(Toplumsal İlişkiler 3099)

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَـرَٓاءُ اِلَى اللّٰهِۚ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمٖيدُ
“Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir ve mutlak kemaliyle hep övgüye lâyık olan O’dur.” (Fatır/15)
Kibir, büyüklenmek, böbürlenmek, hava atmak, insanlara yukarıdan bakmak her ne derseniz deyin insana yakışmayan en kötü davranışların başında gelir. Gelin görün ki, insanın en çok hata yaptığı kötü davranış da bu.
Bir çeşit Tanrılık iddiasında bulunmak gibi bir şey bu kibir. Çok tehlikeli şeytani bir vasıf. İnsanı helak eden, şerefini iki paralık eden, gardını düşüren negatif bir eylemin adıdır kibir.
Çoğunlukla zengin, varlıklı, bilgili insanları tuzağına çeken bu halet-i ruhiye aslında içteki fakirliği de göstermeye yeter de artar bile.
Lao Tzu; “dışarıdaki gösteriş ne kadar büyükse, içerideki yoksulluk da o kadar derindir” derken, vurgulamaya çalıştığı da, kibrin insanı nasıl sıfırladığını, insanlıktan uzaklaştırdığını, gözler önüne sermekten başka bir şey değildir.
Hz. Mevlana; “kendini büyük görme! Bugün ayağının altında biten ot, yarın mezarının üstünde bitecek” derken, kibirli davranış sergileyenleri; “yapmayın, etmeyin” diye adeta uyarır. Aslında kimseye gururla bakılmamalı, zira herkes kendine göre görkemli değil midir?
Küçük olanları ne diye hor görürsün? Nihayetinde dağlar da, çakıllardan teşekkül etmedi mi? “Kibir ve gururla tahsil olunan ilimde kurtuluş olmadığını” söyler, İmam Şafi hazretleri. Zira ilim önce kendini bilme işidir. Kibre kapılan bir ilim adamı kendinin çok şey bildiğini zanneder. Halbuki katedeceği daha çok mesafeler vardır. İlmin başı la edri, yani “ben birşey bilmi- yorum” şuuruna ermektir.
Hz. Mevlana; “kibir nedir? Kendisinden habersiz kendini bilmeyen insanın durumudur. Tıpkı güneşten haberi olmayan buzun, kendini bir şey zannetmesi gibi” derken böbürlenme, kibir, kendini beğenmişliğin insana çöreklenmesiyle, onda bıraktığı izleri güneşte eriyen buza benzetmesi gerçekten ilginç değil mi? Zira büyüklenen, aslında an be an eriyor, farkında değil haberi yok.
Hz. Mevlana der ki; “kendini ne kadar büyük görürsen gör, bende sadece gözümün gördüğü kadarsın.” Hz. Pir kibir, üstünlük taslama, böbürlenme, kendini bir halt sanma konusunu çok işler. Bunların içinde en meşhuru eşek sidiğinin üzerindeki saman çöpüne konup kendini denizler fatihi zannetmesi hikayesidir: “Bir sinek, eşek sidiğinin üzerinde gezinen saman çöpünün üstüne kondu. Sonra bir gemi kaptanı gibi başını yukarı doğru kaldırdı.”
Ahmak, adi, süfli ve mütekebbir olanların hâli ve tavrı bu sineğe benzer. Sinek bir saman çöpünün üzerindedir, saman çöpü bir eşek sidiğinin üzerinde yüzmektedir. Sidik birikintisini okyanus, saman çöpünü gemi zanneden ahmak kendini kaptan gibi görmeye başlar. Bu da yetmez, bir de kafasını gururla yukarı doğru dikip pis hâlini âleme ifşa ve ilân eder.
Bu başkaldırışta aslında ne kadar ahmak olduğunun ne kadar rezil bir durumda bulunduğunun ilanı vardır. “Şu benim azametime bakın” deyişinde eblehliği ve ahmaklığı dökülür ortaya. Sinek: “ben bu denizin ve gemiciliğin mektebinde okumuş; Epey müddet zaman ve emek harcamış adamım” diyordu.
Ahmak sinek aptalca gurur ve böbürlenmesi yetmezmiş gibi işi bir de yalancılığa dökmüştü. Bu yerlere kolay gelmedik, bir sürü emek ve zaman harcadık, ortaya aklımızı ve yüreğimizi koyduk, çalıştık, ilim tahsil ettik de öyle geldik bu mevkilere diyordu. İşte dini ve ilmi kendi nefsine uyarak yorumlayan ondan istediği hükümleri çıkarabileceğini düşünen şarlatanlar da böyledir. Kendi cüce aklını, hakikatin kaynağı görür etraflarını aldatmaya cesaret eder sonra düştükleri zelil ve rezil durum umurlarına gelmeksizin palavraya devam ederler. Bunun daha ileri derecesi gülünç duruma düşmüş olmalarına bile aldırmaksızın kibre ve böbürlenmeye devam etmeleridir: “İşte deniz işte gemi işte adam İşte kaptan, işte görüşü keskin bir kahraman karşınızda.”
Allah’ın hoşuna gitmeyen en kötü davranış da bu kibir, kendini beğenmişlik değil midir? Kişi kendini büyük görerek işin başında deşarj olabilir. “Ben neymişim be,” diyebilir ama sonuç maalesef hüsranla sonuçlanacaktır. Tolstoy der ki; “kibir ve inat önce kişinin kendini mükemmel görmesini sağlar. Sonra da sonunu hazırlar.”
Şemsettin ÖZKAN
03.07.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixbay.com
4-suskunduvar.com