(Toplumsal İlişkiler 3060)

وَالَّذٖينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَاناً وَاِثْماً مُبٖيناً
“Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.” (Ahzab/83)
Tasavvuf erbabı arasında;“kamil olsan incitmezdin, arif olsan incinmezdin” diye bir söz vardır. Kemale ermiş olgunlaşmış bir derviş incitmez, kemale eren, meselelere vakıf olan bilen derviş de öyle incinmez demektir bu.
Tasavvufta ilk ders kırmamaktır son ders ise kırılmamaktır.
Şemsi Tebrizi; “eğer hala kızıyorsan, kendin ile kavgan bitmemiş demektir. Eğer hala kırılıyorsan, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir. Eğer hala kınıyorsan, düşüncelerin yeterince berraklaşmamış demektir. Eğer hala ben, ben, demekten vazgeçmiyorsan, dizginlerin hala nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir. Ve eğer hala şikayet ediyorsan, hakikati göremiyorsun demektir” derken, bize insan-ı kamil olmanın, insan-ı arif olmanın yollarını gösterir.
İnsanın en doğal eğilimi, kendi kendini ve kendisiyle birlikte herkesi yıkmaktır. Gönül yıkmak çok kolaydır, marifet gönül yapmaktır. Gönül eri Hz. Mevlana; “Gönül yapmak bir ömür ister, yıkmaksa anlıktır. Büyük insanlar yapmaya, küçükler ise yakmaya talip olur. O zaman tarafını seç, sen kimsin?” diye sorar.
Prof. Dr. Mehmet Görmez; “Kalbin Erbaini” adlı eserinde Kabe ve kalp benzeliğine dikkatlerimizi çeker:
“Bütün bunlarla birlikte irfan geleneğimizde de mihraba derin bir anlam yüklenmiştir. Yeryüzündeki her cami Kâbe’nin bir şubesi, her mihrab da camide kibleyi remz eden en önemli unsurdur. Diğer taraftan Kâbe, nazargâh-ı ilahî ve insanın hayat kaynağı olan kalbe eşdeğerdir. Bu sebeple imam, namazı bitirdikten sonra arkasını kıbleye, yönünü de insanlara döner. Çünkü imamın karşısında birden fazla kıble ve Kâbe; arkasında ise tek bir kıble ve Kâbe vardır. Kâbe ile kalp arasındaki bu bağlantıyı dışa yansıtmanın ve Kâbe’den alınan ilham ile gönüller inşa etmenin gerekliliğinin bir kez gönül yıkmak yetmiş defa Kâbe’yi yıkmaya eşit kabul edilerek izah edilmesi oldukça manidardır. Bunu Molla Câmî meşhur bir beytinde şöyle dile getirmiştir: Kâbe bünyâdı Halîl-i Âzer’est Dil nazargâh-ı Celîl-i Ekber’est Kâbe, Âzer oğlu İbrahim peygamberin inşa ettiği taş bir yapıdır. Gönül ise yüce Allah’ın nazargâhıdır.”
Şemsettin ÖZKA
25.05.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-1000kitap.com