(Toplumsal İlişkiler 3144)

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهٖ نَفْسُهُ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرٖيدِ
“Şu kesin bir gerçektir ki, insanı elbette Biz yarattık ve (her an) nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu (ve içinden neler geçirip durduğunu dahi) biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Bütün organlarını, organizmalarını, hücre yapılarını ve hayat sırrını her an Biz yaratıp yararlandırmaktayız.)” (Kaf/16)
“subat_mucizem” adlı sosyal medya kullanıcısı güzel bir paylaşım yapmış. Daha güzel nasıl anlatılabilirdi ki. Şair kalbiyle cevap vermiş: “Yalnızım diyememiş de; “kimsenin Fatiha bilmediği bir köyde öldüm” demiş şair.”
Ölmüşüm de dua edenim yok! Ne incelik! Ne güzel söylemiş. Ama şunu bilsin şair kaliteli yalnızlık saçma insanlarla olmaktan iyidir.
Şairin kullandığı bu derin çaresizlik ifadesi en büyük korkusunu ve kimsesizliğini temsil eder. Maneviyata göre bu yalnızlık geçicidir; çünkü insan nerede olursa olsun, Yaradan kuluna her an şah damarından daha yakındır.
Bu duyguyla ve mutlak yalnızlığa düşmemekle ilgili Kur’an-ı Kerim’deki temel ayetler şunlardır:
- İnsana Şah Damarından Yakın Olan Allah: Kulunun halini bilmesi ve ona cevap vermesi için kimsenin “Fatiha” bilmesine gerek yoktur. Allah her an kulunu duyar.
- “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona fısıldadıklarını biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kâf Suresi, 16. ayet)
- Allah’ın Her Şeyi İşitip Yanıtlaması: Nerede, hangi şartlarda veya ne kadar kimsesiz kalınırsa kalılsın, dua eden ile Rab arasında hiçbir engel yoktur.
- “Kullarım sana, beni sorduğunda (bilsinler ki) ben şüphesiz onlara çok yakınım. Bana dua ettiğinde, dua edenin duasına cevap veririm…” (Bakara Suresi, 186. ayet)
- Asla Yalnız Bırakmayan Dost: İnsanlar terk etse veya anlamasa bile, Allah’ın kulunu koruyup kollaması her zaman devam eder.
- “Siz nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” (Hadîd Suresi, 4. ayet)
- O’na Güvenmek: Dünyevi anlamda tam bir kimsesizlik ve çaresizlik yaşansa da, sığınılacak yegâne merci Allah’tır.
- “Allah, kuluna kâfi değil midir?” (Zümer Suresi, 36. ayet)
Bu çarpıcı dize, insanın sadece fiziksel olarak değil, ruhsal, kültürel ve duygusal olarak da yapayalnız kalmasını anlatan en derin metaforlardan biridir. Şair burada “kimsesizliği” ve “anlaşılmamayı” vurgulamaktadır.
Sözün derinlemesine açılımı şu şekildedir:
- Ruhsal Kopuş: Köyde yaşamak insanların birbirini tanıdığı bir düzeni akla getirir. Ancak şair, kendi etrafında ona yardım edecek, onu anlayacak veya onunla aynı ruhsal dili konuşacak tek bir insan dahi olmadığını anlatır.
- Anlaşılmamak ve Yas: “Fatiha” bir Müslümanın ardından okunan en temel duadır. Şairin öldüğünde arkasından bu duayı okuyacak birinin olmaması, onun bu dünyadan tamamen unutulmuş, kaybolmuş ve kimsesiz olarak ayrılmasını temsil eder.
- Derin Yabancılaşma: “Yalnızım” demek çok düz ve sıradan bir ifadeyken, bu dize yalnızlığın doğduğu yerde bir yabancı gibi kalmayı, kimsenin seni uğurlayamayacak kadar uzağında olmayı ifade eden edebi bir isyandır.
Edebiyattaki bu tür çarpıcı aforizmalar; kişinin içsel sürgününü, çevresiyle kurduğu bağın ne kadar zayıf veya kopuk olduğunu gözler önüne sermek için kullanılır.
Şemsettin ÖZKAN
17.08.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-Al Bakışı