(Toplumsal İlişkiler 3086)

وَاِذَا قٖيلَ لَهُ اتَّقِ اللّٰهَ اَخَذَتْهُ الْعِزَّةُ بِالْاِثْمِ فَحَسْبُهُ جَهَنَّمُؕ وَلَبِئْسَ الْمِهَادُ
“Bunlara: “Allah’tan kork!” (Bu hıyanet ve tahribatlarından vazgeç) denildiğinde ise, büyüklük gururu (ve sapkınlık durumu) onu (daha da kuşatıp isyana ve) günaha sürüklemektedir.
Böylelerine cehennem yeterlidir; ne kötü bir yataktır o, (girince göreceklerdir.)” (Bakara/206)
Kibir, büyüklenmek, böbürlenmek, hava atmak, insanlara yükseklerden bakmak, caka satmak işte her ne derseniz deyin Allah katında en kötü davranıştır. Yüce Rabbimizin en sevmediği ameller arasındadır.
Kur’an-ı Kerim’de günah işleyip kibirlenmek, Firavun ve İblis’in özelliği olarak tanımlanır ve şiddetle yasaklanır. Kibirli insanlar Allah tarafından sevilmez, kalpleri mühürlenir ve cezaları çok şiddetli olur. Bu tutum, genellikle hakkı kabul etmemek ve insanları küçük görmek şeklinde ortaya çıkar.
Bana çok ilginç gelen kibir, üstadın hidayete ermesine vesile olan “kurtarıcım, müjdecim” dediği şeyhi Abdülhakim Arvasi hazretleri (k.s) arasında geçen şu konuşmadır:
Necip Fazıl: “-Efendim Allah(c.c) beni de affedebilecek mi? Abdülhakim Arvasi hazretleri: “- Allah’a günahınla kibir mi yapıyorsun Necip?” Yani ne demek şimdi bu böyle Necip? Benim gibi bohem hayatı yaşamış ömrünü kumar, içki, kadın peşinde heba etmiş günah deryasına dalmış günahların katmerlisini işlemiş birini Allah inanamıyorum nasıl affeder? Hayır hayır olamaz mümkünü yok affedemez ya da affedebilecek mi türünden cümleler kurmak bir kibir değil de nedir? Günahlarınla kibir mi taslıyorsun haşa Allah’aboyutuna meseleyi? Ne demek şimdi bu? “Allah affedemez, benim gibi böyle büyük günahkarları” diyerek meseleye tepeden bakarak günahını da yanına alarak yüce Yaradan’ın Rahman, Rahim ve Gafur gibi sıfatlarının karşısına dikilmek, bir çeşit kibir değil de nedir?
İnsanın günah işledikten sonra tövbe etmek yerine kibrine yenik düşüp Allah’a büyüklük taslaması (istikbar), İslami literatürde en ağır mânevî hastalık ve helâk sebebi sayılır. Bu tutum, hakikati inkâr etmek, emirleri küçümsemek veya kendini üstün görme şeklinde tezahür eder. Kibir, kalpte zerre kadar bulunması durumunda cennete girmeye engel olan, Allah’ın rahmetinden kovulma vesilesi olan büyük bir haramdır.
Hz. Peygamberin hadislerinde de kibrin pozisyonu hiç de güzel değildir. Doğrusu kibirden ateşe düşmekten korkar gibi korkmak lazım. Rasûlullah (s.a.v) efendimiz bir gün şöyle buyurmuşlardı:“Kalbinde hardal tanesi kadar îman olan hiç kimse, Cehennem’e girmez. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan hiç kimse de Cennet’e giremez.” (Müslim, Îmân, 148-149)
Sonsuz mutluluk için kalpteki îmânın ne büyük bir cevher olduğunu, buna mukâbil insanın rûhunu zehirleyen kibrin de, ne kadar vahim bir âhiret felâketi olduğunu vurgulayan bu nebevî beyan üzerine ashâb-ı kirâmdan biri: “−Yâ Rasûlâllah! İnsan, elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını istemez mi?” deyince, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şu karşılığı vermişlerdir: “−Şüphesiz ki Allah güzeldir; güzelliği sever. Kibir (ise nîmetleri kendinden bilip o nîmetlerin gerçek sahibine nankörlük ederek) hakkı inkâr etmek ve insanları küçük görmektir.” (Müslim, Îmân, 147; Tirmizî, Birr, 61)
Yine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, katı kalpli, kaba, cimri kimselerle birlikte, kurularak yürüyen kibirli insanların da Cehennem ehlinden olduğunu ifâde etmiş ve:“Elbisesini kibirle yerde sürüyen kimseye Allah merhamet nazarıyla bakmaz.” buyurmuştur. (Müslim, Libâs, 42)
Şemsettin ÖZKAN
20.06.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-facebook.com
4-islamveihsan.com