KİMSEYİ BAŞKALARININ ANLATTIĞI HİKAYELERE GÖRE YARGILAMA

(Toplumsal İlişkiler 3153)

KİMSEYİ BAŞKALARININ ANLATTIĞI

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُصٖيبُوا قَوْماً بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمٖينَ

“Ey iman edenler, eğer bir fasık, (harama ve yalana meyilli şahıslar, oluşumlar ve yayın organları) size (kızdırıp kışkırtıcı veya oyalayıp aldatıcı) bir haber getirip (verirse), onu ’etraflıca araştırın’ (her anlatılana hemen inanıp kanmayın). Yoksa bilmeden (ve yanlış yönlendirme sonucu) bir kavme (ve kesime) kötülükle sataşıp (haklarına tecavüz etmiş duruma düşersiniz) de ardından bu işlediklerinize pişman oluverirsiniz.” (Hucurat/6)

Antik Yunan filozof ve bilgesi, dünyada ilk akademi eğitim kurumu kurucusu Platon (Eflatun) (M.Ö 427-347);

“kimseyi başkalarının anlattığı hikayelere göre yargılama” derken insanların yalanlarla, uydurma sözlerle eleştirilmesine karşı çıkar.

Kur’ân-ı Kerîm, insanların kulaktan dolma bilgilerle, dedikodularla veya başkalarının anlattığı hikayelerle yargılanmasını kesin bir dille yasaklar ve adaleti tesis etmek için doğruluğun araştırılmasını emreder. Bu konuyla doğrudan ilgili öne çıkan temel ayetler şunlardır:

  • Hucurât Suresi 6. Ayet: “Ey iman edenler! Eğer size bir fâsık (doğruluğu şüpheli olan kimse) bir haber getirirse, hemen onu tahkik edin (doğruluğunu araştırın). Yoksa bilmeyerek bir topluluğa zarar verirsiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”
  • Hucurât Suresi 12. Ayet: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve gizli yönlerini araştırmayın…”
  • İsrâ Suresi 36. Ayet: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.” Bu ayetler ışığında, bir kişi hakkında karar vermeden önce söylentilere inanmamak, olayın aslını bizzat araştırmak ve kesin deliller olmadan kötü düşünmemek, suizanda bulunulmaması gerektiği vurgulanır.

Platon’a (Eflatun) atfedilen bu söz,kökeni felsefeye dayanan derin bir ifadedir. İnsanlar hakkında karar verirken başkalarının dedikodularına, önyargılarına veya tek taraflı anlatımlarına değil, doğrudan kişinin kendisine ve gerçeklere odaklanmamız gerektiğini öğütler.

Bu sözün temel açıklamaları şu şekildedir:

  • Öznellik: Herkes yaşadığı olayları ve tanık olduğu durumları kendi kişisel süzgecinden geçirir. Olayları anlatırken kendi haklılığını vurgulama veya kendi duygularını ön planda tutma eğilimindedir. Kimseyi başkalarının anlattığı hikayelere göre yargılama. Bu nedenle anlatılanlar her zaman objektif gerçeği yansıtmaz.
  • Peşin Hüküm (Önyargı): Başkalarının yorumlarıyla bir kişi hakkında fikir sahibi olmak, o kişiyi tanıma şansımızı elimizden alır ve bizi önyargılı bir tuzağa düşürür.
  • Madalyonun İki Yüzü: Bir durumun ya da tartışmanın genellikle iki (veya daha fazla) tarafı vardır. Hiç kimseyi başkalarının anlatığı hikayelere göre yargılama. Olayı bizzat yaşayan kişinin kendi hikayesini dinlemeden yapılan yargılamalar, haksız sonuçlar doğurur.

Şemsettin ÖZKAN
26.08.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir