(Toplumsal İlişkiler 3093)

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِؕ وَبَشِّرِ الصَّابِرٖينَ
“Şüphesiz ki sizi biraz korku ve açlık; (ayrıca) mallardan, canlardan ve ürünlerden azaltma (fakirlik) ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara/155)
Hayattan çok şey bekliyor insan. Öyle ki, karşılaşılan en sıkıntılı durum için hemen; “bu muydu uğruna annemin karnını tekmelediğim hayat?” serzenişini yapıyor. Evet uğruna çok sabırsızlandığın hayat bu.
Bu fakir de hayatı doğru dürüst tanıyamayanlardan. Öyle ki hayat üzerine habire şiirler yazmışız durmuşuz. Üstelik Hayat 1, Hayat 2,3 diye. 1981 Konya mahreçli “HAYAT I” şiirim mısralara şöyle dökülüvermiş:
Söze yine hayat diyerek başlamak istedim,
Bilmem ki ondan bir gam alıp gülemedim.
Sevda fırtınalarında yalnız benim o küçük yelkenli,
Diyeceksin dediler bana; “Bu hayatta sevmemeli.”
Sahillere boşalan o yağmur sularıyla seni bekledim,
kumsalda geceledim.
Biçare gönlüm kendi yurdunda döndü yabana,
İşte böyle kendimi bir türlü anlatamadım hayata…
1996 Örnekköy mahreçli “Hayat 2” şiirimde de köylerde öğretmenlik yıllarındaki hayatımı anlatmışız:
Çalkalanır yüreğim sevgilere,
Oysa sevgiler çarmıha gerilir,
Mezopotamya ovalarında.
Aşk yağmurları kesilirken,
Toprak yarılır aşka susuzluktan.
Putlar soyutlaşırken,
İnsanlar kentlerde kokuşur.
Bakır rengi akşamlarda
Bozkırlara at sürerim,
Kaçarım kendimden.
Saatin tik takları
Mızrak olup saplanır içime.
Magazin kokar Köy kahvehaneleri. Hükümetler kurulur, Hükümetler yıkılır masalarda. “Mihribân”ı söyler âşıklar, Her sazı Ellerine aldıklarında. Tıngır mıngır gider Köy otobüsleri, Ciğerler toz cigarası sarar, Bozuk köy yollarında. Bireyselleşme Toplum tarzı olur, Yeni köy yasalarında. İnsanlar yalnızlaşır, Köylerde kentlerde. Alt alta, üst üste,Yan yana yaşarlarken.
1997 Konya mahreçli “Hayat 3” şiirimde de mistik bir bakış açısıyla hayatı irdeliyoruz:
Fikir matkabıyla zaman delen,
Bu aşk meyhanesinin kadehi yok.
Habire kederine ağlayan göz,
Şu feyizsiz gözlerinde katre yok.
Bilseydi mey aşkın ne olduğunu,
Dolu kadehleri kırar ağlardı.
Tabut bilseydi içinde gideni,
Omuzda giderken durur ağlardı.
Bilseydi ilmeği geçiren cellat,
Kalbi taş olsa sevgiden ağlardı.
Bilseydi encamını bir gün hayat,
Fena fi’l aşkta haline ağlardı.
Bilse tekin olmadığını kervan,
Burda durmaz meçhule yol alırdı.
Bilse hazanın atisini gülşen,
Al gülüm aşiyanım der ağlardı.
Hayatı tanımanın yolunun hayatı yoktan var eden yüce Rabbimizin kutsal kitaplarında tanımladığı hayat olduğunu düşünüyorum. Yukarıda geçen Bakara/155. Ayete ek olarak şu ayetlerde bize bir bakış açısı sunuyor hayat hakkında:
* İnşirah Suresi, 5-6. Ayetler: “Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, doğrusu zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (Bu ayet, zorlukların geçici olduğunu ve ardından ferahlığın geleceğini müjdeler.)
* Bakara Suresi, 286. Ayet: “Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar…” (İnsanın taşıyamayacağı yükle sınanmayacağını belirtir.)
* Ankebut Suresi, 2-3. Ayetler: “İnsanlar, ‘İnandık’ demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar? And olsun, onlardan öncekileri de denedik…”
* Mülk Suresi, 2. Ayet: “O, hanginizin daha iyi amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır…”
Şemsettin ÖZKAN
27.06.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Şemsettin ÖZKAN, AŞK TUTULMASI (Şiirlerim) alıntı