(Toplumsal İlişkiler 3127)

حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ
لَعَلّٖٓي اَعْمَلُ صَالِحاً فٖيمَا تَرَكْتُ كَلَّا اِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَٓائِلُهَا وَمِنْ وَرَٓائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
“Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.” (Mü’minun/99,100)
Konya’nın ümmi evliyalarından Ladikli Ahmet Ağamızın; “dünyaya bir daha mı geleceğiz deyip, her türlü harama bulaşanlara söyleyin, ahirete iki defa mı gideceğiz?” sözü, insanın bu dünyada gelişigüzel davranışlar sergileyip, hesapsız kitapsız yaşanmaması konusunda ne güzel ikazdır.
Bu söz, onun bilgelik dolu bir uyarısıdır. İnsanın dünyaya sadece bir kez gelme düşüncesini sorumsuzluk ve günahkarlık için bir bahane olarak kullanmasına karşı, ahiret hayatının da tek ve telafisi olmayan bir gerçek olduğuna dikkat çeker.
Sözün temel anlamı şudur:
- Sorumluluk Bilinci: “Dünyaya nasıl olsa bir kez geleceğim, hayatımı günahla da olsa dilediğim gibi yaşayayım” diyenler yanılır. Çünkü bu hayatın bir daha tekrarı yoktur.
- Tek Şans: Dünyaya ikinci kez gelme şansı olmadığı gibi, hesabı vermek üzere gidilecek ikinci bir ahiret de yoktur.
- Ölümün Kesinliği: Ahiret ve hesap tek seferliktir. Bu nedenle insanın, elindeki bu tek ve geri dönüşü olmayan hayatı “nasıl olsa bir kere geliyoruz” diyerek harcamaması, iyilikle ve doğrulukla yaşaması gerektiği vurgulanır. Bu söz, hayatın bir prova değil, telafisi olmayan tek seferlik bir sınav olduğunu hatırlatan derin bir uyarıdır.
Mevlânâ’ya göre bu dünya, var gibi göründüğü halde aslî gerçekliği olmayan bir mutlak bir yokluk (adem-i mutlak), öte dünya ise yok gibi göründüğü halde gerçekte var olan mutlak bir varlıktır (hestî-yi mutlak). İnsan nefsanî ve cismanî bağlardan azat olarak bulunduğu ulvî ve latif bir âlemden, maddeye ve bedene hapsedilerek indirildiği süflî ve kesif bir âleme indirilmiştir. Bu yüzden insan varlığının asli unsuru olan ruh öte dünyaya, yani gerçek vatanına özlem duymaktadır.
“Dünya, âhiretin tarlasıdır” hadisinde de işaret edildiği gibi dünya ve dünya hayatı, gerçekte, öte dünyada insanı bekleyen sonsuz bir saadetin veya azabın tohumlarının atıldığı ve meyvelerinin devşirildiği bir tarlaya benzemektedir.
Mevlânâ:“Bu dünya bir dağdır, bizim işimizse bağırmaktır;
bağırmaların yankısı yine bize gelir” sözüyle bunu dile getirmekte, bu dünyada yapıp ettiklerimizin karşılığının bir aksiseda gibi bize geri döneceğini, ne ekersek onu biçeceğimizi, nasıl yaşarsak öyle dirileceğimizi ifade etmektedir.
Bu yüzden bu hayata asla bir şans daha verilecek gözüyle bakmamalıdır. Tekrarı olmayan tek oturumluk bir sınav gözüyle yaklaşılmalıdır.
Şemsettin ÖZKAN
31.07.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-merhabahaber.com
4-Al Bakışı
5-suskunduvar.com