TANRIM AÇAMADIK İÇİMİZİ ARTIK BULUŞMAMIZ MAHŞERE KALDI NE YELKEN NE GEMİ VAR LİMANDA KAÇMAK BİR UZUN SEFERE KALDI

(Toplumsal İlişkiler 3194)

TANRIM AÇAMADIK İÇİMİZİ ARTIK BULUŞMAMIZ MAHŞERE KALDI NE YELKEN NE GEMİ VAR LİMANDA KAÇMAK BİR UZUN SEFERE KALDI

اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْاَرْحَامِؕ وَمَا تَدْرٖي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَداً وَمَا تَدْرٖي نَفْسٌ بِاَيِّ اَرْضٍ تَمُوتُ اِنَّ اللّٰهَ عَلٖيمٌ خَبٖيرٌ

“Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.” (Lokman/34)

Rüştü Onur (1920-1942) bir şiirinde şöyle der:

“Tanrım açamadık içimizi Artık buluşmamız mahşere kaldı Ne yelken ne gemi var limanda Kaçmak bir uzun sefere kaldı Mercan bir sahildeymiş gemiler Bulmak kasvetli günlere kaldı.”

Bu dizeler, Türk edebiyatının önemli şairlerinden Rüştü Onur’un “Nedamet” adlı şiirinde geçer. Şiir; dünyevi kavuşmaların imkansızlığını, çaresizliği ve ölüm/ahiret (mahşer) fikrini işler. Bu derin melankoli, pişmanlık ve ayrılık temaları, Kur’an-ı Kerim’de yer alan bazı kavramlarla anlam dünyasında paralellik gösterir.

1. “Artık Buluşmamız Mahşere Kaldı” Teması

Şairin, dünyada içini dökemediği sevdikleriyle ancak kıyamet günü, yani mahşerde bir araya gelebileceğini ifade etmesi, Kur’an’da insanların dünyevi bağlarının kopacağı ve hesap gününde toplanacağı ayetlerle örtüşür:

  • Abese Suresi, 34-36. Ayetler: “(O gün) kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacaktır.”
  • Bu ayet, dünyadaki dünyevi ilişkilerin hesap gününde nasıl tamamen farklı bir boyuta taşınacağını ifade eder.
  • En’âm Suresi, 94. Ayet: “(Allah şöyle der:) Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi bize tek başınıza geldiniz. Size verdiğimiz nimetleri de arkanızda bıraktınız…”
  • 2. Çaresizlik ve “Kaçmak Bir Uzun Sefere Kaldı” Vurgusu
  • Şiirdeki limanda geminin kalmaması ve başka bir çare bulunamaması durumu, insanın mukadderat (kader) karşısındaki acziyetini ve ölüm gerçeğini simgeler. Dünyadan kaçışın, ancak ölümle (uzun sefer) mümkün olabileceğini hissettirir:
  • Lokman Suresi, 34. Ayet: “Şüphesiz, kıyamet saatinin bilgisi yalnızca Allah katındadır… Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz
  • Allah hakkıyla bilendir, her şeyden haberdardır.”
  • Âl-i İmrân Suresi, 145. Ayet: “Allah’ın izni olmadıkça hiçbir kimse ölmez. (Ölüm) belirli bir süreye (ecel) bağlanmıştır…”
  • Şairin dile getirdiği bu dünyevi tükenmişlik ve kavuşmanın ahirete ertelenmesi düşüncesi, inanç terminolojisinde “vuslatın (kavuşmanın) öte tarafa kalması” veya “dünya sürgünü” metaforuyla örtüşür.

Şair, genç yaşta kaybettiği eşinin (Mediha Sessiz) ardından yazdığı bu eserde, çaresizliği, derin bir yalnızlığı ve daha da önemlisi kavuşmanın imkansızlığını işler.

  • “Tanrım açamadık içimizi / Artık buluşmamız mahşere kaldı:”
  • Hayattayken sevilen kişiye karşı duyguların tam anlamıyla ifade edilemediğini veya içsel olarak bir türlü tam bir kavuşma/bütünleşme yaşanamadığını belirtir. Bu dünyada bir araya gelme umudunun tükendiğini, gerçek kavuşmanın ancak kıyamet gününe (mahşere) kaldığını ifade eden derin bir çaresizliktir.
  • “Ne yelken ne gemi var limanda / Kaçmak bir uzun sefere kaldı:”
  • Şairin içinde bulunduğu durumdan, acıdan veya gerçek dünyadan kaçıp uzaklaşmak için tutunacak hiçbir umudunun (yelken veya gemisinin) kalmadığını gösterir. Artık tek kurtuluşun, ölüm olarak simgelenen “uzun bir sefere çıkmak” olduğu vurgulanır.

Şemsettin ÖZKAN
06.10.2026 GÜZELYALI

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir