NE ETRAFINIZI KIRACAK KADAR SERT NE DE KARŞINIZDAKİLERE CESARET VERECEK KADAR YUMUŞAK OLUNUZ

(Toplumsal İlişkiler 3002)

فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَلٖيظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى الْاَمْرِ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلٖينَ 

“(Ey Resulüm; Sen) O vakit, Allah’tan bir rahmet ile onlara (Hicaz halkına ve Ashabına) yumuşak davrandın, şayet kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. O halde onların kusurlarını affet, bağışlanmaları (ve ıslah olmaları) için dua (ve gayret) et. (Topluma ve teşkilata ait) İşlerde onlara danış. (Fikir ve önerilerini al, ama) Artık (kesin) kararını verdiğin zaman da, Allah’a güven (ve işe başla, ürkek ve gevşek davranma)! Çünkü Allah, tevekkül edip Kendine sığınanları sevmekte (ve desteklemekte)dir.” (Al-i imran/159)

 Sadi Şirazi; “ne etrafınızı kıracak kadar sert, ne de karşınızdakilere cesaret verecek kadar yumuşak olunuz” derken, insan ilişkilerinde tatlı sert olmanın önemine değinir.

            Toplumsal ilişkilerde denge mühimdir. Aşırı sert tavır tutum ve davranışlar karşımızdakini yıldırıp uzaklaştırırken, gereğinden fazla yumuşak olmak da karşımızdakini şımartır ve gevşetir. Böyle olunca da devreye muhatabımızın kötüye kullanımı girer. 

            İnsan ilişkilerinde kantarın topuzunu kaçırmamak önem arz eder. Sert ya da yumuşaklık uçlarda gezmek gibidir. Her zaman mutedil olmak aranan özelliktir. Orta yolu tutmak en iyisidir. Öfkeli sert davranışlar insanın etrafına verdiği zarar kadar kendine de verir. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bir kere dallar kırılmıştır. Şu hikaye buna güzel örnektir. 

           Bir zamanlar çok huysuz küçük bir çocuk varmış. Babası ona bir torba çivi verip, her sinirlendiğinde çite bir çivi çakması gerektiğini söylemiş. 

           İlk gün çocuk çite 37 çivi çakmış. Çocuk, önümüzdeki birkaç hafta içinde yavaş yavaş öfkesini kontrol etmeye başlamış ve çite çaktığı çivilerin sayısı yavaş yavaş azalmış. O çivileri çite çakmaktansa öfkesini kontrol etmenin daha kolay olduğunu keşfetmiş. Sonunda, çocuğun kendini hiç kaybetmediği gün gelmiş. Çite çakılacak hiç bir çivi kalmamış.

          Durumu babasına haber vermiş. Bu defa baba, çocuğuna, öfkesini kontrol altında tuttuğu her gün bir çivi çekmesini önermiş. Günler geçmiş ve delikanlı sonunda babasına tüm çivileri söktüğünü söylemiş. Baba, oğlunun elinden tutmuş ve onu çivileri çakıp çıkardığı çite götürüp demiş ki;
“- İyi iş çıkardın oğlum, ama çitteki deliklere bak. Çit, asla eski aynı çit olmayacak. Bir şeyleri öfkeyle söylediğinde tıpkı bunun gibi bir iz bırakırız. Bu durum, birini bıçakladıktan sonra bıçağı onun gövdesinden çıkarmak gibidir. Kaç kere özür dilerim desen de, bıçak veya çivi yarası hep orada kalacaktır.” Bu yüzden olsa gerek sert, öfke kontrolü olmayan tavır, tutum ve davranışlar yıkıcıdır. Muhatabımızda her zaman yaralayıcı derin izler bırakır. Bu yüzden önlem alınması gerekir.

          Cesaret verecek kadar yumuşak olmak da bir o kadar sıkıntılıdır. Böyle davrananlar başkaları için aşırı derecede fedakar olmak, hayır diyememek gibi problemlerle karşılaşır. Aşırı yumuşak olmada, fazla verici davranmak gibi hallere rastlamak mümkündür. İnsan kendi sınırları çizememe, kendi gibi olamama, iyiliklerin suistimal edilmesi gibi, sorunlarla her an karşılaşabilir. 

           Bu yüzden insan ilişkilerinde, ‘ateş formülü’ dediğim dengeyi, korumak gerekir. İnsanlara ateşe yaklaştığımız gibi; “fazla yaklaşırsak yanarız, fazla uzaklaşırsak üşürüz” düsturu ile yaklaşırsak, iyi olur diye düşünüyorum.     

Şemsettin ÖZKAN
29.03.2026 GÜZELYALI

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-kisiselgelisim.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir