ANLAŞILMAYAN RUHLARA DELİ DEMEK ADETTİR

(Toplumsal İlişkiler 3154)

ANLAŞILMAYAN RUHLARA DELİ DEMEK ADETTİR

ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌۘ

“Sonra Ondan yüz çevirmişler ve “(Bu adam, mevcut düzenimizi bozmak ve huzurumuzu kaçırmak üzere birilerince eğitilip) öğretilmiştir, cinnlenmiş bir delidir” deyip (hakarete kalkışmışlardı).” (Duhan/14)

Denize dalan olur, cevher bulan olur, halini bilmeyip ona gülen olur. Deliler için Peyami Safa; “anlaşılmayan ruhlara deli demek adettir” derken, zihnin sığ kıyılarında gezenler, okyanusun derinliklerine dalan ruhları, fırtınada sanmalarını normal karşılamak lazım. Çünkü onlar bilmezler ki asıl huzura o fırtınaları göze alarak gidiliyor.

Peyami Safa’nın; “anlaşılmayan ruhlara deli demek âdettir” sözü, toplumun kendi kalıplarına uymayan, farklı derinlikteki veya alışılmışın dışındaki düşünce ve yaşayışlara sahip insanları etiketleme ve anlama zahmetine girmeme eğilimini vurgular. Benzer bir sosyolojik ve psikolojik tepki, tarih boyunca peygamberlere ve hak savunucularına karşı da gösterilmiştir.

Bu temaya, yani kitlelerin hakikati kavrayamamaktan dolayı öncül kişileri “deli/mecnun” olarak yaftalamasına değinen Kur’an-ı Kerim ayetleri şunlardır:

  • Duhân Suresi, 14. Ayet: Hakikati tebliğ eden peygamberleri kendi algılayışlarının dışında bulup kabul etmeyen inkârcıların tavrı şöyle anlatılır: “Sonra ondan yüz çevirdiler ve ‘Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!’ dediler.”
  • Zâriyât Suresi, 52. Ayet: Toplumların peygamberlere yönelik bu tutumunun evrensel bir gelenek (âdet) olduğuna dikkat çekilir:
  • “İşte böyle; kendilerinden öncekilere de hiçbir peygamber gelmemiştir ki, ‘O bir sihirbaz veya bir mecnun (deli)’ demiş olmasınlar.”
  • Şuarâ Suresi, 27. Ayet: Firavun’un, Hz. Musa’ya ve getirdiği hakikate karşı kullandığı ithamdır:
  • “(Firavun etrafındakilere:) ‘Size gönderilen şu sözde peygamberiniz var ya, gerçekten bir deli!’ diye diretti.”
  • Kalem Suresi, 2. Ayet: Yaratıcının, toplumun “anlaşılmayan ruh/deli” yaftasına karşı peygamberine sahip çıkmasıdır:
  • “(Ey Muhammed!) Rabbinin nimeti sayesinde sen asla mecnun (deli) değilsin.”
  • Bu ayetler, sıradışı veya derin düşüncelerin toplumun yüzeysel yargılarıyla çatıştığında nasıl “delilik” olarak yaftalandığını ve bu durumun insanlık tarihi kadar eski bir sosyolojik refleks olduğunu gösterir.

Bu söz, insanların kendi kalıplarına ve düşünce yapılarına uymayan, farklı düşünen ya da derinliği olan kişileri anlamakta zorlandıklarında, onları “deli” olarak yaftalayarak kolayca dışlamalarını ifade eder.

Sözün temel vurguları şunlardır:

  • Empati ve Anlayış Eksikliği: Çoğunluk, alışılmışın dışındaki davranışları veya fikirleri kendi süzgecinden geçiremediğinde yargılamayı tercih eder.
  • Kolaycılık: Farklı bir ruh halini veya derin düşünce yapısını çözmek çaba gerektirir. Toplum bu çabayı göstermek yerine, etiketi yapıştırıp konuyu kapatmaya meyillidir.
  • Uyumluluk: Toplumsal normlara uymayan her aykırı durum, hastalık gibi algılanabilir.

Şemsettin ÖZKAN
27.08.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir