(Toplumsal İlişkiler 2035)

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدٖينَةِ امْرَاَتُ الْعَزٖيزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِهٖۚ قَدْ شَغَفَهَا حُباًّ اِنَّا لَنَرٰيهَا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ
“Şehirdeki kadınlar, azizin karısı, kölesinden murat almak istemiş, sevgi, bütün kalbini kaplamış, görüyoruz ki o, apaçık bir sapıklıkta dediler.” (Yusuf/30)
Gelip geçen şu ömrümüzün en tatlı, saf, derin, katışıksız, samimi ve en güzel safhası sevgiye adadığımız anlar, saatler, ve sevgili olan değil midir?
Aşk… Tarifi zor, çilesi çok, fedakarlığı bitmeyen, insanın içini kıpır kıpır oynatan ancak yaşanılınca farkedilen acayip ve garaip ruhsal olaylardan bir vaka. Ne desem yine anlatamam aşkı, sevdayı, muhabbeti maşuka duyulan o derin özlemleri.
50’li yıllarda , Ahmet Muhip Dranas ne demiş bakın :
“Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.”
“Sana karşı yükseliyorum galiba” demiyor, dikkatinizi çekti mi? “Yeşil pencerenden bir gül at bana” diyor. Kim bilir, kızın gözleri yeşil belki de, gül dediği de bir anlamlı bakış… Ve mevsim nasıl kaçınılmaz, nasıl doğallıkla gelirse, nasıl beklenerek gelirse, öyle gelmiş sevdiğinin kapısına. İfadenin güzelliğine bakar mısınız? Gözlerimde bulut…Saçlarımda çiğ…
“Sen mavi giyin / Ben denizi unuturum” diyor Edip Cansever. Aşk için dünyanın en güzel nimetlerinden vazgeçmeye niyet etmiş anlayacağınız.
Şundan daha şahane bir evlenme teklifi düşünebiliyor musunuz mesela; “Yarın bizi beraber görenler Kimdi o yanındaki diye sorarlarsa Beni detaylı anlatma. Kısaca; ömrümün geri kalanı dersin.” Ah… Cemal Süreya, ah…
Nazım, ne kadar basit ve yalın anlatır aşkı değil mi?
“Seviyorum seni
Ekmeği tuza banıp yer gibi.
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi”
Aşk… Mükemmellik değildir kısacası. Hayalinizde yarattığınız mükemmel kadını/adamı sevmek değildir. Çünkü mükemmel bir kadın veya mükemmel bir erkek yoktur.
Önemli olan nedir biliyor musunuz? Kendiniz gökkuşağı iseniz, renk körü bir adamdan uzak durmaktır. Kendiniz uçsuz bucaksız bir okyanusken, yüzme bilmeyen bir kadından da uzak durmaktır.
Aşkın tarifinde karşı tarafı değiştirmeye çalışmak yoktur. Niyet ediyorsanız hemen vazgeçin bence. Sizi siz yapan yanlarınızı seven insanları alın kalbinize.
Hani Ümit Yaşar Oğuzcan’ın dediği gibidir aşk;
“Gülleri sarı severim,
Toprağı ıslak.
Türküleri yanık,
şiirleri hoyrat!
Havayı nemsiz, çayı demsiz.
Bir seni olduğun gibi,
Bir seni her şeye rağmen.
Bir seni, hâlâ.”
Galiba aşk Abdürrahim Karakoç’un Mihriban’ı gibi;
Yâr deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor,
Aşk kâğıda yazılmıyor, Mihriban…
Bu mevzuda son sözü üstad Necip Fazıl söyler:
Kalıp değil bir fikir…
Elmas sorguçlu fakir;
Açıkta sırrı bakir;
Kadın…
Çölde kaçan bir serap;
Yönü kementli mihrap…
Madeni som ıstırap;
Kadın…
Dipsiz hasrete tuzak;
En yakınken en uzak….
Tadı zehrinde erzak;
Kadın…
Bir işaret, bir misal;
Ayrılık remzi visal…
Allah’a yol bir timsal;
Kadın…
Şemsettin ÖZKAN
21.01.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com
5-antoloji.com