SÖYLEMESİ AYIP AMA YAPMASI AYIP DEĞİL İŞTE ATTIĞINIZ TOHUMLARDAN YETİŞEN AHLAK

(Toplumsal İlişkiler 3122)

SÖYLEMESİ AYIP AMA YAPMASI AYIP DEĞİL İŞTE

اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ

“İman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, işte onlar da, insanların en hayırlı olanlarıdır.” (Beyyine/7)

Ah şu çağdaş dünyanın ahlak anlayışı yok mu? Bir şeyi söyler lakin yapmaz. İnsana bir şeyler öğretir ama yaptırmaya teşvik etmez. Öğretir eğitim sistemleri lakin eğitmez. Lafın edebiyatını yapar, sözü dillere hapseder gelin görün ki o güzelliklerin yapılmasına kapı aralamaz.

Dostoyevski “söylemesi ayıp, ama yapması değil, işte attığınız tohumlardan yetişen ahlak” derken, ta o zamanlardan eleştiri yağmuruna tutar, bu yeni yetme ahlak anlayışını.

Dostoyevski’nin Stepançikovo Köyü” eserinde geçen, bireylerin veya toplumun ahlaki çöküşünün sorumluluğunun yine kendilerine ait olduğunu vurgulayan, hased ve taklitçiliği eleştiren sarsıcı bir sözdür bu.

Sözün Temel Anlamı ve İçeriği:

  • Tohum ve Yetişen Ahlak: İnsanların davranışları, düşünceleri ve topluma yaydıkları (attıkları) hased, kötü niyet, bencillik veya taklitçilik (tohum), zamanla onların karakterini ve toplumun ahlaki yapısını (yetişen ahlakı) oluşturur.
  • “Söylemesi Ayıp, Yapması Değil”: Başkalarında olanı kıskanıp taklit etmenin veya kötü niyetli davranmanın söze dökülmesinin (başkalarının gözüne batmasının) utanç verici olduğunu, ancak bu davranışın fiilen yapılmasının o kişi için “normal” veya “ayıpsız” görüldüğü çelişkili bir çürüme halini ifade eder.
  • Sorumluluk Vurgusu: Bu söz, insanların kötülükleri başkalarına yüklemeden önce, kendi iç dünyalarında ve davranışlarında yarattıkları yozlaşmaya bakmaları gerektiğini hatırlatır.

Kısaca; kendi ektiğiniz kötü tohumların (davranışların/ niyetlerin) sonucuna katlanmak veya o sonucu yaşamak anlamında kullanılır. Kötü bir ahlakın, bireyin kendi elinden çıktığını vurgulayan bir öz eleştiridir.

Burada ısrarla üzerinde durulması gereken bir konuda söylenen şeyle yapılan şeyin birbirini tutmamasıdır. Söz ve davranış çelişkisi, bir bireyin dile getirdiği düşünceler, değerler veya vaatler ile sergilediği eylemlerin birbirini tutmaması, örtüşmemesi durumudur. Bu durum, toplumsal ve kişisel ilişkilerde güvenin en temel yıkıcı unsurlarından biri olarak kabul edilir.

Söz ve Davranış Çelişkisinin Temel Özellikleri:

  • Güven Kaybı: İnsan ilişkilerinde tutarlılık güveni sağlar; çelişki ise inandırıcılığı yok eder.
  • İkiyüzlülük/Samimiyetsizlik: Söylenen sözlerin eylemlerle desteklenmemesi, durumun bir yalan veya menfaat ilişkisi
  • olduğuna işaret eder.
  • Kişilik Karakteri: Davranışlar, sözlerin doğruluğunu ispatlayan delillerdir; davranış sözü desteklemiyorsa, söz havada kalır.
  • Etik ve Ahlaki Boyut: Söz ve davranış birliği, kâmil insan olmanın, dürüstlüğün ve ahlakın temel şartlarından biri olarak görülür.
  • Nedenleri ve Yansımaları:
  • Toplumsal Rol Modeller: Öğretmenler, liderler veya ebeveynler gibi örnek alınan kişilerin söz ve davranışlarının uyumlu olması beklenir, aksi halde güven kaybı yaşanır.
  • İnanç-Eylem İlişkisi: Özellikle inanç sistemlerinde, kişinin söylem ve eylemlerinin inancına ters düşmemesi gerektiği vurgulanır.
  • Davranışın Gücü: İnsanlar güzel sözler duymak istese de, nihayetinde davranışlar, sözlerden daha kalıcı ve belirleyici bir etkiye sahiptir.

Özetle, sözler insanın niyetini, davranışlar ise gerçek yüzünü ortaya koyar. Davranışlar, sözlerin doğruluğunu kanıtlayan en somut delillerdir.

Şemsettin ÖZKAN
26.07.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir