(Toplumsal İlişkiler 3007)

قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ اَنْفُسُكُمْ اَمْراً فَصَبْرٌ جَمٖيلٌ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَأْتِيَنٖي بِهِمْ جَمٖيعاً اِنَّهُ هُوَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
“[VE BABALARININ yanına dönüp, olup biteni o’na anlattıkları zaman Yakub;]“Yoo; yine kendi muhayyilenizdir olmayacak bir işi size olağan gösteren; [bana gelince]artık sabır en iyisidir; belki de Allah onların hepsini birden bana [geri]getirecektir; gerçek şu ki, Allah doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen, mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir!” (Yusuf/83)
İnsanın başına ne gelirse gelsin, her şeyin Allah’tan geldiğini bilerek ona sabretmesi, boyun eğmesi ve böylece teselli bulması ne güzeldir.
Hz. Mevlana; “ateşin gönlüme yerleşti kaldı, gönlüme dost oldu. Gönlüme attığın ateşe de ki: Gönül senden şikayetçi değil, sana ab-ı hayat gibi; ‘hoş geldin’ diyor” derken, gerçek sevginin, adeta koordinatlarını verir bize. Laka luka yapmak yok, riv riv deyip boşboğazlık yapmadan, ondan bundan şikayet etmeden, lütfun da hoş, kahrın da hoş, diyebilmenin güzelliklerini sıralar.
Sabır ile rıza göstermek arasında, doğrudan bir ilişki vardır. Gönlü geniş ruhu gezginlerin “dokuzuncu kuralı” şöyle der: “Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.”
Hz. Mevlana Divan-ı Kebir’inde 1298. “Gamdan, ızdıraptan daha tatlı bir şey olamaz!” babında (c. VI, 2675)şunları söyler:
* Mutlu olmanın sırrını Peygamber Efendimiz’den öğren de, Allah sana ne verirse, ona razı ol!
* Başına gelen derde, belaya razı olur da ses çıkarmazsan, o anda hemen sana cennet kapısı açılır!
* Eğer gam elçisi sana gelirse, tanıdık bir dost gibi karşıla, onu kucakla! Zaten o, sana yabancı değildir; onunla aşinalığın vardır!
* Sevgiliden gelen cefaya karşı sakın suratını asma! Onu, neşe ile karşıla; ona “Merhaba, hoş geldin!” de!
* Onu güler yüzle, tatlı sözlerle karşıla da, gönül alıcı o eşsiz varlık, hoşa gitmeyen çarşafını üstünden atsın ve güzelliği ortaya çıksın!
* Gam çarşafına bürünerek gelmiş olan o dilberin çarşafının ucundan sıkıca tut ve asla bırakma! Onun çarşafının kirliliğine bakma; içindeki dilber çok güzeldir, çok tatlıdır, pek de vefalıdır!
* Bu yüzdendir ki, bu mahallede, en çok kadına düşkün olan benim! Böylece ben, her güzel yüzlünün çarşafını çeker dururum!
* Güzellerin hepsi de, çirkin görünsünler diye, kirli, biçimsiz çarşaflara bürünerek karşımıza çıkmışlardır! 0 çarşafın içinde korkunç bir varlık, bir ejderha varmış hissini vermek istemişlerdir!
* Gam belası, beni, korkmuş, endişeye kapılmış olarak değil, gülerek görür! Ben, neşe kılığına girerek gelen derdi davet etmem; aksine, dert kılığında gelen devayı çağırırım!
* Şunu iyi biliniz ki; gamdan, ızdıraptan daha tatlı, daha mübarek bir şey olamaz; karşılığı sonsuzdur!
Şemsettin ÖZKAN
03.04.2026 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-islamiokul.com (Divan-ı Kebir’den Seçmeler alıntı)