İLİMLE DİN BİRBİRİNDEN AYRILDIĞI TAKDİRDE DİN İNSANLARI GERİ KAFALILIĞA İLİM İSE ATEİZME SÜRÜKLER

(Toplumsal İlişkiler 3132)

İLİMLE DİN BİRBİRİNDEN AYRILDIĞI TAKDİRDE DİN İNSANLARI GERİ KAFALILIĞA İLİM İSE ATEİZME SÜRÜKLER

وَكَاَيِّنْ مِنْ اٰيَةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ

“Göklerde ve yerde nice ayetler (Allah’ın varlığını ve harika sanatını gösteren öyle belge ve alâmetler) vardır ki, (gafiller) onların (nice mucizeler ve mükemmel nimetler barındıran varlıkların) yanından hiç düşünmeden (ve Yüce Yaratıcı’yı hatıra getirmeden), yüz çevirerek geçip gitmektedirler.” (Yusuf/105)

İslam din ve bilimi birbirinden ayırmaz. İkisini birlikte götürür. Din olmadan bilim güdük kalır. Bilimsiz din insanı yobazlığa sürükler. Bu ikisi et ve tırnak gibidir. İkisini ayırmaya yeltenenler, çatıştıranlar kaos üretmektedirler.

Bakınız, Bosna’nın bilge kralı Aliya İzzetbegoviç; “ilimle din birbirinden ayrıldığı takdirde; din insanları geri kafalılığa, ilim ise ateizme sürükler” derken, tam olarak anlatmaya çalıştığı da, insanların bunları ayırarak tam bir fetret yaşadıkları psikolojik, sosyolojik, kaotik ve stresli ortam değil midir?

Din ve bilim arasındaki ilişkiyi çatışma yerine bütünleştirici ve diyalog odaklı bir yaklaşımla ele almak gerekir. Bilimsel verilerin evrenin işleyişini açıkladığını, dini değerlerin ise varoluşa anlam ve ahlaki rehberlik sunduğunu ve bu iki alanın birbirini tamamlayan pencereler olduğunu görmemiz elzemdir.

Bu yüzden okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni “her şeyin yaratıcısı Allah’tır” diye öğretirken, Fen Bilgisi öğretmeni “doğa kendi kendini yaratır, kendiliğinden oluşmuştur” gibi cümleler kurmamalıdır. Bu tip öğretim insanları ateizme sürüklemesi kaçınılmazdır. Bilimden yoksun öğretilen dinin de insanları bağnazlığa, taasuba, geri kafalı yobaz bir anlayışa evrildiğini de görmemiz şarttır.

“Dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır” sözü, bu iki kavramın birbirinden ayrıldığında insanlığa ve ahlaka vereceği zararları en net şekilde özetler. Biri pusulasız bir güç, diğeri ise temelsiz bir inanç yaratır.

Dinsiz İlim (Ahlaksız Bilim)

Bilimin ve ahlakın manevi değerlerden kopması, insanlığın felaketine yol açabilecek sonuçlar doğurabilir.

  • Vicdansız Teknolojik Güç: Manevi ve etik değerlerden yoksun bir bilim; doğanın hoyratça sömürülmesine, çevre felaketlerine ve yıkıcı silahların (örneğin nükleer silahlar) üretilmesine zemin hazırlar.
  • İnsani Değerlerin Yitirilmesi: İnsanı yalnızca biyolojik bir varlık veya makine olarak gören materyalist bir yaklaşım; empati, merhamet, adalet ve fedakarlık gibi yüce duyguların kaybolmasına neden olur.
  • Değerleri Yıkıcı Hırs: Sınır tanımayan bir bilimsel hırs, insan onurunu hiçe sayan deneylere veya genetik müdahalelerde etik sınırların aşılmasına yol açabilir.

İlimsiz Din (Cahil / Bağnaz İnanç)

Temel İslami kaynakların (Kur’an-ı Kerim ve sünnet) doğru bilgi, akıl ve bilimle desteklenmemesi durumunda din, istismara açık hale gelir.

* Bağnazlık ve Fanatizm: Bilginin ve analitik düşüncenin eksik olduğu bir inanç, hurafelere, dogmatizme ve şekilciliğe dönüşür. Bu durum insanları fanatikleştirir.
* Istismara Açık Olma: Cahil kitleler, dini kendi çıkarları için kullanan istismarcılar ve sahte rehberler tarafından kolaylıkla manipüle edilebilir.
* Hayattan Kopukluk: Akla ve çağın gerektirdiği bilimsel verilere sırt çeviren bir din anlayışı, toplumsal sorunlara çözüm üretmekten uzak kalır ve insanları geriliğe sürükler.

İslamiyet’in ilk emrinin “Oku” olması, dinin daima bilgiye, tefekküre ve öğrenmeye dayandığını gösterir. Bilim ve din birbirinin alternatifi değil; insanı maddi ve manevi anlamda kemale erdiren birbirini tamamlayıcı iki unsurdur.

Şemsettin ÖZKAN
05.08.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir