İTİBARI İÇİNDE YAŞADIĞIN ORTAM BELİRLER KARAKTERİNİ İSE İNANDIĞIN DOĞRULAR YANİ İTİBAR SANDIĞIN ŞEYDİR KARAKTER İSE OLDUĞUN ŞEY

(Toplumsal İlişkiler 3044)

طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَعْرُوفٌ۠ فَاِذَا عَزَمَ الْاَمْرُ۠ فَلَوْ صَدَقُوا اللّٰهَ لَكَانَ خَيْراً لَهُمْ
“Allah’ın emrine gönülden itaat etmek ve O’nun yolunda mücadeleye hazır olduğunu ifade ederek güzel sözler söylemek! İş ciddiye bindiği ve düşman askerleriyle karşı karşıya gelindiği sırada, Allah’a verdikleri sözü yerine getirselerdi kendileri için iyi olurdu. Fakat sözlerinden dönüverdiler!” (Muhammed/21)

İtibar;saygı görme, değerli bulunma, güvenilir olma yani saygınlık durumu, prestij sahibi olma halidir. Borç ödeme halinde güvenilir olmaktır itibar. Yaşadığın ortamda belirlenir bir bakıma itibarın. Sahip olduğunu sandığın şeydir itibarın. Bir anda sıfırlanabilir de o çok güvendiğin itibarın.

          Karakter ise; bir nesnenin, bir bireyin ya da topluluğun kendine özgü olan, onu başkalarından ayıran temel belirti, onun davranışlarını belirleyen ana özellik ya da bir kimsenin ya da bir insan topluluğunun duygulanma ve davranış biçimi, tutumudur. (Oxford Languages)

          Karakter bir bakıma düpedüz olduğun şeydir. İnandığın doğrularla inşa edersin. Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu der ki; “itibarı, içinde yaşadığın ortam belirler; karakterini ise inandığın doğrular. Yani itibar, sandığın şeydir; karakter ise olduğun şey.”

           İtibarın her geçen gün artarken gün gelir yerle yeksan da olabilir. Yani artar eksilebilir itibar. Halbuki karakter öyle artıp eksilmez. Çünkü o sana özgü bir yapı, davranış kodundur. Seni başkalarından ayıran ana özelliktir. Yani karakter olmaktır itibarsa sahip olmaktır.

           Olmak ve sahip olmak ne kadar farklı iki olgu. Lao Tse “yapmaya giden yol olmaktan geçer,” derken olmak eyleminin itici kuvvetinden söz eder. Meister Eckhart da “insanlar ne yapmaları gerektiğini değil, daha çok ne olduklarını düşünmelidirler” derken olmanın önemine dikkat çeker. Hz. Mevlana da; “ ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözüyle, olmada kriterinin; samimiyet, içtenlik olduğunu söyler. 

          Erich Fromm bu meseleye kafa yormuş ve bu konuda Sahip Olmak ya da Olmak adında bir eser kaleme almıştır. Şöyle der eserinde: “Eğer insan yalnızca ‘sahip olduğu’ şeylerden ibaretse, onları yitirdiğinde, kendini de yitirecek, kim olduğunu bilemeyecektir. Böylece yaşamı yanlış kurmanın sonucunda ortaya yenilmiş, moralsiz, yıkık ve acınacak bir insan çıkar. “Olmak” kavramında ise sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korku yoktur. Olduğum gibiysem ve kişiliğim “olmak” tarafından belirleniyorsa kimse benden bunu alamaz ve kişiliğimin yıkılması tehlikesi doğmaz. Odak noktamı ve davranışlarımı yönlendiren güdüleri, kendi içimde bulurum.” Olmak mı sahip olmak mı? Elbetteki olmak, çünkü insana Allah’ın ve tüm canlıların doğasını anlama imkanını sunuyor.

            Bu yüzden insan itibarına pek güvenmemeli, fıtrattan gelen tertemiz, samimi, dürüst karakterini korumalıdır. Asıl yatırım karaktere yapılmalıdır. Zira insanı insan yapan kişiliğidir, yoksa itibarı, parası, pulu, yatları, katları, malı, mülkü zenginliği değildir. 

Şemsettin ÖZKAN
09.05.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir