(Toplumsal İlişkiler 3035)

اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تُتْرَكُوا وَلَمَّا يَعْلَمِ اللّٰهُ الَّذٖينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلَا رَسُولِهٖ وَلَا الْمُؤْمِنٖينَ وَلٖيجَةً وَاللّٰهُ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
“Yoksa kendi halinize bırakılacağınızı mı sandınız? Allah’ın içinizden hayatlarını ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihad edenleri; Allah’tan, Rasûlünden başka ve mü’minlerin dışında, kimselere sığınmayan, dost ve sırdaş tutmayan ve başka hâmîler aramayanları ortaya çıkarmadan, onları tesbit etmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, işlediğiniz, gizli-açık bütün amellerinizden haberdardır.” (Tevbe/16)
Dost nedir? Sevilen güvenilen yakın arkadaş, sıkı fıkı görüşülen kimse, gönüldaş demektir. Kendini ona yakın hissediyorsun. Derdini açıyorsun. Yediğin içtiğin ayrı gitmiyor. Yaralarına merhem oluyor.
Dost dediğin ayağını kaydıran değil, kaydığında seni yerden kaldırandır. İyi bir dostu olanın, asla aynaya ihtiyacı olmaz. Dost iyi gününde çağrınca koşarak gelen, kötü gününde ise çağırmadan, koşarak gelip gözyaşını silendir.
Sadece mutlu güzel günlerinde değil, kötü gününde de seninle beraber oluyor. Seni arkadan vuran değildir dost. Dost acı söyleyen de değildir, acıyı bile tatlı söyleyendir dost.
Bu konuda dünya aşk tarihine konu olmuş Şems Mevlana dostluğu, en güzel örnekler arasında yer alır. “Yemin ederim ki ölümümün, gözlerinin önünde olmasını isterdim. Gör ki, aşk için ölmek ne demekmiş” diyen Şemsi Tebrizi için, bakınız Hz. Mevlana ne diyor: “Şems gibi bakmayan“ gözü neyleyeyim? Yârenin yüreğine merhem olmayan sözü neyleyeyim? Kır kalemimi ey felek! Şems yoksa ne diye devran edersin âlemde? Zerrede âlemi, âlemde Aşkı yaşamayan Adem’i neyleyim?”
İşte o güzel dostları bulabilmek için, Hz. Şemsi Tebrizi ve Hz. Mevlana gibi, onları kendi renk ve karakterinize uygun seçmelisiniz. Bu yüzden de ileride pişman olmamak için, önceden dostlarınızı bir sınava tabi tutmalısınız. Bu sınav herkes için farklı olabilir. Bu da doğal. Hz. Şems Hz. Mevlana’yı birçok sınavdan geçirdi. Hz. Mevlana bunların hepsinden gerçek dost nasıl olacağını gösterircesine rahatlıkla geçti. Şems ise, Hz. Mevlana için canını verdi. Bu yüzden onların dostluğu gerçekten göz kamaştırıyordu. Düşmanları ise sadece dedikodularını yapıyordu. Bugün hâlâ ham, kaba softa, çağdaş geçinen bir sürü anlayışsız insan sosyal medya platformlarında yapmaya devam ediyorlar. Yazıklar olsun onlara.
Hz. Mevlana dostlukların asla kişisel çıkarlar üzerine kurulamayacağını, çıkarların ortak payda olarak kullanıldığı davranışları asla dostluktan saymaz. Mevlana ve bir öğrencisi, dostluğun ve arkadaşlığın konu edildiği bir söyleşiden çıkmışlar, yolda birlikte yürüyorlardı. Biraz ileride yolun kenarında, iki köpeğin koyun koyuna sokulmuşlar, birlikte uyumakta olduklarını gördüler. Öğrencisi, biraz önceki söyleşinin de etkisi altında kalarak, bu görüntü karşısında çok duygulandı ve bu duygusunu Mevlana ile paylaşmak istedi:
“Efendim şu manzaraya bakın” dedi. “Ne denli yüce bir ders alınacak dostluk örneği, değil mi?”
Mevlana, öğrencisinin bu heyecanı karşısında hafifçe gülümsedi ve kişisel çıkarların nice dostlukları yakıp kül ettiğini anımsattıktan sonra ona, unutamayacağı bir ders verdi:
“Evlat, sen onların arasına bir kemik atıver de, bak o zaman gör dostluklarını” dedi.
“Bir dostluk, kişisel çıkar karşısında unutulmayacak denli sağlamsa, ancak o durumda bir değer ifade eder ve ancak o zaman onun adına gerçek dostluk denilir.”
Şemsettin ÖZKAN
30.04.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-suskunduvar.com