HAKUNA MATATA

(Toplumsal İlişkiler 458)


وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِهٖٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فٖيهِؕ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَاَبْقٰى


‘‘
(Ey Nebim!)
Onlardan bazı gruplara (inkârcı ve münafık takımına)
, kendilerini denemek (üzere fitne olması)
için yararlandırdığımız dünya hayatının süsü olan iştah çekici benzer şeylere gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.’’ (Taha 131)

Yukarıdaki başlığı laf olsun diye atmadım. Aşırı derecede dünyevileşmemizden ve süslü bir hayata düşkünlüğümüzün bizi çekebileceği bir tuzağa dikkatlerinizi celbetmek için attım. Basit bir hayat sürmenin güzelliğine ta Afrika kıtasından örnek vererek yazımı taçlandırmak istedim.

Afrikalıların Swahilice dilinde sık kullanılan bir cümle ‘‘Hakuna Matata’’ yani sıkma güzel canını, takma kafana bu da gelir geçer ya hu gibi bir sürü anlama geliyor.

Afrika’nın tüm kodları bu felsefe üzerine kurulu sanki. Mazlum coğrafya, tarihin belki de en fazla acılar çeken asırlarca insanları köle olarak kullanılan, toprakları sömürülen, hala da emperyalistlerin iştahını kabartan, onca Hristiyanlaştırma projesi ve misyonerlik faaliyetine rağmen Müslümanlığı seçen siyahi kardeşlerim benim. Tabi ki çoğunluğun Müslüman olduğunu bildiğimiz için böyle söylüyorum. Yoksa Hristiyan nüfus da var.

Tüm bu olup bitenlere karanlık bir geçmişe rağmen, dimdik ayakta kalabilen, hayatlarının hakkını veren, mutluluklarına gölge düşürmeyen, yardımlaşma ve insani değerleri ön planda tutabilen bu insanların arasına karışabilirsek, tasavvuftaki ayna kuralına göre ‘‘insan ancak kendini başka bir insanda tanır’’ felsefesini de hayata geçirmiş olacağız.

Gidin bakın basit bir hayat yaşıyorlar. Para, kariyer, hırs, birikim ve yatırım onlara çok uzak kavramlar. Daha çok onlar yaşayacakları o günkü güne odaklılar. Yaşama dair bir kaygıları yok. 12 ay sıcak bir iklim sokakta kalacağım diye bir dertleri yok, çoğunun evinin penceresi ve camı yok, doğalgaza, elektriğe zam gelmiş diye bir sorunları yok. Ee yiyecek yani meyveye erişmek hiç de zor değil. Afrika’nın belki de en güzel yanı bu olsa gerek. Avakado, muz, mango, papaya, ananas, kaju v.b ile öğün geçiren birçok insanı görebilirsiniz.

Yukarıda geçen ayeti bir kez daha okuma gereksinimi duyuyorum:

‘‘Ve sakın ola ki, onlardan bazı zümrelere, sırf kendilerini sınamak için geçici olarak verdiğimiz dünya hayatının göz kamaştırıcı cazibesine gözünü dikip de, bu nîmetleri elde etme adına Allah yolunda göstermen gereken fedâkârlığı sekteye uğratmayasın; hak ve adâletin egemen olması için verdiğin mücâdelede, bir an olsun gevşekliğe düşmeyesin! Unutma ki, Rabb’inin sana bu dünyada bağışladığı mütevazı, fakat helâl ve temiz geçimlikler ve âhirette bağışlayacağı sonsuz nîmetler, insanı azdıran lüks ve şatafattan hem daha hayırlı, hem daha kalıcıdır.’’

Asıl çarpıcı cümle bir sonraki ayette geliyor. Bunyadov Memmediyev’in o güzel çevirisiyle mevzuyu kapatalım:

‘‘Əhlinə (əhli-beytə və ümmətinə) namaz qılmağı əmr et, özün də ona (namaza) səbirlə davam et (yaxud məişət çətinliklərinə döz). Biz səndən ruzi istəmirik, (əksinə) sənə ruzi verən Bizik. (Gözəl) aqibət təqva sahiblərinindir (müttəqilərindir)!’’

Şemsettin ÖZKAN

14.09.2021 KONYAALTI

KAYNAKLAR

1=kuran.diyanet.gov.tr

2=kuranmeali.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir