(Toplumsal İlişkiler 3156)

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٓا اَيُّهَا الْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرٖي فَاَوْقِدْ لٖي يَا هَامَانُ عَلَى الطّٖينِ فَاجْعَلْ لٖي صَرْحاً لَعَلّٖٓي اَطَّلِعُ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰى وَاِنّٖي لَاَظُنُّهُ مِنَ الْكَاذِبٖينَ
“Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.” (Kasas/38)
Prof. Dr. İlber Ortaylı der ki; “Firavun’u ‘Firavun’ yapan etrafındaki yiyecek ve goygoycu takımıydı. Firavun ‘ben Allahım’ dedi. Olmadığını bile bile alkışladılar. Bilmem anlatabildim mi?”
Bu söz, Kur’an-ı Kerim’de Firavun’un sahip olduğu mutlak gücün kaynağına ve halkı üzerinde kurduğu ideolojik diktatörlüğe dikkat çeken sosyolojik bir tespittir. Firavun’un “ben sizin en yüce Rabbinizim” (Nâziât Suresi, 79/24) şeklindeki kibir ve hezeyanının toplum tarafından nasıl kabul gördüğünü ve etrafındaki destekçi/yozlaşmış elit tabakanın rolünü anlatan
Kur’an’daki ilgili ayetler şunlardır:
- Zuhruf Suresi (43/54): Firavun’un halkını nasıl küçümseyip manipüle ettiği ve onların bu aklıselimden uzak tutumunun onu nasıl güçlendirdiği doğrudan vurgulanır: “Firavun, kavmini küçümsedi (onları ezdi ve hafife aldı); onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar, yoldan çıkmış bir toplumdu.”
- Mü’min Suresi (40/29): Firavun’un sarayındaki çevresi ve siyasi yandaşlarının halkı nasıl kontrol altında tuttuğu ve Firavun’u nasıl desteklediği açıklanır: “Firavun dedi ki: ‘Ben size sadece kendi görüşümü gösteriyorum ve ben size doğru yoldan başkasını göstermiyorum.'”
- Kasas Suresi (28/38): Firavun’un yanındaki elit tabakayı (veziri Haman’ı) ve goygoycu mekanizmasını kullanarak dini/ilahi değerleri nasıl alaya aldığını gösterir: “Firavun dedi ki: ‘Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum…'”
Daha fazla detaya ulaşmak için şu ayetlere de bakılabilir:
- Mü’min Suresi 28-46 arasını okuyarak Firavun’un meclisini ve danışmanlarını,
- A’râf Suresi 103-127 arasını okuyarak Firavun’un etrafındaki sihirbazlar ve ileri gelenlerin halkı nasıl manipüle ettiğini inceleyebilirsiniz.
Bu sözle, gücü elinde bulunduran liderlerin veya diktatörlerin değil; onları o konuma getiren, çıkarları uğruna yanlışlarını alkışlayan, gerçeği gizleyen ve etrafında bir “dalkavuk (goygoycu) ordusu” oluşturan toplumun (veya şürekânın) asıl sorumlu olduğunu vurgulanır.
Sözün derinlemesine açıklaması şu yapı taşlarından oluşur:
- Gerçeğin Çarpıtılması: Firavun, kendi iç dünyasında ve aslında fiziksel olarak sıradan bir insan olduğunu bilir. Ancak etrafındaki çıkarcı zümre (vezirler, tebaası, medyası vs.), kişisel menfaatleri zarar görmesin diye onun bu absürt iddiasını (“Ben ilahım”) onaylar.
- Kör/Çıkarcı İtaat: Etrafındaki menfaat grupları, liderin hata yapma veya yanılma lüksünü elinden alır. Lideri sorgulamak yerine her dediğini “en doğru” olarak kabul edip alkışlarlar.
- Sistem Eleştirisi: Güç zehirlenmesi yaşayan bir liderin zamanla kendi yalanına inanması tek başına gerçekleşmez. Onu o güç zehirlenmesine iten ve sınırlarını çizen şey, etrafındaki “yiyecek” olarak tabir edilen asalak kesimdir.
Kısacası bu ifade; toplumsal yozlaşmaya, liyakatsizliğe ve sorgulamayan kitlelerin, sıradan bir insanı nasıl “dokunulmaz ve her şeye kadir” bir canavara dönüştürebileceğini anlatan çok güçlü bir sosyolojik ve psikolojik tespittir.
Şemsettin ÖZKAN
29.08.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı