DÜNYADA GERÇEĞİ KONUŞMAK KADAR ZOR YALAKALIK YAPMAK KADAR KOLAY BİR ŞEY YOKTUR

(Toplumsal İlişkiler 3033)

يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَطٖيعُونَ

“(Nitekim o gün) Baldırların açılacağı (gerçeğin meydana çıkacağı, hesap ve cezanın bütün şiddet ve dehşetiyle hüküm süreceği) bir gündür! Ki onlar o gün secdeye davet edilirler. (Secdeye can atarlar) Fakat güç yetiremezler.” (Kalem/42)

“Gerçekler acıdır” diye bir söz vardır. Hakikatler her zaman acıtır. Herkes eteğindeki taşları döker. doğrular apaçık herkesin önünde durur. Yalanlama asla söz konusu değildir. Lakin yalakalık diz boyu her yerde rahatsızlık verecek kadar fazlasıyla var.

           Dostoyevski der ki; “dünyada gerçeği konuşmak kadar zor, yalakalık yapmak kadar kolay bir şey yoktur.” Zira hakikat nefse hoş gelmeyenleri alenen söyler. Çoğu insan, marifet ehli olmadığından incinir. Olgunlaşmayan (kamil olmayan) insanlar da insanları incitiyor. Gerçekler de acı olursa insan bırakınız konuşmayı ancak yutkunur durur.

            O halde gerçeklerin her doğrunun her yerde söylenmesi doğru bir yaklaşım mı acaba? Kur’an’daki ayetlere, kelimelere başka anlamlar yükleyerek sembol ve metafor tevillerde hakikatleri araştıranlar var.

           Örneğin; Yusuf Suresi 5. Ayeti orijinal metni şöyledir: “Babası dedi ki: ‘Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.’”
Kelime ve Metafor Anlamları:
Babası (Yakup) → Marifet ehli, ilahi hikmetin taşıyıcısı. Rüyanı kardeşlerine anlatma → Hakikati ehil olmayana açma, sırları koruma.
Tuzak kurarlar → Nefsin ve vehmin hakikate karşı direnişi. Şeytan düşmandır → Hakikatten perdeleyen gaflet ve vesvese.  

           Buna göre te’vil edilmiş hali şöyle oluyor: Hikmet, ehil olmayanın elinde zayi olur. Marifet, perdeler ardında saklanır.  

          Lakin yalakalar için yalakalık yapmak çok kolaydır. Tuncel Kurtiz’in dediği gibi; “dün ‘köpek’ dediğine, bugün ‘öpek’ diyenlerin hastalığı zor bir meslektir yalakalık. Yalakalığın en kolay ve yaygın olanı da siyasette yapılanıdır. Yağdanlık gibidirler, çok kolay yalayıcılardır. Ömürleri başındakilere doğru yanlış demeden yağ çekmekle geçer. Bunun karşılığını da otlanmak suretiyle alırlar. Nerede menfaatleri oraya geçiverirler.

         Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun dediği gibi; “bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için, bu kadar fırıldak olmaya gerek yok.” Elbet sorulur bu fırıldaklığın hesabı. 

Şemsettin ÖZKAN
28.04.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com (escappe alıntı)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir