BENİM İSTEDİĞİMİ ALLAH İSTEMİYORSA KONU KAPANMIŞTIR

(Toplumsal İlişkiler 3058)

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَاَطٖيعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِى الْاَمْرِ مِنْكُمْ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ فٖى شَىْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْوٖيلًا۟ 
“Ey iman edenler! Allah’a kayıtsız şartsız itaat edin, O’nun buyruklarını size ileten bir elçi olarak, Peygambere de kayıtsız şartsız; itaat edinbir de, Kur’an ve Sünnete aykırı hüküm vermedikleri sürece, sizin gibi müminlerden olan ve bu iki kaynak tarafından yetki sahibi kılınan kimselere, yani Müslüman ve adil yöneticilere, İslam alimlerine, aile büyüklerine ve birlikte yaşadığınız insanlardan sizden herhangi bir şey isteyenlere ve benzerlerine itaat edin! Fakat onlara itaat, Allah’a ve Peygambere itaat gibi kayıtsız şartsız olmamalıdır: Şâyet böyle, sizden bir şeyler isteyen, size yaşantınızla ilgili emirler veren insanlarla herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah’a ve âhiret gününe gerçekten inanıyorsanız o anlaşmazlık konusunu Allah’a ve Peygambere danışmalısınız. Yani, yöneteni-yönetileniyle, alimi-cahiliyle, kadını-erkeğiyle ey müminler! Hayat programınızla ilgili, sizi yöneten idarecilerle, size dininizi öğreten alimlerle, ailenizin bir ferdiyle veya diğer insanlarla her hangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, çözüm için Allah’ın kitabına, yani Kur’an’a ve Peygamberin Allah’tan aldığı diğer talimatlara, yani Sünnet’e başvurmalısınız. Bunu yapmak için de, en azından ortaya konan delilleri anlayabilecek düzeyde Kur’an ve Sünnet bilgisine sahip olmanız gerekmektedir. Eğer anlaşmazlığın çözümüyle ilgili Kur’an ve Sünnette açık bir hüküm bulamazsanız, bu iki kaynağın temel prensipleri çerçevesinde anlaşacağınız çözümler üretmelisiniz. İşte bu, sizin için en hayırlı ve sonuç itibariyleen güzel davranış şeklidir. Ve bu konudaki tavrınız, kimin Müslüman kimin münâfık olduğunu ortaya koyacaktır:” (Nisa/59)

Söz konusu ayet, üstad Necip Fazıl Kısakürek’in; “benim istediğimi Allah istemiyorsa konu kapanmıştır” sözünü çok net bir şekilde açıklamıyor mu? Allah ve rasülünün bizden istediği şey ne ise, o olacak bizim içinde.

          Burada öne çıkan özellikler şunlardır:
* İtaat Sıralaması: Allah, Resul ve Ülü’l-emr (emir sahipleri/ yöneticiler yani Allah ve rasülüne uyarak yöneten idareciler.
* Anlaşmazlık Çözümü: İhtilaf durumunda Kur’an (Allah) ve Sünnet’e (Resul) başvurulması gerekliliği, elzem oluşu.
* İman Göstergesi: Bu uygulamayı yapmak, Allah’a ve ahirete inancın bir gereği olarak görülür. Allah’a ve ahirete inanan bir kişinin bunu yapması imanının bir göstergesi kabul edilir.

* Sonuç: Bu yaklaşım, toplumsal barış ve adalet için en hayırlı yoldur. Eğer mü’minler, kurtuluşa ermek istiyorlarsa, gerçek bir çözüm istiyorlarsa, sorunların doğru bir şekilde halledilmesini istiyorlarsa, bunu yapmaları şarttır. Yoksa hiçbir meseleyi eli ayağı düzgün bir şekilde çözemezler. Hele hele işine geldikleri ayeti alıp, işine gelmediklerini atarak hiçbir sorunu çözemezler. Bir dinin bir kısmına iman edip bir kısmına iman etmemek gibi bir din anlayışı mü’minlik (inanmışlık) olamaz.

Şemsettin ÖZKAN
23.05.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir