(Toplumsal İlişkiler 3009)

يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِيَٓاءَۘ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمٖينَ
“Ey iman edenler! (Fitne çıkarmamak, anarşi ve ahlâksızlığı kışkırtmamak ve karşılıklı hak ve hürriyetlere saygılı bulunmak şartıyla; Ehl-i Kitapla birlikte yaşayın, komşuluk yapın, ülke ve bölge nimetlerini paylaşın, ilmi ve iktisadi konularda yardımlaşın, ama gerçekten iman ve Allah’a itimat ediyorsanız sakın ha!) Yahudilerin (ırkçı emperyalist kesimlerini ve yine haksızlık ve ahlâksızlık hedefleyen bazı) Hristiyan (merkezlerini) veliler (yöneticiler) edinmeyin. (Onları dost ve dürüst zannedip, kendinize idareci, karar verici olarak kabullenmeyin. Zulüm ve hıyanet örgütlerine ve girişimlerine destek vermeyin.) Çünkü onlar (sizin değil) birbirlerinin dostları ve destekleyicileridir. (Artık) Sizden her kimonları dost (ve rehber) edinip (peşlerine giderse), kesinlikle o da onlardandır. Şüphesiz Allah (Siyonist Yahudilere ve emperyalist Hristiyanlara değer ve destek veren ve Müslümanlara hıyanet eden) zalimler topluluğuna hidayet etmez (onların iman nurunu karartır).” (Maide/51)
ABD’nin eski dışişleri bakanlarından Alman yahudisi kökenli Henry Kissinger; “Amerika’nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir ama dostu olmak ölümcüldür”sözü enteresan değil mi?
İran savaşının kızıştığı şu günlerde Kissinger’in bu sözü doğrusu bana çok şeyler düşündürüyor. İsrail İran’ı vuruyor, İran körfezi vuruyor. ABD İran’ı vuruyor, İran yine körfezi vuruyor. Bir aydır aynı kısır döngü devam ediyor. Kim vurulursa vurulsun yanan hep aynı yer. Müslüman coğrafyası yanıyor.
Aramco vuruluyor, Ras Laffan vuruluyor, Musaffah vuruluyor, Dubai havaalanı vuruluyor, Kuveyt yakıt depoları vuruluyor. Füzeler her yere düşüyor hatta bize bile şimdiye kadar dört füze düştü. Bereket yerleşim yerlerine düşüp insanlarımız falan ölmedi. Vurulan coğrafyada zarar görenler kim? Hepsi ABD’nin müttefikleri. Amerikanın düşmanı İran. Gelin görün ki, yanan ABD’nin dostları. Daha yakın bir zamanda ABD başkanı bölgeyi dolaşıp bu ülkelere milyar dolarlık anlaşmalarla silah teçhizat satmadı mı? Sizi koruyacağım demedi mi? Dedi. Öyleyse bu ne hal böyle?
İşte Kissinger’in sözü tam da burada devreye giriyor; “ABD’nin dostu olmak ölümcüldür” arkadaş. Körfez hareketsiz kaldıkça altyapıları yanıyor, her gün vurulanlara yeni tesisler ekleniyor. Körfez ülkelerinin senelerce inşa ettikleri enerji altyapıları yıkıyor bu arada müşteriler de ABD’ye kayıyor iyi mi? Mesela Japonya Hürmüz boğazının kapanmasından ötürü ABD ile56 milyar dolarlık enerji anması imzalayıverdi.
Bu arada İsrail habire büyüyor. Dünyanın gözü İran’a çevrilmişken Lübnan’a kara harekatı başlattı, Mescid-i Aksa’yı ibadete kapattı, sadece Filistinli esirlere idam cezası getirdi. Golan tepelerini Suriye’ye bağlayan koridora doğru ilerliyor. Diyelim ki yarın savaş bitmiş olsa bile bundan yine en karlı çıkacak ülke İsrail olacak. Güç kimin aleyhine gelişiyor hele bir düşünün bir bakalım. Elbette körfez ülkelerinin aleyhine. Yapmaları gereken tek şey bu savaşın bir an evvel bitirilmesini sağlamak değil mi?
Körfez ülkeleri 50 yıldır ABD’ye güvenlik sağlaması için para ödüyor. Gelin görün ki, güvenliği sağlayan bu ülke günün birinde geldi komşunuzla kavgaya tutuştu. Komşunuz da size taş atmaya başladı. Eviniz yangın yerine döndü. Bir nevi güvenlik şirketi görevini gören bu ülkeye “bizi koru” dediniz. O da size para ödemeye devam edin dedi. Bu arada bir de baktınız ki,kavga sürerken, güvenlik şirketi ülkenin ortağı sessizce arka bahçenizden toprak alıyor. Peki ne yapacaksınız şimdi? Korkunun ecele faydası var mı? Bu ülkeler bu güvenliği sağladığını söyleyen ölümcül şirkete bir şey söyleyemedikleri sürece, haklarını koruyamadıkları sürece, petro dolarlarını çarçur ettikleri sürece, daha çok zarar göreceklerdir.
İran’a da bir parantez açacak olursak, maalesef onunda sicil notu, bu noktada iyi değil. Şimdi savaştığı bu ülkelerle ve daha başkalarıyla çok yanlışlar yapıp, bunlarla iş tuttu. Irak’la savaştı yıllarca. Suriye’de mezhepçilik damarı tuttu. Kendi mezhebinden olmayan Müslümanları yok etti. Zalimlerle beraber oldu. Saf İslam inancını anlatacağına, Şii devrim ihracı yapmaya kalkıştı. İslam’ı rafa kaldırdı. Bağnaz bir mezhepçilik yolu tuttu. Ümmet, ümmet deyip, aksine Şii fanatizmini dayatarak, zulümler işledi ve bunu yapan Esad’a katkı sundu. Şimdi kendisine saldıranlarla önceden işbirliği yapmasaydı, belki İslam’ın sadası daha gür olacaktı. Şimdi kendilerine zulüm yapılıyor. Şimdi çok ama çok tevbe etmeleri lazım. Elbette zalimleri, saldıranları alkışlayamayız. Mazlumların yanındayız. Müslüman’ın yanındayız. Haklının, hukukun, iyinin, doğrunun yanındayız. Hele hele kız çocuklarını öldürenlerin hiç ama hiç yanında değiliz.
Yukarıda söz konusu ettiğimiz ayeti, lütfen her Müslüman iyi okuyup, iyi anlaması gerekir. Bu ayet Yahudi ve Hristiyan kimselerle iyi ve insani ilişkileri, ticari ve bilimsel işbirliğini değil, zulüm sistemlerinin ve oluşumlarının güdümüne girmeyi yasaklamaktadır. Bir Yahudi ve Hristiyana değil menfi tavır ve tutumumuz, siyonizme, zulmedir isyan ve öfkemiz.
Şemsettin ÖZKAN
05.04.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-vikipedi (alıntı resim)