BU MEMLEKETTE SAĞCI SOLCU İLERİCİ GERİCİ YOKTUR BU MEMLEKETTE NAMUSLU NAMUSSUZLAR VARDIR SİZ NAMUSLULARDAN OLUN

(Toplumsal İlişkiler 2076)

لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّٖنَ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّهٖ ذَوِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَالسَّٓائِلٖينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرٖينَ فِى الْبَاْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَحٖينَ الْبَاْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ 

“Gerçek erdemlilik, sevap ve hayra ulaşmak, yüzünüzü doğuya ve batıya çevirmeniz ile ilgili değildir. Ama gerçek hayra ulaşmak ve Allah’ı razı etmek; Allah’a ve ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanan; servetini kendisi için ne kadar kıymetli de olsa akrabasına, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yolculara, yardım isteyenlere ve insanları kölelikten kurtarmaya harcayan; namazında dikkatli ve devamlı olan ve arındırıcı mâlî yükümlülük olan zekatı veren kişinin davranışıdır. Ve gerçek erdem sahipleri, söz verdiklerinde sözlerini tutan; felaket, zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir. İşte sözüyle eylemi bir olanlar bunlardır. Gerçekten yollarını Allah’ın  kitabıyla bulanlar da bunlardır.” (Bakara/177)

Namus… Toplum içinde onur ve ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlılık. Yani doğruluk, dürüstlük, erdemlilik, ahlaklılık. Bırakınız Müslümanı, her insanda olması gereken meziyet.

           Ne hikmetse toplumu ayrıştırıp bölenler, ortadan ikiye ayıranlar, şucu bucu yaftası takanlar, aslında suni bir ayrılıkla toplumu bölüyorlar. Niçin?

           Çünkü kendini ve hayatını Türk İrfanına adayan münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi olarak takdim eden ve dil, tarih, edebiyat, felsefe ve sosyoloji gibi bir çok alanda yazan düşünen fikir adamımız Hüseyin Cemil Meriç üstadımız diyor ki; ”bu memlekette sağcı solcu, ilerici gerici, yoktur. Bu memlekette namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun.” 

           Üstad; “sol ve sağ… Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.  Ortada bir pasta var sağdan yiyene sağcı, soldan yiyene solcu demişler. Aydınların aydınlatılmadığı halkı, soytarılar aldatır” derken, toplumu nasıl ayrıştırdıklarını anlatır ve bu kandırmacalara, aldanılmamasını, sokaklara, topluma aydınlar bir fikir sunamıyorsa, devreye soytarıların gireceğini tembihlemeyi de unutmaz.

           Üstad eğer gençlik, muhteşem mazisine, yani atalarının şanlı tarihine dönmeye ahd etmişse, onlara asla gerici yaftası vurulamayacağını, tam aksine bunun bir namusluluk, erdemli olma hali olduğunu şu cümleyle anlatır: “Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilik ise her namuslu insan gericidir.”

          Ekler üstad; “ IV. Murat’a: Süleyman devrine dön! Diye haykıran Koçi Bey’den Reşit Paşa’ya kadar Osmanlı Devleti’nin bütün ıslahatçıları gerici. Dante, yaşadığı çağdan iğrenir. Balzac eserini iki ezeli hakikatin ışığında yazar: Kilise ve krallık. Dostoyevski maziye aşık. Dante gerici,Balzac  gerici, Dostoyevski gerici.”

         Namussuzluğun en güzel tanımlarından birini, yine üstad çarpıcı bir dille şöyle yapar: “Zulmün olduğu yerde, tarafsızlık namussuzluktur.” İnançlı bir insan, sonuna kadar onuruna ve ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır. Bu yüzden doğruluğundan ve dürüstlüğünden asla ödün vermez.

Şemsettin ÖZKAN
03.03.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-yandex.com
4-1000kitap.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir