EN GÜZEL YILLARIMI HEBA ETMİŞİM ARTIK BUNUN FARKINDAYIM VE FARK ETMİŞ OLMAKTAN ACI DUYUYORUM

(Toplumsal İlişkiler 3083)

EN GÜZEL YILLARIMI HEBA ETMİŞİM ARTIK

وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فٖيهَا رَبَّـنَٓا اَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحاً غَيْرَ الَّذٖي كُنَّا نَعْمَلُ اَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ فٖيهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَٓاءَكُمُ النَّذٖيرُؕ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمٖينَ مِنْ نَصٖيرٍ

“Onlar (cehennemin) içinde (şöyle) feryat edip: “Rabbimiz bizi (buradan) çıkar, (şimdiye kadar) yaptığımız (kötü davranışlar)dan başka salih bir amelde (iman, itaat ve iyilik üzerinde) bulunalım” diyeceklerdir. (Onlara:) “Size orada (dünyada iken), öğüt alabilecek olanın düşünüp ders çıkarabileceği kadar ömür vermedik mi? Üstelik size uyarıcı (elçiler ve davetçiler de) gelmişti. Öyleyse (inkâr ve isyanınız sebebiyle şimdi azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur” (denilip istekleri reddedilecektir).” (Fatır/37)

Dostoyevski; “en güzel yıllarımı heba etmişim artık bunun farkındayım ve fark etmiş olmaktan acı duyuyorum” der demesine de, farkındalıklı insanlar için, dünya cehennemdir diyen de yine kendisi.

İnsan bu dünya için yaptıklarından ötürü hep bir nedamet içindedir nedense. “Ah ile, vah ile geçti ömrüm” anlayışındadır. Dünya ve ahireti birbirinden ayırmıştır. Dünyanın ahiretin tarlası olduğunu unutmuştur.

Filozofların dini göklere çıkarıp bu dünyayı hoplama zıplama yeri gördüğü gibi bakmaktadır insanoğlu. Halbuki Peygamberler dini göklerden yere indirmemişler miydi? Dünyada o Allah’ın elçileri, bu dünyada dini yaşamak için davranış modelleri geliştirdiklerinden ötürü olsa gerek, orada yaşamayı amaçlı hale getirmişler dolayısıyla ahiretle de dünyayı birleştirmişlerdir. Neden? Dünyada pişman olmamak için. Ahirete bomboş bir sermayeyle gitmemek için.

Bir deli akıl dolu şiirinde ölmeden önce ölmeyi öğretir bize.

Pişmanlıklar yaşamadan, keşke diye başlayan cümleler kurmadan, ahireti kazanmanın yollarını gösterir:

Gel kardeşim!
Heybeni boşalt da gel!
Yüzün göğe bakan da gel!
Ayaklarının üstünde duran da gel!
Kendin özüne dönen de gel!
Başkalarının yükün bırak da gel!
İnsan eti ağırdır
Duygularını cüzdanına koy da gel!
Bak göğe eğil secdeye
Sırtına binenleri indir de gel!

Ruhun yorgunsa uykular çare olmaz. Çoğu insan bu hayatta iki şeyi anlamaz ya da anlamamakta inat eder; biri kadınları, diğeri de uykuları. Uyan uykularından da rüyalarının gerçeklerini bir gör hele.

Hz. Mevlana der ki; “hayat uykudur, ölünce uyanır insan. Sen erken davran ölmeden önce uyan.” Sahi uyku bir ölüm değil midir? Uykuyla bir başka boyuta geçmiyor muyuz?

Kadınları anlamayanlar, onlar da ölüm değil midir? Durun durun hemen yanlış anlamayın. Fransızlar kadın erkek cinselliği için, yaşanan hazlar için le petit mourir (küçük ölüm) diyorlar. Yani uyku gibi bir başka boyuta geçiş. Sevgili Peygamberimiz dünyanızdan üç şey sevdirildi derken kadını da zikreder.

Hani derler ya ölesiye sevmek diye kullanılan tabir bu yüzden olsa gerek. İnsan uykuyu da kadını da ölesiye sever. Bundan tabi bir şey olamaz. Sevmeyenler eşeklik eder zaten Şems-i Tebrizi’nin ifadesiyle. Bu hayat derin bir uykuysa ki, öyle. Ölünce uyanıyorsa insanların çoğu, sen akıllı ol da ölmeden önce uyan bre kardeşim! Bir an evvel farkına var dünyanın insanın bir zindanı olduğuna ve ona göre gardını al!

Şemsettin ÖZKAN
17.06.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir