ŞİRLER PENÇE-İ KAHRIMDA OLURKEN LERZAN BENİ BİR GÖZLERİ AHUYA ZEBUN ETTİ FELEK

(Toplumsal İlişkiler 3110)

ŞİRLER PENÇE-İ KAHRIMDA OLURKEN LERZAN BENİ BİR GÖZLERİ AHUYA ZEBUN ETTİ FELEK

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدٖينَةِ امْرَاَتُ الْعَزٖيزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِهٖ قَدْ شَغَفَهَا حُباًّ اِنَّا لَنَرٰيهَا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ

“Şehirdeki kadınlar fikir birliği etmişçesine:“Şu devletlü vezirin karısı, genç kölesine, sık sık yakınlık gösterip hile yaparak sahip olmaya kalkışıyormuş. Yûsuf’un sevdası onun yüreğini yakıp kavuruyormuş. Kadını açıkça yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz.” dediler.” (Yusuf/30)

Bir sihirli sözcüktür aşk. Nice baş eğmeyen yiğitlere baş eğdiren, kendi önünde tir tir titreten efsunlu kelimedir aşk. Yavuz Sultan Selim gibi cevval bir insan bile aşkın önünde iki büklüm oluyorsa gelin görün aşkın insana neler ettiklerini; “Merdüm-i dideme bilmem ne füsun etti felek Giryemi kıldı hun, eşkimi füzun etti felek Şirler pençe-i kahrımdan olurken lerzan Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek. Yavuz Sultan Selim’in bu güzel șiirini bugünkü Türkçeye çevirmeye çalışırsak: “Bilmem felek gözlerime nasıl bir büyü yaptı ki Gözümü kan içinde bıraktı, aşkımı arttırdı Benim gücümün korkusundan aslanlar bile titrerken Felek beni bir ceylan gözlüye mağlup etti.”

Yavuz Sultan Selim gibi sert mizaçlı bir Padişah’a bu ince, dokunaklı, duygusal mısraları yazdıran aşkın gücü değil de nedir? Şair burada kendi kudret ve cesaretini mübalağalı bir şekilde anlatır. Padişahlık makamında olduğunu söylemese de, en güçlü vahşi aslanların bile karşısında öfkesinden titrediğini abartılı bir şekilde anlatır. Cihana hakim olduğunu ancak bir ahu gözlüye yenik düştüğünü söyler. Şair bu beytiyle derin bir tezat sanatı kullanır. Bir yanda her şeye hükmeden cihan padişahlığı bir yanda da o gücü yok eden bir aşk. İnsanı yıkan ne düşman ne dünya, kalbine düşen bir bakış olduğunu anlatır koca Yavuz Sultan Selim.

Bu şiirin bir hikayesi var. Tahta çıktığı günden itibaren çok kısa zamanda büyük devletlerle savaşıp galip gelen; Mısır’ı, Suriye’yi ve İran’ın bir bölümünü topraklarına katan Yavuz Sultan Selim ne kadar büyük komutan olduğunu göstermişti. Bu sefer sırasında yaşadığı aşk ise onun ne kadar nahif ve aynı zamanda iyi bir şair olduğunun göstergesiydi.

Yavuz Selim, Ridaniye zaferi öncesinde Şam yakınlarında bir yerde otağını kurdurarak burada bir müddet kalır. Bu süre içerisinde otağın temizlik işlerini yapan bir Türkmen kızı vardır. Görevini yapmak üzere otağa girip çıkarken padişahı görür ve aşık olur. Günler geçerken içten içe eriyen bu Türkmen kızı ne yapacağını bilemez. Neticede o koskoca bir cihan sultanı  kendisi ise bir hizmetlidir. Sevdiğini nasıl açıklasın. Ancak bir gün dayanamaz ve otağda bulunan bir kağıda bir mısra yazar;” Derdi olan neylesin?”

Otağına gelen Yavuz Selim kağıdı görür ve durumu anlar. Usulü bozmayarak o da mısranın altına cevap mahiyetinde bir mısra yazar;

“Derdi olan söylesin. ”

Ertesi gün temizlik işlerini yapmak üzere otağa gelen Türkmen kızı kağıtta yazılı mısrayı görünce heyecanlanır. Ağlamaya başlar. Kalbinde doğan bir umut ve aynı zamanda çekingenlikle yazının devamını getirir ve bir mısra daha yazar; “Korkuyorsa neylesin? ”

Akşam olduğunda otağına dinlenmeye çekilen Yavuz Selim notu görür. Türkmen kızının notu yazma, cevap verme cesaretine ve belagatinin güzelliğine gizliden hayran olur, onun da içine bir garip duygu düşer. Son olarak bir mısra daha ekler; “Hiç korkmasın söylesin ”

Sabah notu bulduğunda Türkmen kızının kalbi, adeta ağzından çıkacak derece de atmaktadır. Alt alta yazılan bu satırlar güzel bir dörtlük oluşturmaktadırlar; Derdi olan neylesin? Derdi olan söylesin Korkuyorsa neylesin? Hiç korkmasın söylesin.

Padişah artık bu ince ruhlu Türkmen kızını görmek istemektedir. Gerekli emirleri verir. Bunun üzerine güzeller güzeli, nazenin, ceylan bakışlı Türkmen kızı padişahın huzuruna getirilir. Yavuz Selim Türkmen kızına çarpılır, kız ise yüzü al al olmuş nefes alışverişi zorlanmış şekilde huzurda kalakalmıştır. Yavuz Selim’in ona doğru yönelmesiyle Türkmen kızının ” sultanım ” diyerek sultanın kollarına düşmesi bir olur. Türkmen kızı son nefesini vermiştir.

Koskoca cihan padişahı Yavuz Selim buna dayanamaz ve ağlar. Türkmen kızı için yaptırdığı mezar taşına kendi şiiri olan o meşhur dörtlüğü yazdırır. Böylece aşkın kudreti karşısında, tüm dünyaya diz çöktüren kendi kudretinin nasılda eridiğini adeta ilan etmiştir: Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek Giryemi kildi hûn eksimi füzûn etti felekŞîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzânBeni bir gözleri âhûya zebûn etti felek.

Yani;”Bilmem felek gözlerime nasıl bir büyü yaptı ki Gözümü kan içinde bıraktı, aşkımı arttırdı Benim gücümün korkusundan aslanlar bile titrerken Felek beni bir ceylan gözlüye mağlup etti.”

Şemsettin ÖZKAN
14.07.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com
5-kivitadinda.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir