(Toplumsal İlişkiler 3222)

وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَالْمُسْتَضْعَفٖينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَٓاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَصٖيرًا
“(Ey Müslümanlar!) Size ne oluyor (ve nasıl bir vicdani sorumsuzluğa kayıyorsunuz) ki; “Ya Rabbi, ehli (ve idarecileri) zalim olan şu ülkeden (ve şu düzenden) bizi (kurtarıp, huzura ve refaha) çıkar, bize Kendi katından bir sahip gönder ve bize Kendi rahmetinden bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran; erkek, kadın ve çocuklardan oluşan aciz ve çaresiz (nice mazlum müstaz’af) kimseleri (kurtarmak) için Allah yolunda (çalışıp) çarpışmıyorsunuz? (Bu duyarsızlık ve nemelâzımcılık imani ve vicdani bir tavır değildir.)” (Nisa/75)
İsmet Özel’in “Evet İsyan” şiirinde geçen bu başlığımızın tamamında üstad şöyle diyor:
Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların onu yaralar kıpırdatıyor ve o sertelmektedir yaralardan kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran içimize güneşler bırakan nal sesleri.
Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın varınca bayrakları, marşları duyuyorum başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor durup dineliyorum bütün taframla bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün hantal yüreklerin olduğu orda.
Kesik kolları var aşkın döl ve inat barındıran.
Hırpanî bir okşayışla akşam yanaşınca çocuklara ben karakavruk yüzümün arkasında kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan halksa kal’am onu kal’a kılan benim boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri çünkü kavganın göbeğidir benim yerim canlarım, kollarında Parti pazubentleri dik başlar, erkek haykırışlarla göndere, en yukarlara çekiyorlar en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.
Yıllardır çocuk başları akıyor yamacımızdan yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla sofraya oturuyor köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?
Asfalt yakıyor genzimi asfalt adamlarını topluyor aramızdan yıkılıp omuzdaşlarının seslerine yıkılıp bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.
Ben merd-i meydan yani toprağın ve kanın gürzü güllerin bin yıllık mezarı bendedir yukardan bakarım efendilerin pusatlarına insanların bütün sabahlarını merak ederim gök hırpalanmaktadır merakımdan ıtır kokan benim yumruklarımdır benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.
Alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa
Zülküf de vursun.
Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim. Peki, bu şiir ne anlatıyor?
İsmet Özel’in 1969 yılında yayımlanan “Evet, İsyan” şiiri, bireyin modern dünyanın baskılarına, adaletsizliklere, yabancılaşmaya ve hayatın dayattığı çirkinliklere karşı duyduğu büyük öfkeyi ve başkaldırıyı anlatır. Şair, devrimci bir duyarlılıkla insanın içindeki direnme gücünü, yalnızlığı ve hakikat arayışını sert ama lirik bir dille gözler önüne serer. Şiirin Temel Unsurları * Bunalım ve Direniş: Modern insanın sıkışmışlığına ve dış dünyanın sertliğine (“demirden sağnaklar”) karşı koyma isteği. * Yabancılaşma: Şairin içinde yaşadığı topluma, çağa ve dünyaya uyum sağlayamamasının yarattığı huzursuzluk. * Gençlik ve Kavga: 1969 dönemi ruhuyla harmanlanmış, uzlaşmaz ve kavgacı bir bilincin dışa vurumu. * Aşk ve Hüzün: Sert ve isyankar tonun yanında, geçmiş günlerin izleri ve sevilene duyulan hassasiyet.
Bu mısralar, politik ve varoluşsal bir isyanı, acıyı ve tarihi trajedileri barındırır. Şiirin dinsel bir referansı veya doğrudan karşılığı olan bir ayet bulunmamaktadır; ancak mazlumun uykusu, zulüm (demirden sağnaklar/savaşlar) ve uyarılma/ diriliş temaları Kuran’daki bazı kavramsal ve ahlaki ikazlarla tematik bir bağ kurabilir. Tematik Bağlantılar ve Kavramlar
Şiirdeki “demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim” (zulüm ve baskı altında kalan masum insan/toplum) ve “ay kırıkları çarpıp uyansın” (bir hakikatle sarsılıp kendine gelme) ifadeleri, Kur’an’daki şu kavramsal yaklaşımlarla dolaylı olarak ilişkilendirilebilir:
- Zulüm ve Mazlumun Durumu: Kuran’da zulüm altında kalanların durumu ve sığınma/sabır teması işlenir (Örn: Nisa Suresi, 75. ayet – “Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan bu memleketten çıkar…”).
- Uyanış ve İkaz: İnsanların gaflet uykusundan uyarılması, hakikatle yüzleştirilmesi kavramı pek çok ayette (Örn: Kamer Suresi veya Müddessir Suresi’ndeki kalk ve uyar ikazları) yer alır.
- Demirden Sağnaklar Altında (Zulüm ve Baskı): Kur’an’da insanların maruz kaldığı şiddet, savaş ve zorluklar (Hac Suresi, 40. ayet veya Enbiya Suresi’nde zırh yapımı/savaş halleri) gibi zorlu imtihanları hatırlatır.
- Ay Kırıkları Çarpıp Uyansın (Uyanış ve Diriliş): Kuranî bir kavram olan ve insanın gaflet uykusundan uyarılmasını ifade eden “ba’s ba’del memat” (öldükten sonra dirilme) veya “uyarı/ikaz” (Zâriyât Suresi, 55. ayet – “Öğüt ver, çünkü öğüt müminlere fayda verir”) düşüncesiyle tematik bir benzetme kurulabilir.
Şairin bu dizelerde dinsel bir metne referans vermekten ziyade, tarihin acılarına (eski şubatlar) ve devrimci bir uyanışa odaklandığı görülür.
Şairin mısralarında geçen temaların Kur’an’daki bazı manevi ve kavramsal karşılıkları şunlardır: Direniş, Sabır ve Zulüm Atmosferi
- Demirden sağnaklar altında (savaş ve baskı ortamı): Kur’an’da müminlerin zorlu sınavlardan geçmesi, üzerlerine musibetler ya da baskılar gelmesi durumunda sabretmeleri emredilir. (Örn: Ali İmran Suresi, 140. ayet – günlerin insanlar arasında nasıl döndürüldüğü ve imtihan).
- Uyanış ve aydınlanma (Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın): Kur’an-ı Kerim’de gafletten uyanma, kalbin dirilmesi ve aydınlığa çıkma teması sıkça işlenir. (Örn: Hadid Suresi, 16. ayet – inananların kalplerinin Allah’ı anmakla ve inen gerçekle yumuşama vakti gelmedi mi?).
Özetle üstad bu dizelerde; savaşın, baskının ve sert politik atmosferin (demirden sağnaklar) gölgesinde kalan masumiyeti, geçmişin acı hatıralarını (eski şubatlar) ve bu ağır uykudan uyanma direnişini hüzünlü ama asi bir dille anlatır. Mısraların Anlamı ve Çözümlemesi
- Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim: “Demirden sağnak” (mermi, bomba veya baskı yağmuru), dış dünyadaki şiddeti, savaşı ve hayatın ezici, yıkıcı acımasızlığını simgeler. Sevgili ise bu dehşetin ortasında savunmasız, sığınmaya çalışan masumiyeti temsil eder.
- Göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların: Şubat ayı, Türk siyasi ve toplumsal tarihindeki soğuk, sert ve trajik olayları, darbeleri ya da kişisel hayattaki acı hatıraları çağrıştırır. Göğüsteki “ayak izleri”, geçmişte yaşanan bu acıların ve travmaların kalpte bıraktığı silinmez izlerdir.
- Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevgilim: “Ay kırıkları”, gecenin karanlığında sızan hüzünlü, keskin ve aydınlık bir gerçeği ifade eder. Yüze çarpması ise tatlı bir uyanışı değil; acı, sarsıcı ve gerçekçi bir farkındalıkla yeniden hayata ve direnişe dönme çağrısıdır.
Şemsettin ÖZKAN
03.11.2026 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-siir.me
5-Al Bakışı