GÜL DEDİĞİN NEDİR SENİN ÜÇ BEŞ DİKEN BİRAZ YAPRAK ÖMÜR VAR YA ÖMÜR ÇOK SEVDİĞİN ÜÇ BEŞ NEFES SONRA TOPRAK

(Toplumsal İlişkiler 3105)

GÜL DEDİĞİN NEDİR SENİN ÜÇ BEŞ DİKEN BİRAZ YAPRAK ÖMÜR VAR YA ÖMÜR ÇOK SEVDİĞİN ÜÇ BEŞ NEFES SONRA TOPRAK

يَتَخَافَتُونَ بَيْنَهُمْ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا عَشْراً

نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ اِذْ يَقُولُ اَمْثَلُهُمْ طَرٖيقَةً اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا يَوْماً

“On günden fazla kalmadınız” diyerek aralarında fısıldaşırlar.”

“İçlerinden en aklı başında olanı, “Hayır, ancak bir gün kaldınız” der. Halbuki söyledikleri şeyi en iyi biz biliriz.” (Taha/103-104)

Ömür dediğin ne ki? Birkaç günlük fasıl değil mi? Bahçeye diktiğin mevsimi geçince solan güller değil mi? Ne kadar kısa değil mi şu hayatımız? Gelin görün ki insan hiç bitmeyecek gibi davranıyor. Tükenmek nedir bilmeyen hırs, deli öfke, kapkara sevda, telaş içinde koşuşturmalar içinde, bir de bakmış ki, sadık yari kara toprak onu çağırıyor.

Hz. Mevlana der ki; “Gül dediğin, Nedir senin? Üç beş diken, biraz yaprak … Ömür var ya ömür, Çok sevdiğin! Üç beş nefes, sonra toprak…”

Telafisi olmayan tek şey zamandır. Geçme diyemezsin, geçmişe gidemezsin, geçmişi bugüne taşıyamazsın, yaşadıklarını silemezsin” denilmesi, zamanın önemini ortaya koyar. Geçme ey zaman dersin geçer gider, çocukluğuma şöyle bir gitsem desen maziye gidemezsin, şu eski günleri bugüne bir günlüğüne de olsa getirsem desen getiremezsin, yaşanan kötü şeyleri ve acıları sileyim desen silemezsin. Anlayacağınız telafisi mümkün değil şu zaman denen şeyin.

Kenan Cengiz’in; “zamanı sordum İbni Haldun’a; “bekleyince yavaşlar” dedi “gecikince hızlanır, üzülünce can yakar, mutlu olunca kısalır, acı çekince bitmek bilmez, sıkılınca uzar.” sözü ne kadar güzel! Doğrusu izafiyet (zamanın göreceliği, uzay zaman bükülmesi) teorisi bu kadar sözlere dökülemezdi. Nedir uzay zaman bükülmesi? 

Uzay-zaman bükülmesi, Einstein’ın Genel Görelilik Teorisine göre, gezegenler ve yıldızlar gibi kütleli cisimlerin, evrenin dört boyutlu dokusunu (uzay ve zamanı) bir çarşaf gibi eğip bükmesi olayıdır. Bu bükülme, kütle çekimini oluşturur ve bükülen bölgelerde zaman daha yavaş akar. Bu olgu, ışığın yolunun sapması ve zaman yavaşlaması gibi etkiler yaratır.

Uzay-Zaman Bükülmesinin Temel Özellikleri:
* Kütle Etkisi: Güneş veya kara delik gibi devasa kütleler, etraflarındaki uzay-zamanı yoğun bir şekilde büker.
* Yerçekimi: Newton’un aksine Einstein, yerçekiminin bir kuvvet değil, uzay-zamanın geometrisinin bükülmesi olduğunu açıklar.
* Zaman Genleşmesi: Bükülme ne kadar güçlü olursa (örneğin kara deliğe yakınlık), zaman o kadar yavaş akar.
* Işık Sapması: Işık, bükülmüş uzay-zamanda doğrusal gitmek yerine kütlenin etrafından bükülerek geçer. Uzay-Zaman Bükülmesi Örnekleri:
* Dünya’nın Yörüngesi: Dünya, Güneş’in oluşturduğu çukurun etrafında “doğal” bir yol olarak döner.
* Kara Delikler: Işığı bile hapsedecek kadar aşırı bükülme yaratan kozmik yapılardır.
* Kütle Çekimsel Merceklenme: Uzak galaksilerin ışığının, aradaki kütleli gök cisimleri tarafından bükülerek görüntülenmesi.

Şemsettin ÖZKAN
09.07.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir