(Toplumsal İlişkiler 3101)

وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِۚ وَمَا يَعْقِلُـهَٓا اِلَّا الْعَالِمُونَ
“Biz bu misalleri insanlar için (örnek ve ibret olsun diye veriyor ve) anlatıyoruz, ama bunları âlimler (İslam’ı araştırıp bilenler ve içlerine sindirenler)den başkası akıl edip anlamayacaktır.” (Ankebut/43)
Okumak insanı bilgili yapabilir düşünmekse özgürleştirir. Platon’un; “eğitim insana ne düşüneceğini değil, nasıl düşüneceğini öğretmediği sürece, sadece ezberli bir cehalet üretir” sözü eğitimin nasıl olması gerektiği konusunda oldukça önemli ipuçları sunar bize.
Gönlü geniş ruhu gezginlerin on üçüncü kuralı bize bir eğitimcinin nasıl olması gerektiğini anlatır:“Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.”
5N 1K (Ne, niçin, nasıl, nerede, neden ve kim) sorularını sormadan öğreten bir öğretim modeli, ezberci bir modeldir. Ezberleri tekrar eden modeller insanı düşündürmekten uzaktır. Sorgulamaktan uzaktır. Dolayısıyla eğitmekten de uzaktır.
İlim nedir? Ben bir şey bilmiyorum demektir. İnsan, çok şey bilmediğinin farkına vardığı zaman, ilim yolunda mesafe katetmeye başlamış demektir. Ama gelin görün ki, insanların çoğu, zır cahil oldukları halde, ben çok şey biliyorum zannındalar. Acayip bir yanılgı içindeler, lakin meseleleri okuyamıyorlar, idrak edemiyorlar. Çünkü ezberci, klasik şartlanmayla bir şeyler bilen, ama ne öğretildiğini hiç ama hiç sorgulamayan insan manzaralarıyla karşılaşıyoruz.
Peyami Safa; “az bilmek için, çok okumak gerekir” derken tam olarak vurgulamaya çalıştığı da amiyane tabirle insanın bir şeyden çakmadığıdır. Yani bilgisizdir. Hele hele bizim gibi hiç okumayan toplumlar, az bile bilmeyi bırakın hiç bilmiyorlar. Ama bilgiçlik taslamada mangalda kül bırakmıyorlar.
Okumak deyince de, sadece kitap okumak yetmiyor azizim! Her çeşit okumak gerekiyor. Kainatı, olayları, insanı, toplumu, hakeza her şeyi, ama her şeyi. Bunu düşünmeyen, taşınmayan, ne yaptığını bilmeyen, sorgulamayan, ciddi bir tartışmada topu taca atan sadece öğretim gören ama eğitilmeyen nesiller yapamaz. Öylesi ingilizce bilerek önüne geleni öldüren, sanal oyunlarla beslenen yakıp, yıkan, kıran, vahşi hedonist anlayışla yetişen yeni yetme çağdaş geçinen, özünden kopuk, köksüz, ilmiyle amel etmeyen çok bilmiş insan yetiştirmekten başka bir şey yapmayan müntesiplerinin sadece egosunu şişirmekten öte, zorla okutmaya çalışan eğitim sistemleri ancak okumuş cahil yetiştirir.
Hele hele fazilete, erdemliliğe yol açmayan eğitim modelleri boş bir aldatmacadan başka bir şey değildir. Gibi yapmak türünden öğretmeyi amaç edinmiş lakin eğitmeyi unutmuş eğitim modeller okullarda ancak terörist, saldırgan, tembel tipler yetiştirir. Değerler eğitimi öğretilirken bireylerin davranış haline getirip getirmemesi önemsenmez. Bu tip eğitim modelleri de toplumun yaşam biçimlerine, sanat, müzik ve sinema gibi alanlarına da sirayet eder. İnsanlar da buna göre şekillenir. Bu insanların bilinçaltlarına giren yabancı örgütler, istihbarat servisleri istediklerini yaptırabilirler. Çünkü aklını kullanan bireyleri çoktan yok olmuşlardır.
“Eğitimin insana ne düşüneceğini değil, nasıl düşüneceğini öğretmesi” ifadesi, ezberci ve dogmatik eğitim anlayışı yerine;
eleştirel, analitik ve bağımsız düşünme becerilerini merkeze alan bir eğitim felsefesini ifade eder. Bu yaklaşım, bilginin kendisini depolamaktan ziyade, bilginin nasıl edinileceğini, sorgulanacağını ve kullanılacağını öğretmeyi gaye edinir. Bu yaklaşımın temel anlamı şudur:
- Bilgi Yüklemek Değil, Zihni Eğitmek: Bilgiyi pasif bir şekilde depolamak yerine, bilginin nasıl elde edileceğini, analiz edileceğini ve kullanılacağını öğretmektir.
- Sorgulamayı Teşvik Etmek: “Bu bilgi doğru mu?”, “Kanıtı nedir?”, “Farklı bakış açıları nelerdir?” sorularını sormayı öğretmektir.
- Eleştirel Düşünme Becerisi: Sunulan fikirleri olduğu gibi kabul etmek yerine, mantık hatalarını bulabilme, olaylar arasında bağ kurabilme ve neden-sonuç ilişkisi kurabilme yeteneği kazandırmaktır.
- Bağımsız ve Özgür Birey: Bireyin manipülasyona karşı dirençli olmasını, kendi fikirlerini oluşturmasını ve kararlarını kendi aklıyla vermesini sağlamaktır. Özetle; eğitim, insana “hangi fikirlerin doğru olduğunu” dikte etmek (ne düşüneceğini) değil, “doğru fikirlere nasıl ulaşılacağını ve nasıl akıl yürütüleceğini” (nasıl düşüneceğini) öğretmektir.
Şemsettin ÖZKAN
05.07.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com
5-Al bakışı