FAKİRLERE DE BİR ŞEYLER VADETMEK GEREKİYORDU AMA BU DÜNYADAN DEĞİL

(Toplumsal ilişkiler 3183)

FAKİRLERE DE BİR ŞEYLER VADETMEK GEREKİYORDU AMA BU DÜNYADAN DEĞİL

وَهُوَ الَّذٖي جَعَلَكُمْ خَلَٓائِفَ الْاَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَبْلُوَكُمْ فٖي مَٓا اٰتٰيكُمْ اِنَّ رَبَّكَ سَرٖيعُ الْعِقَابِ وَاِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحٖيمٌ

“O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Enam/165)

“Fakirlere de bir şeyler vadetmek gerekiyordu, ama bu dünyadan değil. ”Napolyon Bonapart’a atfedilen bu söz, dini ve ahiret inancını alt sınıfları kontrol altında tutmak için bir araç olarak gören pragmatik bir yaklaşımı ifade eder.

Kur’an’da ise ahiret inancı yoksulları avutmak için değil; dünya hayatındaki ahlaki sorumlulukları (zekat, infak, adalet) vurgulamak ve eşitliği sağlamak için temellendirilir. İlgili temel ayetler şöyledir:

  • Zenginlik ve Fakirlik Sınavı: Ahiret inancı, dünyadaki adaletsizlikleri meşrulaştırmak için değil, malın ve mülkün bir imtihan aracı olduğunu hatırlatmak için vardır. “(Ey mücahit ve müstakim mü’minler!) O sizi yeryüzünün halifeleri kılıp (seçti) ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize göre derecelerle yükseltti. (Kimilerinizi ötekilerinizden mal, mevki, marifet yönünden derece derece üstün kılarak, size verdiği nimet, fazilet ve fırsatlarla sizi imtihan etmektedir.) Şüphesiz Senin Rabbin, cezalandırıp sonuçlandırması pek çabuk olandır ve şüphesiz O, Bağışlayandır, Esirgeyendir.”
  • (En’âm Suresi 6/165)
  • Sosyal Adalet ve İnfak: Kur’an, fakirlerin sadece ahireti beklemesini değil; zenginlerin mallarında yoksullar için belirli bir hak olduğunu ve bu hakların bu dünyada verilmesini emreder.
  • “Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı (ve onu gönül rızasıyla ayırıp verirlerdi. Asla cimrilik ve bencillik etmezlerdi.)” (Zâriyât Suresi 51/19)
  • Dünyanın ve Ahiretin Dengesi: İslam’da dünya tamamen reddedilmez; “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver” (Bakara Suresi 2/201) duasıyla her iki hayatın da dengeli yaşanması istenir.
  • Mülkün Gerçek Sahibi: Yoksulluğun kadercilikle geçiştirilmemesi için malın asıl sahibinin Allah olduğu ve infak edilmesi gerektiği vurgulanır.

“(Bu nedenle) Allah’a ve O’nun Resulüne (tam) iman edin. (Onların sünnetine ve sistemine teslimiyet gösterin.) “Sizi üzerlerine sahip halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği” şeylerden (servet ve üretimlerden, yeterli ve ihtiyaç giderici şekilde) infak edin. (Allah için ihtiyaç sahiplerini gözetecek Adil bir Düzen kurup zekât verginizi ödeyin.) Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir (verilecektir).” (Hadid 57/7)

Bu söz, genellikle Napolyon Bonapart veya Fransız aydınlanma düşünürlerinin, alt sınıfların isyanını önlemek için onları avutma ihtiyacını ve bu avuntunun somut dünyadan ziyade ahiret inancı üzerinden kurgulanmasını eleştiren tarihsel bir yaklaşımdır. Sözün derinlemesine açıklaması şu temel noktalara dayanır:

  • Eşitsizliği Meşrulaştırma: Mevcut toplumsal düzende var olan servet adaletsizliğini ve yoksulluğu bu dünyada çözmek yerine, adaleti “öteki dünyaya” (cennete) havale etme stratejisidir.
  • İsyanı Önleme: İnsanların içinde bulundukları sefalete karşı ayaklanmalarını engellemek amacıyla onlara cennet gibi soyut ve ölüm sonrasına ait bir “ödül” vadedilerek mevcut otoritenin korunması amaçlanır.
  • Din ve İdeoloji Eleştirisi: Dinin veya toplumsal inançların, sistem tarafından siyasi ve ekonomik çıkarlar uğruna bir afyon gibi nasıl kullanılabileceğini vurgular.

Şemsettin ÖZKAN
25.09.2026 GÜZELYALI

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir