(Toplumsal İlişkiler 3165)

قُلْ لَنْ يُصٖيبَنَٓا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَا هُوَ مَوْلٰينَا وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
“De ki: “Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmeyecektir. O bizim Mevlâ’mız (sahip çıkanımız ve himayesine alanımız)dır. Ve mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe/51)
Kökeni genellikle Tibet bilgeliğine veya Leo Tolstoy’a atfedilen bu söz, stres yönetimini ve tevekkülü ifade eder. İslam’da tevekkül kavramı, kulun elinden gelen her türlü çabayı (sebepleri yerine getirmeyi) gösterdikten sonra sonucu Allah’a bırakıp huzura ermesini öğütler.
Bu felsefeyle birebir örtüşen temel ayetler şunlardır:
- Çözülebilir problemler için çabalamak (Eyleme geçmek): Kulun üzerine düşen görevleri yapması gerektiği vurgulanır.
“İnsan için ancak çalıştığı vardır.” (Necm Suresi, 39. Ayet)
- Çözülemeyenler için endişe etmemek (Tevekkül ve Kader): İnsanın kapasitesini aşan durumlarda endişelenmenin anlamsızlığı ve kadere rıza gösterilmesi gerektiği belirtilir. Bu ayet, kontrolünüz dışındaki durumların ilahi bir planın parçası olduğunu ve endişenin sonucu değiştirmeyeceğini vurgular.
“De ki: “Allah’ın bizim için yazdığından başkası başımıza asla gelmez. O bizim Mevlâmızdır.” Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” (Tevbe Suresi, 51. Ayet)
- Gelecek kaygısını aşmak ve huzur: Takdir edilen rızık veya olaylar üzerinde endişelenmek yerine Allah’ın rızasına güvenmek ve insanın elinden geleni yapması(çaba) ve elinde olmayanlara içinse üzülmemesi (tevekkül) tavsiye edilir.
“Allah, hiçbir kimseyi güç yettiğinden başkasıyla yükümlü kılmaz…” (Bakara Suresi, 286. Ayet)”Allah’a güvenip dayanan kimseye O yeter…” (Talâk Suresi, 3. Ayet)
Leo Tolstoy aslında; “eğer bir problem çözülebiliyorsa endişe etmeye gerek yoktur. Eğer çözülemiyorsa, endişe etmenin bir yararı yoktur” sözüyle, öyle uluorta her şeyi kafaya takmanın lüzumu yoktur demeye getiriyor üstad lafı. Yani ‘bir şey oluyorsa bir hayır, olmuyorsa bin hayır ara’ diyen Hz. Mevlana’nın anlatımıyla birebir örtüşür bu söz.
- Bakara Suresi, 286. Ayet: “Allah bir kimseyi, gücünün yettiğinden başka bir şeyle yükümlü kıl…” Bu ayet, probleminizin çözümü konusunda sadece kendi gücünüzün yettiği kadarından sorumlu olduğunuzu belirtir. Çözüm sizin kapasitenizi aşıyorsa endişelenmenize gerek yoktur.
- Hadid Suresi, 22-23. Ayetler: “Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın… (Elinizden çıkan) fırsatlara üzülmeyesiniz ve (Allah’ın) size verdiği nimetlerle şımarmayasınız.” Karşılaşılamayan veya değiştirilemeyen durumlar için boşuna üzülmemeyi öğütleyen en net ayetlerdendir.
- İslam inancına göre tedbir kuldan, takdir Allah’tandır. Ayetler, gayret gösterilip (çözüm aranıp) gerisinin Allah’a bırakılması gerektiğini vurgular.
Aslında bu veciz ifade, kaygının insan zihnine verdiği zararı mantıksal bir çerçevede özetler. İki temel durum üzerinden hayatı sadeleştirir:
- Çözülebilen problemler: Problem için harcanan endişe ve panik, sadece zihnimizi bulandırır ve çözüme odaklanmayı zorlaştırır. Çözüm yolu varsa, yapılması gereken tek şey harekete geçmek ve mantıklı adımlar atmaktır; bu durumda endişelenmeye yer yoktur.
- Çözülemeyen problemler: Eğer karşılaşılan durum kontrol edilemiyorsa veya değiştirilmesi imkansızsa (geçmişte yaşananlar veya doğal afetler gibi), üzülmek ya da kaygılanmak durumu kesinlikle değiştirmez. Bu yüzden endişe etmek sadece enerjimizi tüketir, bir fayda sağlamaz.
Özetle bu söz; enerjimizi gereksiz kuruntulara harcamak yerine, değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirmeye odaklanmamızı, değiştiremeyeceğimiz şeyleri ise kabullenip akışa bırakmamızı öğütler.
Şemsettin ÖZKAN
07.09.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı