(Toplumsal İlişkiler 3081)

وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌؕ وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُۘ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ
“(Oysa) Bu dünya hayatı, sadece bir oyun ve (eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadan ibarettir. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Keşke (insanlar bu gerçeği) bilmiş (ve gereğini yerine getirmiş) olsalardı.” (Ankebut/64)
Gurbet kavramı Kur’an’da geçmez, fakat insanın bu dünyadaki serüvenine vurgu yapılırken, geçici iskanla bu gezegende bulunduğu anlatılır. İnsanın asıl yurdundan koparılıp bu aleme geldiği anlatılır.
Hz. Mevlana ünlü eseri Mesnevi’de insanın bu yaban ellerde kalışını, ney ve kamışlık anaforuyla çok güzel işler: “ Dinle, bu ney nasıl hikâye ediyor, ayrılıklardan nasıl şikâyet ediyor. Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın… Herkes ağlayıp inledi. Ayrılıktan parça parça olmuş kalp isterim ki, derdimi açayım. Aslından uzak düşen kişi, yine kavuşma zamanını arar. (1-4. Beyitler)
Özlem çekip acıların en zorunu yaşamak, hayatın en dik yokuşunu yalnız başına tırmanmak gurbetin diğer adı olsa gerek. Bugün doğduğu yeri, sevdiklerini gerekçeleri farklı farklı da olsa bırakıp farklı coğrafyalarda yaşamak zorunda kalan milyonlarca insanımız var. Bu insanlarımızın vatanlarını, sevdiklerini geride bırakıyor ancak yanında götürdükleri bir şey var o da duygusal acıları. Mevlana hazretleri de Konya’ya uzaklardan geldi. Gurbeti en iyi bilenlerdendir. Ben gurbette değilim gurbet benim içimde diyenlerdendir.
Mevlana’ya göre dünya da bir gurbettir. Bu dünyanın kahrını çekmek istemeyen ancak Rabb’ine kavuşunca bundan kurtulabilir. Ney’den kasıt insandır. İnsan sesine en yakın enstrüman neydir. Neyi kamışlıktan asıl vatanından kesip, içini oyup, dışını ateşle dağladıklarından beri, derdini anlatmaya çalışıyor, şikayet ediyor diyor ama aslında etmiyor surreal gerçekçi bir yaklaşım sergiliyor. “Pür melalimiz bu” demek istiyor.
Dağların ardını gurbet sanırdım. Meğer gidenin ardında bıraktığı yermiş, gurbet. İnsan sevdiklerini kaybedince veya toprağa verince de kendini gurbette hissediyor. Bu fakir de gurbeti şiirlerinde ilmek ilmek dokumuştur. 1983 Konya mahreçli “Gurbet l” şiirinde şöyle dillendiririz gurbeti;
Uçun kuşlar uçun gelmez bu illere yaz
Gönül ufukları kapalıdır açılmaz
Cefa eden dilberleri hiç de ağlamaz
İçime beliren bir yabancı gibiyim.
Çalınır nağmelerde hep makam-ı saba
Seni hatırlatır bana düşen her damla
Mahrum etme gurbet onu benden ayırma
Sensizlikten şu ellerde üşür gibiyim.
2019 Konya mahreçli “Şu Gurbet Eller” şiirimde de gurbet insanının ahvali anlatılır:
Şu gurbet ellerde
Karanlığa kalırsın.
Han duvarlarında
Gölgesi büyür dertlerinin,
Yüreğinden yanarsın.
Sen doldur dertlerim ben içerim.
Seyyah olup şu âlemi gezerim.
Şu gurbet ellerde
Yüreğinin derinliklerine
Kara bulutlar toplarsın.
Dokunma gözlerim yağmur dolu,
Dertler içimde kopkoyu,
Beni sevdalara salarsın.
Sen doldur dertlerim ben içerim
Seyyah olup şu âlemi gezerim.
Şu Tuz Gölü’nün üstünde
Döner allı yeşil turnalar,
Taşır sevdalı mektuplar.
Görürseniz o yâre,
Hasret çeker gönlü deyin.
Şu gurbet ellerde,
Yüreği yanmış deyin.
Sen doldur dertlerim ben içerim
Seyyah olup şu âlemi gezerim.
Şemsettin ÖZKAN
15.06.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com