(Toplumsal İlişkiler 3141)

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّهٖ مِسْكٖينًا وَيَتٖيمًا وَاَسٖيرًا
اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُرٖيدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُورًا
“Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.”
“(Ve şöyle derler:) “Biz sizi Allah rızâsı için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsan/8-9)
Muzaffer Özak Efendi’nin; “cebindeki paranın ebediyen senin olmasını istiyorsan; o parayla açları doyur, çıplakları giydir, ağlayanların gözyaşını sil!” sözü dünyadaki geçici malın infak edilerek (hayır yolunda harcanarak) nasıl ebedî bir ahiret azığına dönüştürüleceğini anlatır bize.
İslam inancında malın gerçek sahibi olan Allah’ın rızasını kazanmak ve ihtiyaç sahiplerini gözetmekle ilgili Kur’an-ı Kerim’de yer alan temel ayetlerden bazıları şunlardır:
Açları Doyurmak ile İlgili Ayetler:
- “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. ‘Biz size sadece Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz’ derler.” (İnsan Suresi, 8-9. ayetler)
- “Yahut kıtlık gününde yemek yedirmektir; yakınlığı olan bir yetime veya toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) bir yoksula…” (Beled Suresi, 14-16. ayetler)
Çıplakları Giydirmek ve Yoksulları Gözetmek ile İlgili Ayetler:
- “Sadakalar (zekatlar) ancak fakirler, miskinler, zekat toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar içindir…” (Tevbe Suresi, 60. ayet)
- “Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak bitiren bir tohumun durumu gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, ihsanı bol olandır, hakkıyla bilendir.” (Bakara Suresi, 261. ayet)
Ağlayanların Gözyaşını Silmek (Yetim ve Öksüzleri Korumak) ile İlgili Ayetler:
- “Öyleyse sakın yetimi ezme! İsteyip dileneni de sakın azarlama!” (Duha Suresi, 9-10. ayetler)
- “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakan, yoksulu doyurmaya teşvik etmeyen kimsedir.” (Maûn Suresi, 1-3. ayetler)
Paylaşmanın Ebedî Değeri Üzerine:
- “Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise ebedîdir…” (Nahl Suresi, 96. ayet)
- “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) infak etmedikçe asla iyiliğe erişemezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Âl-i İmrân Suresi, 92. ayet)
- Bu ayetler, infak edilen her bir kuruşun ve giderilen her
- bir ihtiyacın Allah katında karşılık bulacağını ve gerçek zenginliğin dünyada biriktirilen değil, ahirete gönderilen mal olduğunu ifade eder.
- Bu söz şu temel düşüncelere dayanır:
- Geçicilik ve Gerçek Sahip Olma: Cebinizde tuttuğunuz, harcamadığınız veya sadece kendiniz için biriktirdiğiniz para aslında sizin değildir. Bir gün sizden gidebilir, mirasçılara kalabilir veya değerini yitirebilir.
- Ebedileştirme (Ölümsüzlük): Parayı başkalarının hayatına dokunmak için (açları doyurmak, giydirmek, dertlerini hafifletmek) kullandığınızda, o para fiziksel olarak cebinizden çıkar. Ancak ahlaki ve manevi bir yatırıma dönüşür.
- Sadaka ve İyilik: İhtiyaç sahiplerine verilen her sadaka ve yapılan her yardım, ilahi adalet terazisinde kalıcı bir sevaba dönüşür. İyilik, hem bu dünyada gerçek bir huzur sağlar hem de inanca göre ahirette sizi karşılayacak en değerli sermayeniz olur.
Özetle bu söz; parayı biriktirip dünyada bırakılacak bir araç olarak görmek yerine, iyilik yolunda harcayarak onu manevi anlamda sonsuza dek kendinize ait kılmanın (kalıcı bir esere/sevaba dönüştürmenin) önemini vurgular.
Şemsettin ÖZKAN
14.08.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı