(Toplumsal İlişkiler 3059)

اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمٰنُ وُدًّا
“Gerçekten iman edip, (haklı ve hayırlı yolda gayret gösterip) salih amel işleyenlere ise; Rahman (olan Allah) onlar için (aralarında özel) bir “vüdd”=sevgi ve ilgi (bahşedip) verecek (gönüllere onları sevdirecek ve yardımıyla destekleyecektir).” (Meryem/96)
“Hayattaki en güzel mutluluk sevildiğinden emin olmaktır” derken Victor Hugo, bize sevgiyi abartıp köpürtmenin, insana sevmekten ziyade karşı tarafa sevildiği hissini verme açısından önemine değinir. Hele hele bu durum, kadınlar açısından daha da değerlidir. Zira kadınlar, sevildiklerini hissettikçe, daha da güzelleşir ve özgüvenli olurlar.
Charles Bukowski; “sevmek belki bir şeydir, ama sevildiğini bilmek çok şeydir” derken, karşı tarafa sevildiğini hissettirmenin dayanılmaz cazibesini anlatır. Hayatta birçok konuda mütevazi olmak gerekir, lakin sevgiyi abartma, köpürtme mevzusunda mütevazi olunmasına gerek yoktur. İnsan diliyle, sözüyle, gözüyle, davranışlarıyla, tavır ve tutumlarıyla sevgisini göstermesi yetmez, hissettirmelidir.
Sevgi sözcüklerini kullanmak iyidir. Sevgi ve güven aşılamanın ilk basamağıdır dili güzel kullanmak, sevgi sözcüklerini fısıldamak. Sevgili Peygamberimizin; “Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa, ona sevdiğini söylesin.” (Ebû Dâvud, Edeb 122, 5124; Tirmizî, Zühd 54, 2393) diye buyurduğu hepimiz çok iyi biliyoruz.
Şems-i Tebrizi ise “bana sevdiğini söyleme, hissettir” derken; “bana yalandan seni seviyorum deme” öyle sevdiğini söyle ki bana, o söz ta ruhuma işlesin diyor. Lafa gelince yarış atı, icraa ta gelince sütçünün eşeği olmamak lazım. Çünkü sevgi konusu ciddi bir eylemdir. İnsan kendisine değer verildiğini yani sevildiğini anlamak istiyor kim bilir?
“Sevmek mi üstün, sevilmek mi?” diye soru sorulsa buna sevmek diye cevap verilir. Çünkü sevmek, insanın kendi iç dünyasında ürettiği aktif bir eylem olduğu için, genellikle daha üstün ve kalıcı kabul edilir. Sevilmekse, edilgen bir durumdur ve emin olunması zordur. Mevlana ve Fuzuli gibi düşünürler, sevilenin samimiyetinden emin olunamayacağı için, sevmenin daha yüce olduğunu vurgular. Ancak sevilmek de, insana güven ve huzur hissi verir.
Sevmek (Aktif/Üstün) olandır. Duygularınızın kontrolü sizdedir. İnsanın içindeki sevgiyi yoğunlaştırması ve üretmesi, ona bağlılık ve mutluluk getirir. Sevmek bir özen gösterme eylemidir.
Sevilmekse (Pasif/Güvenlidir); insana değer gördüğünü hissettirir. Bizi sevenler arasında bir seçim yapabilme avantajı sağlar. Ancak sevildiğinden emin olamama riski taşır. Sevilmenin değeri ihtiyaç ve onaylanmadır. Bu yüzden sevilen cephesinde çok şeyler ifade eder.
Netice itibariyle, sevmek bir eylem ve içsel bir zenginlikken, sevilmek bir durum ve dışsal bir huzurdur. Çoğu görüşe göre, kendimizi sevdiğimiz kadar var oluruz. Öyle ya kendisini sevmeyen bir insan, başkalarını nasıl sevsin?
En ideal durumsa; seven kişiyi sevebilmek, yani karşılıklı, samimi ve tutkulu bir bağ kurabilmektir. En doğru yaklaşımsa Fuzuli’nin şu yaklaşımıdır: “Samimi değilse, ikisi de fuzulidir” (gereksizdir). Gerçek mutluluk genellikle sevdiğiniz kişinin sizi sevmesiyle, yani sevginin karşılık bulmasıyla mümkündür.
Şemsettin ÖZKAN
24.05.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov..tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-ekşi sözlük