(Toplumsal İlişkiler 2073)

لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّٖنَ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّهٖ ذَوِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَالسَّٓائِلٖينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرٖينَ فِى الْبَاْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَحٖينَ الْبَاْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret)değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa,(ihtiyacından dolayı)isteyene ve (özgürlükleri için)kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip)sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.” (Bakara/177)
La Edri’nin; “dış görünüşe önem verilseydi, kapkara çaydanlıktan mis gibi çay içilir miydi?” sözü surete takılıp kalmanın acı yüzünü gösterir. Zira insan, gözleriyle hemen gördüğü şeyi, güzel çirkin diye değerlendiriverir. Hem de işin iç yüzünü anlamadan.
Sevgili Peygamberimizin; “Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539) hadisini, iyi analiz etmemiz lazım. Allah katında önem arz eden şeyin, kalplerimizdeki iyi niyet ve bunun yanı sıra akabinde gelen güzel davranışlarımız olduğu unutulmamalıdır.
Yunus Emre’nin şu enfes mısralarında ifade ettiği gibi insan denmeye layık tarafımız kalıbımız değil, ma’nevî yanımızdır:
Bu âdem dedikleri,
El, ayakla baş değil
Âdem mânâya derler,
Sûret ile kaş değil.
Yani insanın bir gözle gördüğü dış görünüşü (sureti) var, bir de iç görünüşü dediğimiz sireti var. Eğer bu kalpten gelen iç güzellik görülmezse insan mana yönünden olmadığı için sureti ne kadar güzel olursa olsun kıymeti harbiyesi yoktur.
Dış görünüşe aldanmamak lazım. Zira tuz da, şekere benzer. İhtimam (özen) gösterilen dış görünüşler (suretler) nedense hep cilalanıyor, boyanıyor. Dışarıdan bakıldığında herkes kusursuz, eksiksiz. Oysa vicdanlarının derinliklerinde lağimlar çirkef, karanlık kuyular var.
Geliniz yazımızı, Salih Uyan’ın “Ruh Diyeti” adlı eserinden dış görünüşe aldanılmaması gerektiğini anlatan, tavsiyelerine kulak vererek nihayete erdirelim:
➤Şöyle ki, eskiden yolda tanımadığı bir insanı evine kadar takip eden, sonrada penceresinin önünde durup içeride neler yaptığını görmeye çalışan bir insana röntgenci denirdi. Şimdi tanımadığı bir insanı sosyal medya hesaplarından takip edip hayatının tüm anlarını ekrandan seyreden kişiye sadece takipçi deniyor. Eskiden kamuya açık alanlarda ev rahatlığıyla davranan, özelini sınır gözetmeden sergileyen kişilere teşhirci denirdi. Şimdi bunları ekranda yapan kişiye aktif sosyal medya kullanıcısı deniyor.
➤Dünyanın bütün kütüphanelerini içine sığdırabilen taşıyıcı bellekler piyasada 10 tl satılırken, kişinin ne kadar çok bildiğiyle övünmesi ne kadar yersizdir.
➤Mutluluk eşyaya bağımlı olsaydı, büyükşehirler mutlu insanlarla dolup taşardı. Ama psikologlar en çok zengin muhitlerde mesai yapıyor.
➤Cep telefonlarına bile sürekli güncelleme geldiğini düşünürsek, insanın doğduğu sürümle hayatını sürdürmesi düşünülmez.
➤Tıpkı mideye takılan kelepçeler gibi, ruhumuza takılan kelepçeyle de düşünceye olan açlığımızı hissedemiyoruz.
➤Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz. Bu yüzden aranızda yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle diye konuşu durmayı bırakın.
➤Özgeçmişine daha fazla satır, isminin başına daha fazla sıfat eklemek için uğraşıp didinip duruyorsun. Ama öldükten sonra nasıl bilirdiniz sorusuna cevap verirken kullanılan tek bir sıfat var. Onu kazanmaya bak.
➤Dış görünüşe pek aldanma. Çünkü insan kalbiyle, düşüncesiyle ve diliyle adamdır, kıyafetiyle değil.
Şemsettin ÖZKAN
28.02.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com