(Toplumsal İlişkiler 3042)

وَمِنْ دُونِهِمَا جَنَّتَان
“Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.”
فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
“O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?” (Rahman/62-63)
Mutluluk dediğimiz şey aslında bir şükür, kanaat etme olayı değil midir? İnsan elindeki nimetlerin bir türlü farkına varamadığından mutsuz değil midir? Bir açgözlülük saplantısı içinde olduğundan kaygı bozuklukları yaşamıyor mu?
Time dergisinin 20.yüzyılın en önemli 100 kişisi arasında gösterilen Amerikalı engelli hakları savunucusu, siyasi aktivist ve yazar Helen Adams Keller (1880-1968) der ki; “bir mutluluk kapısı kapandığında, mutlaka bir başkası açılacaktır. Ancak genellikle kapanan kapıya bakmaya devam ettiğimiz için, yeni açılan kapının farkına bile varamıyoruz.”
Haklıdır Keller. Ne hikmetse insan önüne değil de, ısrarla geriye bakar. negatife, olumsuz olan şeylere insanın bu düşkün oluşu, pes dedirtecek cinstendir. Resmen mutsuzluğa kapı aralamaktadır.
Asıl tehlikenin mutlu gibi gözüken mutsuzlar olduğunu ve bunların çoğunlukta olduğunu söyleyen Oscar Wilde; “insanların bir kısmı mutlu, bir o kadarı ise mutsuzdur. Geri kalanların tümü; mutlu gibi görünen mutsuzlardır” derken, modern toplumların hayatlarından öyle sanıldığının aksine zevk almadıklarını anlatır aslında. Evet, rahata alışmışlardır, daha mutlu olmaları beklenirken, tam aksine konfor ve konfora duydukları aşırı özlemleri onlarda mutsuzluğun pimini çekmelerine neden olmuştur.
İnsanın farkındalık oluşturan yeni köprüler inşa edecek mutluluklar yerine, ardı sıra hep arkasında kapanan kapılara bakmaya hevesi yüzünden dönüp dönüp hep geriye bakması onu mutsuzluğa götürmesi Hud suresi 81. ayetinde de anlatılır:
“[Bunun üzerine melekler:] “Ey Lût, bak, biz senin Rabbinin elçileriyiz! (Korkma,) [düşmanların] sana asla ilişemeyecekler! Artık, ailenle beraber gecenin bir vaktinde yola çık; aranızdan kimse arkasına bakmasın, karının dışında [ailenden kimse arkada kalmasın]: çünkü, bil ki, onların başına gelecek olan onun da başına gelecek. Onlar için belirlenmiş vakit tam da (bu) sabah; eh, sabah da zaten yaklaşmadı mı?”
Muhammed Esed, Kur’an Mesajı adlı eserinde arkaya bakmak ifadesini Fahrüddin Razi’nin bakış açısıyla açıklar ve der ki; “yani, soyut anlamda, “geride bıraktıklarına” (Râzî) maddi anlamda geriye bakmanın değil, günahkar şehir halkıyla bütün ilişkileri kesmenin söz konusu olduğu aşikar.” Demek ki geriye bakmak, Lut Peygambere inanan o bir avuç insanı mutsuzluğa sevk edecektir. Önümüze bakmalıyız arkamıza değil. Yeni imkanlar yeni fırsatları var eden yüce Yaradan’a daha çok tevekkül etmeli, yani O’na güvenmeliyiz.
Muhtemelen olumlu şeylere odaklanmamız bizim için daha hayırlı olacak ve bizi mutlu kılacak. Sürekli kırmızı bir otomobil düşünürsen etrafında daha çok kırmızı otomobil göreceksin. Devamlı üzgün olursan, üzülmek için daha çok sebep bulacaksın. Her zaman fırsatları düşünürsen karşına daha çok fırsat çıkacak. Sen farkında olmadan düşüncelerin seni ve geleceğini şekillendiriyor. Başarıya odaklanıyorsan başarı, mutluluğa odaklanıyorsan mutluluk gelecek. Her şey ne düşündüğüne bağlı bir bakıma. İyi şeyler mi, kötü şeyler mi düşünüyorsun söyle bana, seni ve geleceğini anlatayım sana.
Şemsettin ÖZKAN
07.05.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com