(Toplumsal İlişkiler 3182)

وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْناً وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَاماً
“Rahman’ın (akıllı, hayırlı ve has) kulları (onlardır ki;) gezip dolaştıkları (her) yerde, (münasip ve) mütevazı yürürler. Bilgisiz (ve görgüsüz) kimseler kendilerine sataştıklarında ise onlara: “Selametle (barış ve güvenlik içinde olun)!” derler (ve geçiştirirler, yersiz tartışma ve kapışmalara girişmezler. Ama kutsallarına sataşıldığında gerekli tepkiyi gösterirler).” (Furkan/63)
Dostoyevski’nin; “bana yetmiş satır hakaret yazdılar. Beni rahatsız eden tek şey; yazım hatalarıydı. İşte o kadar umursamıyorum” sözü, onun soylu bir tavır takınışını yansıtır aynı zamanda.
Bu söz, Dostoyevski’nin hiciv dolu ve ders veren didaktik yaklaşımını da yansıtıyor. Hakaretleri değil, o hakaretleri yazanların seviyesizliğini ve dilbilgisi zayıflığını ciddiye alma durumu, Kur’an-ı Kerim’de müminlere tavsiye edilen asil ve umursamaz duruşla tam bir paralellik gösterir. Bu ruh halini yansıtan ve hakaretleri seviyesizlikleri yüzünden değersizleştiren ayetler şunlardır:
- Furkan Suresi, 63. Ayet: “Rahman’ın kulları, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman, ‘Selâm!’ (der, kötülük ve hakaretlerine karışmadan) geçerler.
- Fussilet Suresi, 34. Ayet: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman görürsün ki, seninle arasında düşmanlık olan kişi sanki candan bir dost oluvermiştir
- Kasas Suresi, 55. Ayet: “Boş ve çirkin söz (hakaret veya laf) işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve ‘Bizim işimiz bize, sizin işiniz size. Size selam olsun, biz cahillerle arkadaşlık etmek istemeyiz’ derler.”
- Kâfirûn Suresi, 6. Ayet: “Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”
Bu ifade, yazar Fyodor Dostoyevski’nin “işte o kadar umursamıyorum” tavrını en iyi yansıtan edebi ve psikolojik benzetmedir. Karşınızdaki kişinin size zarar verme veya sizi öfkelendirme çabasını ciddiye almadığınızı, onları bir tehdit veya muhatap olarak görmediğinizi belirtir.
Bu söz, duruma üç açıdan derinlik katar:
- İçsel Huzur ve Değersizleştirme: Size yöneltilen hakaretleri, içeriğinden (ne kadar kötü veya kırıcı olduğundan) tamamen soyutlarsınız. Hakaret eden kişinin duygusal boşalmasını ya da hakaret metninin kendisini değil, o metnin zayıf altyapısını (imla hatalarını) odak noktası yaparsınız. Bu, muhatabınıza “Beni kıracak kadar bile değerli değilsin” mesajı verir.
- Kişiliğe Odaklanma: Uzun uzun hakaret metinleri yazmak ciddi bir duygusal yatırım, öfke ve çaba gerektirir. Bu sözle, karşı tarafın sizi yıkmak için harcadığı enerjiyi, basit bir imla kuralını bile bilmeyecek kadar yetersiz olduğunu vurgulayarak yerle bir edersiniz.
- Mükemmeliyetçilik ve Mizah: Hakaretlerin içeriğini tamamen önemsizleştirirken, konuşma veya dilbilgisi kurallarına (trollemeye) takılmak, duruma hem entelektüel hem de alaycı bir yaklaşım kazandırır.
Şemsettin ÖZKAN
24.09.2026 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı