İNCİR ÇEKİRDEĞİ KADAR DİYE NİYE KÜÇÜMSERLER Kİ?

(Toplumsal İlişkiler 290)


وَالتّ۪ينِ وَالزَّيْتُونِۙ
Andolsun, insanlık tarihi boyunca nice Peygamberlere ev sahipliği yapan, ilâhî vahyin merkezi konumunda olan coğrafi bölgelere, özellikle de, incire ve zeytine, yani incir ve zeytin ağaçlarının bolca yetiştiği tin ve zeytin bölgelerine, Şam ve Filistin diyarına,” (Tin/1)

Önemİ olmayan, dikkate almaya değmeyen şeyler için kullanılan bir deyim; “incir çekirdeğini doldurmamak” Hani cümle içinde de kullansak bu deyimi ve bir örnek verelim: “İncir çekirdeğini doldurmayan eften püften meseleler için sıkma canını kardeşim, olur böyle şeyler.”

Ancak gelin görün ki, incir çekirdeği kadar diyerek meseleleri kapatmaya çalışmamalı, olayı küçümsememeliyiz. Hz. Mevlana şöyle der: “İncir çekirdeği kadar diye niye küçümserler ki? Kalp çok mu büyük incirden?Bakın bakalım insan neler çekiyor incir çekirdeği kadar kalbe düşenden?”

Kalp ve incir…İkisi de küçük gibi ama Mevlam onları nelere kadir yaratmış. Tabiri caizse kristal gibiler. İkisi de hassas, ince ve zarif. Sevgi yüklüler. İncitilmemeleri lazım.

İncir Kur’an’da adı anılarak üzerine yemin edilen mübarek meyvedir. “Andolsun, insanlık tarihi boyunca nice Peygamberlere ev sahipliği yapan, ilâhî vahyin merkezi konumunda olan coğrafi bölgelere, özellikle de, incire ve zeytine, yani incir ve zeytin ağaçlarının bolca yetiştiği tin ve zeytin bölgelerine, Şam ve Filistin diyarına,” Ayetlerin devamında insanın en güzel şekilde yaratıldığına dikkat çekilir ama öncesinde incir, zeytin emin belde olan Kabe’nin olduğu şehir Mekke’ye yemin edilir. Bu beldelerden insanlığın en güzelleri, insanların numune-i imtisalleri Peygamberler gelmiş geçmiştir. Bu yüzden incir öyle yabana atılacak bir yemiş değildir.

Anavatanıda bizim ülkemiz. Anavatanında adı bedduada geçirilerek ne büyük haksızlık yapılır bu eşsiz yemişe. Bu ballı yemiş metruk binaların vazgeçilmezidir. Öyle boy verir ki bu binalarda bütün yaşanmışlıkları kapatır. Bu tecrübedir herhalde, ‘Ocağına incir ağacı dikmek’ deyimini söyleten.
Ama haksızlık etmeyelim atalarımıza, güzel sözler de bırakmışlar: “Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz” (kötü gereçle iyi iş görülemez) ya da “İncir babadan, zeytin dededen” (zeytinin ürünü boldur ama iki kuşak sonra alınır). Çekirdeğini önemsizliği anlatmak için kullanmış atalar, ‘incir çekirdeğini doldurmamak’, yolunda giden bir durumu bozmak için de “bir çuval inciri berbat etmek’ demişler.

Hiçte hafife alınacak küçümsenecek bir yemiş değil bu ballı incir. Yüksek oranda lif içeren incir, protein, potasyum, magnezyum, sodyum, kalsiyum, fosfor, karbonhidrat, demir, folik asit, A, B1, B2, B3, B6, C vitaminleri içerir. Meyvesi, çekirdekleri, kabuğu, yaprakları, reçinesi ve kökleri ilaç ve kozmetik sektörlerinde kullanılır. Faydaları saymakla bitmez:

* Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir, enerji verir.

* Kuru incir hücreleri yeniler, balgam söker.

* Kolesterolün kana karışmasını önler.

* Kemik ve dişlerin gelişimine katkı sağlar.

* Haricen kullanıldığında çıban ve iltihap oluşmasını önler.

* Hemoroid ve kabızlığa karşı etkilidir.

* Yaprağındaki süt, siğillerin iyileşmesine yardımcı olur.

Şemsettin ÖZKAN

19.03.2021 KONYA

KAYNAKLAR

1-kuran.diyanet.gov.tr

2-kuranmeali.com

3-evrensel.net (Elif Ekin Saltık, İncir: Çiçeklerini İçinde Gizleyen Bitki 04 Eylül 2017 tarihli yazısından alıntı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir