(Toplumsal İlişkiler 3045)

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَتُصْبِـحُ الْاَرْضُ مُخْضَرَّةً اِنَّ اللّٰهَ لَطٖيفٌ خَبٖيرٌ
“Allah’ın gökten su indirdiğini, yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmüyor musun? Allah hikmetine nüfuz edilmeyen yüce varlıktır, gizli açık her şeyden haberdar olan Allah insanları bilgilendiriyor.” (Hac/63)
Tabiat ana biz insanlar için bulunmaz bir nimet. İnsan için donatılmış, onun emrine amade kılınmış. Lakin insan onun kıymetini bilmiyor. Ondan gereği gibi istifade etmiyor. Çağdaş insanın ona yaklaşım biçimi tabiri caizse ofsayt.
Tolstoy modern insanın hayatını şöyle özetler; “yiyordu, içiyordu, uyuyordu, uyanıyordu ama yaşamıyordu.” Franz Kafka’nın; “sesin, nefesin ve ruhun karışmıyorsa bir güne, hiç yaşanmamış say o günü, ömür defterine…” sözüne bu açıdan bakıldığında modern insanın, aslında yaşamadığını, sadece var olduğunu anlayabiliriz. Taş duvarlar arasında ruhunun sesini dahi duyamadığı apaşikar ortada.
Doğanın kıymetini en iyi bilen, onu mısralarına ilmek ilmek işleyen, şairlerimizin belki de en başında, Yunus Emre gelir. Dağ tepe gezer durur ve tabiatın sırlarını fısıldar. Dağ anaforuyla bulduğu o sırları aşikâre söyler:
Adım adım ileri bu alemden içeri
On sekiz bin alemi gördüm bir dağ içinde
Yetmiş bin hicab geçtim gizli perdeler açtım
Ben dost ile buluştum buldum bir dağ içinde
Körler gibi görmedim söz gibi söyleşmedim
Musa gibi münacaat ettim bir dağ içinde
Gökler gibi gürledim, yeller gibi inledim
Sular gibi çağladım, aktım bir dağ içinde
Bir döşek döşemişler nur ile bezemişler
Dedim bu kimin ola sordum bir dağ içinde
Deprenmedim yerimden ayrılmadım şeyhimden
Aşktan bir kadeh aldım içtim bir dağ içinde
Vardım ileri vardım Levh’i elime aldım
Ayetlerin okudum yazdım bir dağ içinde
Kalpten büyük dağ olmaz o Allah’a doyulmaz
Sohbetine kanılmaz, erdim bir dağ içinde.
Açtım Mekke kapısın, duydum o dost kokusun,
Erenlerin hepisin, gördüm bir dağ içinde
Yunus der ki: Gezerim dost iledir pazarım
Ol Allahın didarın gördüm bir dağ içinde.
Tabiat sadece cömertçe kendini sunmaz bize. Aşkı sevdayı da anlatır. Adeta bizimle söyleşir. Sevgiyi öğretir. Hilkati gösterirken olmayı, kaynaşmayı, cömertliği, vermeyi aşılar. Etiğin, estetiğin alasını beynimize kazır adeta. Ses, nefes ve ruhumuzu güne karıştırarak yaşamayı öğretir bize.
Şemsettin ÖZKAN
10.05.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-eyhedebal.meb.k12tr