(Toplumsal İlişkiler 3193)

اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَالَّذٖينَ كَفَرُٓوا اَوْلِيَٓاؤُ۬هُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُمْ مِنَ النُّورِ اِلَى الظُّلُمَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ
“Allah, iman edenlerin velisi-destekçisi (sahibi, hamisi ve hayra yönlendiricisi)dir ki; onları karanlıklardan nura çıkarır. Kâfir takımının (ve münafıkların) velisi (akıl vericileri) ise tağut (zalim ve şeytani güç odaklarıdır) ki, onları (İslam ve iman) nurundan (ayırıp küfür ve zulüm) karanlıklarına götürüp bırakır. İşte bunlar cehennem ateşinin ehlidir ve orada süresiz kalacak kimselerdir.” (Bakara/257)
Platon’un; (M.Ö.427-M.Ö.347) “karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi, yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır” sözü, aslında insanın hakikatten, adaletten ve aydınlıktan kaçmasını eleştirir. Kur’an-ı Kerim’de bu durum, gerçeği görüp inkâr edenlerin trajedisi olarak ifade edilir.
Bu temayla doğrudan örtüşen temel ayetler şunlardır:
- Bakara Suresi, 257. Ayet: “Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin dostları ise tâğûttur (onları) aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir, orada ebedî kalacaklardır.”
- Burada Hak ve hakikatin aydınlığı yerine, cehaletin seçilmesinin trajedisini vurgular.
- Hadid Suresi, 9. Ayet: “O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indirendir…”
- Bu ayette de indirilen ilahi mesajın, insanları cehalet karanlığından, hakikat aydınlığına çıkardığına işaret edilir.
- Müddessir Suresi, 1-5. Ayetler: “Ey bürünen! (İnziva arzu eden! ) Ayağa kalk ve insanları uyar. Rabbinin büyüklüğünü an. Elbiseni tertemiz tut, maddi manevi kirlerden arın. Pis ve murdar olan her şeyden kaçın.”
- Hakikati anlatmaktan korkmamayı, aydınlığı yaymayı ve her türlü kötülükten (manevi karanlıktan) uzak durmayı emreder.
- Bakara Suresi, 17. Ayet:
- “Bunların (münafıkların) misali, (karanlıkta) ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini (biraz) aydınlattığı (ve tam da zulümattan kurtulduğunu sandığı bir) anda, Allah onların nurlarını giderip (hidayetlerini karartır) ve (artık) göremez (bakar kör) bir şekilde karanlıklar içinde bırakıp (kendi hallerine terk ediverir).”
- Burada da, ışığı (aydınlığı) gören, ama kendi tercihleriyle o ışıktan mahrum kalıp karanlıkta kalanların durumu çok güzel tasvir edilir.
Bu söz, bilgisizlik ve gerçeklerle yüzleşme arasındaki zıtlığı vurgular. Çocukların karanlıktan korkması doğaldır; çünkü bilinmezlikten ürkerler. Asıl acı olan, yetişkinlerin gerçeği temsil eden “aydınlıktan” yani değişimden ve kendi iç gerçekleriyle yüzleşmekten korkmalarıdır.
Sözün açılımı şu temel noktalarda toplanır:
- Bilinmezlik ve Hayal Gücü: Çocuğun karanlık korkusu somut bir tehlikeden değil, hayal gücünün bilinmeyeni doldurmasından kaynaklanır ve tecrübesizlikle affedilebilir.
- Hakikatten Kaçış: Yetişkinler için “aydınlık”, hayatın gerçeklerini, doğruları ve kişinin kendi hatalarını görmesini sağlar. Yetişkinler bu aydınlıkla yüzleşmek yerine konfor alanlarını korumayı tercih ederler.
- Değişim Korkusu: Aydınlık; aydınlanmayı, tabuları yıkmayı ve değişimi gerektirir. Yetişkinlerin aydınlıktan korkması, aslında kendi önyargılarını ve statükolarını kaybetme korkusudur.
Şemsettin ÖZKAN
05.10.2026 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı