ALLAH RIZKA KEFİLDİR AMA İMANA DEĞİL BU YÜZDEN İMANINIZI DERT EDİNİN RIZKINIZI DEĞİL

(Toplumsal İlişkiler 1421)

وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاؕ كُلٌّ فٖي كِتَابٍ مُبٖينٍ
“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki; her türlü rızkı (ve ihtiyacı) Allah’a ait olmasın. (Tek hücreli canlılardan balinalara kadar) Onun yuvasını ve yaşadığı yeri de, gezip dolaştığı geçici yerleri de her an bilir. (Ve zaten) Bunların hepsi, her şeyi açıklayan (ve kayıt altına alan) bir kitabın içindedir.” (Hud/6)

Rızık ve iman… Yüce Rabbimizin bize bahşettiği iki güzel nimettir. Ancak bu nimetlerden rızka Allah (c.c) kefil iken, imana kefil değildir.

              Hz. Ali (r.a) şöyle der; “Allah rızka kefildir, ama imana değil. Bu yüzden imanınızı dert edinin, rızkınızı değil.”

             Önce kefil ne demek, ona bir bakalım. Kefil, alım satım işlemlerinde borçlu olan bir kişinin borcunu ödemediği takdirde onun yerine ödeme yapmayı kabul eden kişiye denmektedir.

             İşte yüce Yaratan bizim bu rızkımıza, yediğimize, içtiğimize, neler elde edeceğimize, hasılı bütün iaşemize, kefil olmuş demektir Hz. Ali efendimizin bu sözünden, elde ettiğimiz nihai netice.

             “Rızık konusunda şüphe etmek, rızkı verenden şüphe etmek demektir” der, Ataullah İskenderi. Hz. Ali efendimiz; “rızık bir insana kısa bir bakıştan daha az sürede gelir” derken vurgulamaya çalıştığı da rızkın sahibinin Allah olduğuna göre onu hızla dağıtanın da yine O olacağının veciz bir dille ifade etmesinden başka bir şey değildir. 

             Ebû Hüreyre’den (radıyallahu anh) nakledildiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın eli doludur. Gece gündüz yaptığı cömertçe lütuflar, O’nun elindekileri tüketmez.”; “Gökleri ve yeri yarattığı günden beri neler verdiğini görmüyor musunuz? (Bütün bu verdikleri) Allah’ın elindeki hiçbir şeyi eksiltmemiştir.” Ve ekledi: “O’nun arşı, suyun üzerindedir. Diğer elinde de terazi vardır (âdildir). O, kimine az verir, kimine de çok verir.” (Buhârî, Tevhîd, 19)Hâlid el-Esedî’nin 
(radıyallahu anh) oğulları Habbe ve Sevâ anlatıyor: Hz. Peygamber bir şeyi tamir etmekle meşgul iken yanına gittik ve ona yardım ettik. O da bize şöyle dedi:  “Başlarınız hareket ettiği (yaşadığınız) sürece rızık konusunda ümitsizliğe düşmeyin. Annesi insanı, kıpkırmızı ve çıplak olarak doğurur. Sonra Yüce Allah onun rızkını verir.” (İbn Mâce, Zühd, 14)

           Ama iman için bu kefillik yok. Çünkü iman insanoğlunun kendi kesbi dahilinde kendisine sunulmuştur. İmana yönelme veya iman etmeme konusunda kendisine tam donanımlı irade verilmiştir. Cüz’i irade (parça istek) ile özgürdür. Bu yüzden Allah’ın (c.c) garanti kapsamı dışındadır.

Şemsettin ÖZKAN

17.05.2024 GÜZELYALI

KAYNAKLAR

1-kuran.diyanet.gov.tr

2-kuranmeali.com

3-pixabay.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.