ÇOĞU İNSAN ANLAMA NİYETİYLE DİNLEMEZ CEVAP VERME NİYETİYLE DİNLER

(Toplumsal İlişkiler 3018)

وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ 
“Kur’an okunduğu zaman, hemen (dikkatle ve anlama gayretiyle) onu dinleyin ve susup (saygıyla takip edin. Evlerinizde de, bu ayetlerin mealini okuyup öğrenin). Umulur ki esirgenmiş olur (İlahi rahmet ve merhamete erişirsiniz).” (Araf/204)

İbnu Ebi Hatim`in ve daha başkalarının Ebu Hureyre (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime bazılarının namazda Resulullah (a.s.)`ın arkasında yüksek sesle konuşmaları üzerine indirildi. Abdullah bin Muğaffel (r.a.) ve Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`dan da buna benzer rivayetler nakledilmiştir. 

            Zühri`nin rivayetine göre de bu ayeti kerime ensardan, Resulullah (a.s.) Kur`an-ı Kerim okuduğu zaman kendisi de aynısını okuyan bir genç hakkında indirilmiştir.

           Sa`id bin Mansur`un Sünen`inde Muhammed bin Ka`b`dan rivayet ettiğine göre de Rasulullah (a.s.) bir şey okuduğunda sahabiler de aynısı okuyor ve onun okuyuşunu hafif seslerle tekrar ediyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.

             Okumak anlaşılmak için değil midir? Ya da okunanlar anlaşılıp uygulansın diye öğrenmiyor muyuz? Ancak işte tam da burada hata yapılıyor. Stephen Covey der ki; “çoğu insan anlama niyetiyle dinlemez, cevap verme niyetiyle dinler.” Eğer anlama niyetiyle dinlesek muhatabımıza değer verdiğimizi de hissettirecek, sorununu çözdüğümüz için mutlu olacak o sevinince biz de mutlu olacağız.

              Ama ne oluyor? Tartışma, münazara yapma, muhatabı alt etme, zora düşürme, alay etme, egoyu tatmin etme, cevap yetiştirme, büyüklenme gibi maksatlarla yaklaşıldığı zaman maalesef insan ilişkilerinde sıkıntılar yaşıyoruz.             

              İnsanoğlunun enteresan sorunlarından biri de ‘hayatta anlaşılamamaktır’ desek, yalan olmaz. İnsan bazen hayatının kavgayla geçip gitmesinden aşırı derecede yorulur. Sadece istediği anlaşılmaktır. Yeter ki önüne kendisini anlayan biri çıksın. Ama onu da bulamaz çoğu zaman yalnızları oynar.

              George Orwell’in “insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de” sözü enterasan değil mi?Evet sevilmeyi, sevmeyi istemiyor değil insanoğlu lakin anlaşılmayı daha çok istiyor gibime geliyor sanki. Ama anlaşılmanın olabilmesi için karşısında halden anlayan birine ihtiyaç var. 

              Halden anlayabilmek için de karşıdakini öylece sevmek gerek. Gönlü geniş ruhu gezginlerin onaltıncı kuralı bize şunu öğütler: “Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor

olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.” Cevap vermek niyetiyle ilim erbabı dinlesin, biz anlamak için dinleyelim.

Şemsettin ÖZKAN
14.04.2026 GÜZELYALI

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir