(Toplumsal İlişkiler 3089)

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَٓائِ۬ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
“Allah adaletli, mutedil davranmayı, adaleti gerçekleştiren, hak sahibine hakkını sağlayan, sosyal, siyasi, ekonomik ve idari bir düzen kurmayı, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlakın ve kamu vicdanının emirlerini devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderler, idareciler, askeri erkan ve müslümanlar olmayı, yakınınızda olanların, akrabaların ihtiyaçlarını görmeyi emreder. Meşru olmayan şehevi fiilleri, gayri meşru ilişkileri, zinayı, haddi aşmayı, cimriliği, ahlaksızlığı, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği şeyleri, haksızlığı, saldırıyı, baskı ve zulmü, bozgunculuğu, şeriata karşı çıkmayı, kural tanımamayı, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yapmayı ilminin-hikmetinin gereği yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliği sağlar. Size, düşünüp ibret almanıza vesile olur diye öğüt veriyor, sorumluluklarınızı hatırlatıyor, uyarıyor.” (Nahl/90)
Geçenlerde kime ait olduğunu göremediğim, güzel bir söz okumuştum, ne güzel, şöyle deniyordu: Mevla verince azma Geri alınca kızma Tüten ocağı bozma Külü incitme gönül Dokunur gayretine Karışma hikmetine Sahibi hürmetine Kulu incitme gönül!
Azgınların çoğu yüce Yaratan’ın kendisine bahşettiği bir nimetten ötürü azar. Kendini bir şey sanır ve her şeyi kendi kendine elde ettiğini, kendini yeterli görerek kibirlenir. Ne mesela, mal yönünden, güzellik yönünden, güç iktidar yönünden adeta bir güç zehirlenmesi yaşar. O nimetler elinden gitmeye görsün bu seferde basar feryadı figanı kendini acındırır.
Öyle ki bazıları da bütün bunlar yetmiyormuş gibi yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. Her şeyi bozmaya, tüten ocakları söndürmeye, insanların elindekileri kıskanmaya meyyaldirler. Olgun insan olmaktan çok çok uzaktadırlar. Ham, kaba, softa ve yobaz eğilimler gösterirler. Bağnazdırlar, gün görmüşlükten nasipleri hiç olmamıştır. Hele hele dinden gibi gözükseler de dinle alakaları yoktur. Dinle ahlakı birbirinden ayırarak, sureti Hak’tan görünürler, lakin özde inanmış değillerdir. Pozitif bir yanlarını göremezsiniz. Hep menfi düşünce geliştirerek bulundukları atmosferi bozarlar.
Değerli dostlar, şu incitmek, kalp kırmak, ne kötü bir huydur. Kabe’yi yıkmaktan bile tehlikelidir denilmiş hadislerde. Gönül erenleri de bu hususa sürekli dikkatlerimizi çekmiştir ve “aman ha gönül yıkmayın” demişlerdir. Çünkü…
Çünkü gönül Allah’ın Kabe’sidir. Allah yapısıdır. Mekke’deki Kabe’miz ise insan yapısıdır. Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail’in (a.s) bizzat elleriyle yükseltttikleri yapıdır.
Hz.Mevlana; “incitme, incittiğin yerden incinirsin” derken. bu konuya değinir. Kalplere, gönüllere yapılacak yatırımın, ne denli önemli olduğuna işaret eder. Eskiler; “düşmanına bile incitecek sözler söyleme” demekle, yerden göğe haklıdırlar. Belki yola imana gelecek azılı, acımasız ve şerli biri.
Şemsettin ÖZKAN
23.06.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com