KÖTÜLÜK BAŞKASININ ACISINA KAYITSIZLIKLA BAŞLAR

(Toplumsal İlişkiler 3118)

KÖTÜLÜK BAŞKASININ ACISINA KAYITSIZLIKLA BAŞLAR

لُعِنَ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ بَنٖٓي اِسْرَٓائٖلَ عَلٰى لِسَانِ دَاوُ۫دَ وَعٖيسَى ابْنِ مَرْيَمَ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ

كَانُوا لَا يَتَنَاهَوْنَ عَنْ مُنْكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ

“HAKİKATİ inkara şartlanmış bulunan şu İsrailoğulları [zaten] Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lânetlenmişlerdir: Böyledir, çünkü onlar [Allah’a] isyan ettiler; hak ve adalet sınırlarını ihlalde ısrarcı davrandılar.” (Maide/78)

“Onlar birbirlerini yaptıkları iğrenç şeylerden vazgeçirmeye çalışmadılar: yaptıkları şey gerçekten ne kötü idi!” (Maide/79)

Kayıtsız kalmak ne kötü kavram değil mi? Hem de bu eylem ortada bir takım dolaplar dönüyor, haksızlıklar var, kötülükler yapılıyor. İşte böyle bir ortamda cereyan ediyor bu kayıtsızlık denen ne menem denen şey.

Kemal Sayar üstadımız; “kötülük, başkasının acısına kayıtsızlıkla başlar” derken haksızlığa uğrayan, mazlum, başına bir musibet gelmiş elem duyanların yanında yer almanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışır aslında. Dünyada, etrafımızda, sağımızda, solumuzda zulümler işlenirken, birileri acı içinde kıvranırken hiçbir şey olmamış gibi buna kayıtsız kalanlar insan olmaktan, insanlıktan söz edebilir mi?

Bu söz; kötülüğün sadece aktif bir eylem değil, pasif bir duyarsızlık sonucu doğduğunu anlatan derin bir sözdür. Bir başkasının acısını görmezden gelmek, empati yapmamak ve “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla hareket etmenin kötülüğün temeli olduğunu ifade eder.

Bu Sözün Temel Anlamları:
* Empati Yoksunluğu: Başkasının ızdırabını hissetmemek, acıyı içselleştirememek kötülüğün ilk adımıdır.
* Duyarsızlık ve Pasiflik: Kötülük yapmak için aktif bir zorba olmaya gerek yoktur; acı karşısında sessiz kalmak, o acıyı onaylamakla eş değerdir.
* İnsanlığın Yitimi: İnsana yapılacak en büyük kötülüğün ona karşı kayıtsız kalmak (onu yok saymak) olduğu vurgulanır.
* Ahlaki Sorumluluk: İnsanın, diğer insanların acılarından sorumlu olduğu ve bu acıları gidermek için harekete geçmesi gerektiği mesajını verir.

Özetle; bir başkasının acısına “bana ne” demek, o acının büyümesine ve kötülüğün sıradanlaşmasına neden olur.

Yapay zeka sitemizde işlediğimiz “emri bil maruf nehyi anil münker mevzunu gayet güzel özetlemiş şöyle diyor; “suskunduvar.com üzerindeki içeriklerde ve genel İslami literatürde Emri bil maruf nehyi anil münker, “iyiliği emretmek, yaymak ve kötülükten sakındırmak, men etmek” anlamına gelen temel bir İslami ilkedir.
* Emr-i bi’l-ma’rûf: İslam’ın güzel gördüğü, emir ve tavsiye ettiği şeyleri (farzlar, sünnetler, güzel ahlak) insanlara anlatmak, yapmaya teşvik etmektir.

* Nehy-i ani’l-münker: İslam’ın yasakladığı, çirkin gördüğü şeyleri (haramlar, günahlar) insanlara anlatarak onları bunlardan sakındırmak, engellemeye çalışmaktır. Konunun Temel Özellikleri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler:
* Ayet Kaynağı: Bu görev, Âl-i İmrân suresi 104. ve 110. ayetler gibi birçok Kur’an ayetine dayanır ve Müslümanların en hayırlı ümmet olma özelliklerinden biri olarak zikredilir.
* Farz Oluşu: İslam âlimleri, bu görevi yerine getirmenin Müslümanlar üzerine farz olduğu konusunda hemfikirdir.
* Uygulama Şartları: Bu görevi yapacak kişilerin; 1- İlim Sahibi (neye davet edip neyi yasakladığını bilmesi), 2- Adil (adaletli davranan), 3- Güzel Ahlak Sahibi (sözü yumuşak ve ikna edici) olması gerektiği vurgulanır. * Amaç: Toplumsal huzuru sağlamak, kötülüklerin yayılmasını önlemek ve inanç esaslarını korumaktır.

Suskunduvar’da bu kavram, toplumsal ilişkiler ve ahlaki değerler çerçevesinde, kötülüğe sessiz kalmama prensibiyle ele alınmaktadır.”

Şemsettin ÖZKAN
22.07.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir