta zorlanıyor ve her şeyden şikayetçi
    oluyoruz. Buda her bireyi barut fıçısına çeviriyor.En ufak şeylere bile tahammülsüz davranışlar sergiliyoruz.Olaylara bakışımızı destekleyecek güzel bir örnek….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.